1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Medyatik evrim
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Medyatik evrim

A+A-

Medyanın gerçek amacını kavramak oldukça zorlaştı. İnanın gazetelerimizi okudukça, televizyon kanallarımızı izledikçe karamsarlaşıyorum.

Neredeyse halka hizmet eden hiçbir kurumumuz kalmayacak. Halkı hizmetkar olarak görüp, halkın yararına değil, halkı kendi yararına kullananlarla çevrildi etrafımız.

Ben de kendimce bir medya mensubu olmaya çabalarken, saflarımı halktan yana seçtikçe, çemberim daralıyor diye üzülüyor, fakat yüreklendikçe de halkla birlikte harekete edecek alanları belirlemeye çalışıyorum işte.

***

Temel sorun ortada: Medya mı halka, halk mı medyaya hizmet etmeli?

Ne yazık ki dünyada, kapitalizmin ve liberal akımların da etkisi ile medya, ticari amaçlarla yaşamını sürdürme telaşına düştü son zamanlarda. Kıbrıs’ın kuzeyindeki telaş da buna kendisini iyice kaptırdı vesselam.

Ticari kazancı artırdıkça zenginleşen, sonra da medyanın temel amacını ve etik kurallarını unutarak zenginleşmenin her koşulda mubah olduğunu düşünmeye başlıyor medya patronları. Bu amaçlarla hareket ettikçe gücüne güç katan bazı medya patronlarının başını döndürüyor; etik dışılığın kol gezdiği bir ortamda dimdik ayakta kalmayı marifet sayıyorlar.

Medyanın ayakta durabilmesinin tek koşulu haine dönüşmekte olan reklam sayesinde bu güç kontrol edilmesi zor, halk yararına çalışan medyadan uzaklaşan bir eğilim içine düşülmesine zemin yaratıyor. Oysa kamu hizmeti vermek amacı ile ortaya çıkan medya, kâr amacı çelişkisinin pençesinde kalmış, direnemez pozisyonda, kişisel çıkarlara hizmet etmenin telaşında yarışıyorlar adeta.

Kâr elde edebilmek uğruna bağımsızlıktan ve güvenirlikten uzaklaştıkça uzaklaşıyorlar.

***

Ticarileşen medya, kamu hizmeti sağlayarak toplumları ve bireyleri korumak uğruna vermeleri gereken hizmetten uzaklaştıkça uzaklaşıyor. Kamuoyunun kadere dönüşen belli başlı konular hakkındaki kanaatlerini oluşturmaya katkı sağlamak yerine, izlenme oranlarını artırarak kişileri etkilemek, reklam pastasından en büyük payı almak için mücadele verir oldular. Çünkü biliyorlar ki, ticari gücünü artırdıkça rekabeti artacak, rekabet edebilirliği arttıkça da iktidarlar karşısındaki etkisini artıracaklar. Bu sayede çıkara dayalı siyasi yapılanmalar içerisinde, kişisel çıkarları için daha çok söz söyleme, gücüne güç katma potansiyelleri artacak. Açıkçası okur veya takipçi “tüketici”, izlenme oranı da “bireyleri etkileme gücü” olarak algılanarak demokrasiye de zarar veren boyutlara ulaşıyor.

***

Ne yazık ki, medya tıpkı iktidarlar gibi “dayatan otoritelere” dönüşmeye başladı!

Medya kamunun zihnini kontrol etmeye, belleğini yeniden oluşturmaya başladı. Bu durum, medyanın, ellerindeki araçlarla medya kurumunun ileri gelenlerinin veya tek başına medya patronlarının görüşlerinin topluma yayılmasına, propaganda amacı ile gerçekleştirilen yayınların artmasına sebep oluyor.

Daha açıkçası: “Düşünmeyin!; Aklınızı kullanmayın!” diye bağıran bir medya sektörü oluşturulmakta! Çünkü düşünmek, aklı kullanmak, iktidarın da medyanın da egemenliğine katkı sağlayarak, kendi varlığını kalıcılaştırmaya çalışan medya oluşumlarının sorgulanması demektir.

Nietzche’nin dile getirdiği gibi: “İnsanları şaşkın bir sürü haline dönüştürmek”!

Takdir edersiniz ki “sürü haline dönüşmüş bireyler”, çobanların, kasapların ve yün kırpıcı görevini sürdürecek bireylerin de varoluşunu destekleyen ve besleyen bir yapı kurguluyor. Böylece gerektiğinde, toplumun yününü kırpan, gerektiğinde onun kafasını kesip onu hazır lokmaya dönüştürecek hazırlıkları yapan, gerektiğinde sürünün başına geçip onları sürükleyen bir sistemi kalıcılaştırılıyor.

***

Medyanın devlet tarafından denetlenmesi gerektiğinden söz edilir hep. Medyanın kamuoyuna zarar veren, toplumu olumsuz etkileyen çalışmalarda bulunulmaması için gözetim altında tutulmasının faydalarından söz edilir. Oysa medyanın iktidarlar ile kurdukları ilişki biçimi bu denetimlerin etik anlayıştan uzaklaşmakta olduğunu ve son derece girift ilişki içine düştüğünü açıkça gözler önüne sermekte.

Devlet medya ilişkisinin bu hali nedeniyle, basın emekçileri, kamuoyunun gördüğü zararın yanında emek sömürüsünün de kurbanları oluyorlar. Devlet basın emekçisi olarak medya kurumlarında çalışmakta olan bireylerin haklarını denetlemekten uzaklaştıkça, medya kurumları emekçinin haklarından kestiklerini kendi zenginlik havuzlarına aktarabiliyorlar. Üniversitelerin iletişim fakültelerinde yükseköğrenim almakta olan bireylerin emeklerinden tutunuz, ekmeğini bu sektörden kazanarak yaşamını sürdürmek için mücadele veren bireylerin de çalışma yaşamındaki demokratik ve yasal hakları denetlenememekte, bu bağlamda hazırlanan yasaların yürütülebilmesinde ciddi sorunlar ortaya çıkarak, eksiklikler tamamlanamamaktadır.

Sivil toplum kuruluşlarının takipçiliğinin içine düştüğü durumu anlatmak ise, gözümüzün önündeki senaryoda başı başına sıkıntıdır.

***

Basılı medyada ilk yazmaya başladığım gazete olan Star Gazetesi geçtiğimiz hafta sonu 6. yaşını kutladı. Yaklaşık 6 yıldır ben de, bu gazetedeki köşe yazarlığımı sürdürmekteyim. Bu süreç içerisinde görüş ayrılığına düştüğümüz pek çok zamanlar olmuştur. Buna karşın her defasında bunu aşarak, devam etmeyi başardık.

Güçlünün değil haklının yanında olduğu sloganını dile getiren bir medya kuruluşu olarak, böylesi bir ortamda, ayakta kalmanın aslanın midesinde olduğu bir dönemde, Star Medya Grubu’nun bunu başarmaya çalışması takdire şayandır.

Bütün bu sorunların medyamızdan uzaklaşmasına ve gerçekten haklının yanında, halkın yanında bir duruş sergilemesi, Kıbrıs dinamiklerini çarpıtmadan ve Kıbrıs’ı Kıbrıslıyı iyi tanıyan, tanıtılması için gayret sarf eden bir habercilik ve yorumculuk prensibini üstlenmesi yürekten temennimizdir.

Tebrik eder, birlikte nice yıllar dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.