1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Memleketini seven "o insanların" çocuklarını da kurtarır
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Memleketini seven "o insanların" çocuklarını da kurtarır

A+A-

Gazetelerin magazin sayfalarını yahut eklerini okur musunuz?   Benim ne zaman canım sıkılsa okurum.  Tavsiye ederim, insanı hem rahatlatır hem de tanımadığınız bir dünyayla tanıştırır. 

Mesela gazeteci falan ünlü aktrise sorar:  “Nasıl oluyor da kilonuzu hep koruyorsunuz.”  Artık kim ünlü olmuşsa tümüne birden  “sanatkâr”  deniyor ya sanatkâr hanım  anlatır:  “Sabah kahvaltısını hiç ihmal etmem.  Bir bardak potakal suyu,  iki dilim kepekli ekmek,  bir yumurta,  kibrit kutusu büyüklüğünde bir parça az yağlı beyaz peynir bir iki yeşil zeytin, falan…  Öğle üzeri mutlaka mevsime göre ızgara balık ve salata yerim.  Bazan beyaz et  falan…  Akşamları yine ya balık yahut ızgara  beyaz et.  Bazan bir bardak kırmızı şarap…”

Tabi günde bir saat spor.  Plates falan…  Haftada bir gün bir güzellik salonunda  saçlardan tırnaklara kadar genel bakım…

Ben bu tip ve ötesi  “ünlüler”  yahut  “sanatkârlar”  hayatlarını,  aşklarını,  ayrılık ve birleşmelerini okudukça çok mesut olurum.   “Yok yahu” derim.  Meğer şu dışımızdaki dünyada insanlar nasıl yaşarlarmış.   Hele de   şu kalantor burjuvaziler. 

Geçen gün okuyorum:  Birisinin  kızı galiba arkadaşı ile kavga etmiş, tabi magazin sayfalarına düşmüş,  muhabir babasına soruyor:  “Kızınızı cezalandıracak mısınız?”  “Evet”  diyor baba ama özellikle vurguluyor:  “Öyle dayak falan asla yok.  Bir süre AVM’lere gidemeyecek!”  (AVM dediği alış veriş merkezi.)

Bak sen!  Ne ceza ama!  Elin kızı için AVM’lere gidememek dayak yemekten beter!

VE HATIRIMIZA GELİYOR:  Pekala  “derslerine çalışmıyordu dediği yedi yaşındaki öz evladını  döve döve öldüren baba?”   Ki  “asla dayak”  yok diyen de baba,  döve döve çocuğunu öldüren de baba!                                              

**********

YAŞAMAK KOLAY DEĞİLDİR

Geliyoruz KKTC gerçeklerine.   Son yıllarda tecavüzlerden cinayetlere,  hırsızlıklardan uyuşturucu olaylarına  kısaca türlü çeşitlisiyle tanıştırılmadığımız,  Kıbrıs Türk halkına yaşatılmamış hiçbir   “yasa dışı,  insanlık dışı,  ahlâk dışı”  olay kalmadı! 

Fakat şu sonuncusu,  diliyoruz ki bardağı taşıran son olay olsun.  Ve artık tüm yetkililerle  sorumluları,   STÖ’lerini de yanına katarak    “artık yeter”  deyişlerinin isyanına sevketsin. 

ANCAK BİTMESİN.  Çünkü bu ülkede insanlar magazin sayfalarından makaslanıp toplum katlarına kondurulmuş,  zengin  sabah kahvaltılarıyle beslenip bedenlerinde bir dirhem yağ birikintisi olmasın diye  ızgara balıklar,  bonfilelerle beslenen  o tuzu kuru insanlar değillerdir!   Ne de çocuklarını cezalandırmak gerektiğinde dayak yerine supermarketlerle diskoteklere gitmeme yasağı  koyanlardır.  

