1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Memuriyet ve Kıbrıslı Türkler
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Memuriyet ve Kıbrıslı Türkler

A+A-

Dışarıdan gelenler, Kıbrıslılar’ın hayat karşısındaki tutumlarını anlamakta zorlanırlar. 

Örneğin, 1862'de Kıbrıs'ta Konsolos Yardımcısı olarak bulunan White, Kıbrıslılardan şöyle bahseder,"Kıbrıslılar sessiz ve ziyansız kişilerdir. 

Konuksever ve yumuşak huylu olup, özellikle keyiflerine düşkündürler... 

Yol kesmeler, soygunlar, cana kıymalar o denli azdır ki Kıbrıs'ta böyle şeyler bilinmez… 

Hristiyanlar, Yunanlılar'a oranla daha az sahtecidirler lâkin … kurnazlıkları ve ticaretteki hırslarıyla tanınmışlardır. 

Müslümanlar’da Araplar'a oranla daha az fanatik ruh ve bağnazlık vardır…"

Ondan elli yıl önce 1815'te Dali köyünü ziyaret eden İngiliz Konsolosluk görevlisi Tunner, "Bir çiftçinin evine gittik, çiftçi bizi çok iyi karşıladı ve varışta karısı elimizi sıktı. 

Bu Yakın doğu ülkelerinin göreneklerine aykırı bir davranıştı... 

Bize ekmek, yumurta ve peynir çıkardılar ve İbrahim'in (refakatçi yeniçeri n.b.) bulduğu şarapla bu, mükemmel bir yemek oldu bana. 

Evin erkeği ve ailesi o denli hizmete alışık ve uygardılar ki ben onları Rum sandım ve ev sahibi hem kendisi ve hem de karısıyla altı çocuğunun müslüman olduğunu söyleyince, hayrete düştüm" der ve devamla "Kıbrıs Türkleri, aslında Yakındoğu’nun en uysal insanlarıdır," hükmünü verir. 

Dixon, "Giysileri ve bu giysilerin simgelediği dinsel inançları dışında, yüz hatları ve renk açısından bir Türk'ü bir Rum'dan ayırmak güçtür...

Yaşam kolay olduğundan, müslümanlar da hristiyanlar da hareketsiz kişilerdir. 

Hristiyan'ı da müslümanı da ya bir duvar dibinde, ya da bir ağaç gölgesinde oturup bir meddahı dinlemekten ve bu esnada tesbihlerini çekmekten zevk alırlar. 

Gücü daha az olduğundan değil de daha kurnaz olduğundan bir Rum, bir Türk'e oranla daha tembeldir… 

Kentlerde bile bir müslüman bahçesiyle uğraşmaktan, arılara bakmaktan, kuyusundan su çekmekten, meyve ağaçlarıyla ilgilenmekten hoşlanır. 

Oysa onun Rum komşusu, … kuruşunu şilin yapmaya uğraşır…" diye yazar. 

Çünkü; Adada XVII.yy'dan beri faaliyetlerini sürdürmekte olan LEVANT COMPANY zaten yüzyıl içerisinde ada ekonomisine egemen olmuş ve Lârnaka'da batılı konsolosluklar yanında, bu şirketin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan Avrupa acentelikleri, XIX.yy başlarında, ada Rumları ile iş ilişkilerini en üst düzeye çıkarmışlardı.  

1960’lara gelindiğinde, Kıbrıslı Türkler halâ, tarıma bağımlı olarak yaşayan insanlardı. 

Ama gelir kaynağı kalemleri içinde en büyük pay, kamu sektörü, yâni memuriyettir. 

İkinci sırada tarım, üçüncü sırada ise ihracat (yaş sebze ve meyve) ve madencilik bulunmaktaydı.

Toplam Yurtiçi Gayri Safi Milli Hasıla’da, Türkler’in payı, %17.9 olup,  nüfuslarının oranıyla uyumlu idi ama, ödenen gelir vergisi içinde %8.1 gibi bir paya sahip olmaları, çoğunluğunun gelirinin, vergiden muaf olunan, asgari ücret düzeyinde olduğunu göstermekteydi. 

Buna rağmen o dönem, Kişi başına düşen GSMH ise o dönemde de bütün komşu ülkelerle kıyaslandığında, sadece İsrail’in gerisinde kalmaktaydı.

Bugüne bakıp da hüküm verenler, bu durumun Osmanlı’dan, İngiliz’den beri böyle olduğunu da biliyorlar mı acaba?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.