1. YAZARLAR

  2. Ferhat Atik

  3. Melodi sözsüz kalırsa!
Ferhat Atik

Ferhat Atik

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Melodi sözsüz kalırsa!

A+A-

“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler.

Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!”

Bayrak Radyo Televizyom Kurumu (BRT), Cumhuriyet Meclisi’nin yayınlarını veriyor, bilirsiniz.  Uydudan da yayınlandığı için, bir çok ülkeden de izleniyor. Ben de izleyenlerdenim.

Seçilmişlerin konuşmalarını, üsluplarını, beden dillerini, konularını nasıl anlattıklarını itina ile izliyorum. Algıladıklarımı teyit etmek için, izleyen arkadaşlarıma sık sık bu konuşmalarla iligli değerlendirmelerini soruyorum. Üzülerek, düşüncelerimin teyit edildiğini görüyorum.

Değerli vekillerimiz Türkçe’ye de yerleşen şekli ile en çok ‘demagog’ olmak konusunda başarılılar. Kürsüye kim çıksa, anlatacağı konuyu, izleyeni usandıran detaylar ve laf cambazlıkları ile anlatıyor. Kimisi o kadar uzatıyor ki, konu, başladığı eksenden oldukça uzaklaşmış şekilde sonlanıyor. Kimisi anlattıklarını toparlayamıyor.

Uzun konuşmalar etkisini yitirir. Dinleyicisini yorar ve dinleme konsantresini dağıtır. Konuşma uzadıkça anlatan konuya olan ilgisini yitirir, dinleyen de dinlemeye olan isteğini yitirir. Laflar giderek güftesini kaybetmiş besteler gibi olmaya başlar. Oysa sözün enstrümantal türevi yoktur.

Konuşmanın bir melodisi vardır. Sözün dinlenilirliğini ve etkisini artıran içeriği kadar melodisidir. Ancak, melodi sözsüz kalırsa, söz anlamını tamamen yitirir.

Böyle bir süreç yaşandığı anda, o ana kadar dinleyenin harcadığı zaman verimsizleşir, değersizleşir. Bu değersizleşme öncesinde ise anlatanın anlattığı da değersizleşmiştir. Vekillerimizin uzun konuşmalarının, zaman kaybı olarak algılandığı, hatta sırf konuşmak için konuşma yapanlar dahi olduğu, çoğunlukla değerlendirmelerin odağı durumunda. Ayrıca beden dillerinin saldırganlığı ve duygularına yenilişi, halkın tepkisini çekiyor. Kaldı ki gerçek etkisi toplum içinde ötekileşmelere neden olabilir. Oysa biliyoruz ki, en sert tartışmaların ardından bile vekillerimiz dostça tavırlarını birbirlerine karşı sürdürmektedirler. Ancak kameralar karşısındaki görüntü bu değil. Bu toplum için iyi birşey de değil.

*  

Tam da yazıya giriş yaptığım Nazım Hikmet’in şiirindeki gibiyiz şimdi biz... Gerçekçi olalım. Çok gerideyiz birçok şeyden. Zamanımız yok, gelecekten ödünç aldığımız bugünleri çok konuşarak harcamaya. Geride kalan kayıp zamanlarımızın telafisini çok konuşarak değil, çok çalışarak sağlamak tek çözümümüz. Halkın tutunacak fazlaca bir umudu kalmadı çünkü. Sabrı da kalmadı üstelik.

Peynir gemimiz denizin ortasında kaldı. Ve bunca lafın işe yaramadığı herkesçe anlaşıldı.

İlk önce anlaması gerekenler hariç!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.