Bu memleketin de çoğunluğunca  insanları  “sıradandır.”  Tutun ki çocuğunu döve döve öldürecek kadar eğitimsiz,  eğitimsiz olduğu için   gaddarlaşabilen,  gaddar olduğu için  dolayısıyle düşünce melekesi de olmayandır! 

KONUYA GELELİM.   Yani bu memleketin  “bu  insanları” çocuklarından önce eğitilmeye  ihtiyacı olanlardır.  

Ki yıllardır bu  “köşemizde”  hep  tekrarlayarak yırtındık.  Okullar sadece  öğrenim  değil, öğrencilere daha anaokulundan   “eğitim”  vermesi gereken müesseselerdirler de.  Ancak:

BİR:  Eğer aile ile okul arasında bire bir ve iç içelik oluşturulmaz,   anne babaların bir ayakları okulda olmazsa bu  “eğitim”  ne verilebilir  ne de kazandırılabilinir. 

İKİ:  “Kıbrıslılık”  gibi neredeyse  “bağnazlıkla”  ırkçılığa varacak bir  siyasi tutumla  KKTC’deki mevcut nüfus ve insan yapısını  “bizden olmayanlar”  tutumunda  dışlamaya,  horlamaya,  git gide  yabancılaştırmaya   varan davranışlarda  “politika”  haline sokarsanız, gelecekte  çok daha büyümüş  sosyal yaraların kanamasını hiç durduramayacaksınız.  

ÜÇ:  Okul, aile,  Sosyal Hizmetler Daireleri ve gerekirse, eşekler kaplumbağalarla uğraşmak yerine  “insanlarla”  da uğraşmayı kendilerine şiar edinmeleri gereken STÖ’leri  işbirliğinde  “bu nüfus ve insan yapılanması”  sorunlarını çözme hedefleri, seferberlik haline getirilmelidir…

DÖRT:  Bu ülkede  dışa kapanan dolayısıyle kendi içlerine kıvrılan TC kökenli STÖ’leri vardır.  Karadenizliler,  Antepliler,  Adanalılar falan…  Eğer bu ülkede yaşama fırsatı bulmuşlar,  vatandaş olmuşlarsa artık  kendi gettolarından çıkıp çocuklarına hazırlayacakları yarınlar ıçin de çalışmalıdırlar.  Sadece seçim dönemlerinde siyaset oyunları oynamakla,  festivaller yapmakla  çocuklarına gelecek kazandıramazlar..

VE EKLEYELİM.  Tuzu kuru insanlar.   İster havuzlu villalarda yaşayın,  ister gece kulüplerinde hora tepin.  Ne olursanız olun.  Çocuklarınızı  “peygamberlerin öğretmenlik yaptığı okullarda da okutsanız,  Avrupalarda Amerikalarda da yetiştirseniz bir gün bu memlekette hayata atılacaklarını  hiç unutmayın:        

VE UNUTMAYIN.  Bugün çocuklarınızı kurtarmak ve kendilerine  mükemmel eğitimle  öğrenimler sağlamak için    yanlarından,  bulundukları okullarından   kaçırttığınız  ve  “ötekileştirip” dışladığınız  o insanların öğrencileri vardır ya.    Yarın çocuklarınız   otekileştirip dışladığınız için  nasıl olursa olsun yetişmiş o insanlarla  ile   birlikte paylaşacaklardır hayatı!                             

Ve yıllar sonra da    “biz bu insanlarla yaşayamayız”  diyerek sürüp giden  ah vahlar hiç bitmeyecektir!                 

O halde  şimdiden eğer Kıbrıslıyım diyor ve bu memleketin sahibi mutlakı olduğunuza inanıyorsanız,  Erçetin’i bile vatandaşlığa kabul etmeyecek kadar içine kapandığınız salyangoz kabuklarınızdan  çıkıp memleketinizin gerçek sahibi olun.  Dolayısıyle   sahibi olduğunuz bu memlekette insanlık adına kurtarılması gereken insanları,  onların hiç suçları günahları olmayan çocuklarını kurtarın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.