1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Merkel Falan...
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Merkel Falan...

A+A-

Günlerdir, Merkel geldiydi gelecekti muhabbeti ile kafa şişirdik.
Ne diyecek, ne yapacak diye merak edenlerimiz çoktu.
Geldi, "üstüne pek de görev olmayan" konularda bir şeyler yumurtladı, inciler döktürdü ve çekip gitti.
Tepkiler üzerine Berlin'den de söyleminin çizgisini değiştirmedi.

POPÜLİST KASABA POLİTİKACISI

Benim ilk söyleyeceğim şu:
Hani çok sık sözünü ettiğim popülist politikacılar var ya! Bir dönem, Türkiye'de bu gibilere kasaba politikacıları denirdi. Bunlar hep "nabza göre şerbet verirler." Karşılarındakilere göre konuşurlar.

Merkel, bana göre tam bir popülist ve kasaba politikacısı gibi konuştu. Her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı.
Popülizmi bile daha usturuplu yapabilirdi ama acemice davrandı. Açıkça Rum'un destekleyicisi devletler bile bu denli dengesiz konuşmadılar.

DİPLOMASİDE ÇIKAR-GÜÇ DENGESİ

İkinci söyleyeceğim şu:
Uluslararası ilişkilerde, diplomaside, hak, adalet, erdem, iyi niyet ve benzerlerini beklemek fazla hayalperestlik olur, çünkü "çıkar ve güç," bu alanın belirleyici etkenleridir. Güç derken ille de fiziki/askeri güç anlaşılmamalıdır. Gerçi bu günün diplomasisinde de askeri güç hâlâ daha etkinliğini koruyor, ama ekonomik güç onun önüne geçti denebilir.

Merkel'in "Rumperver" tutumunun arkasında uluslararası ilişkilerin iki ayağından biri olan "çıkar" olduğunu Mısır'daki sağır sultan bile çok iyi biliyor. En büyük çıkarı da, Türkiye'nin AB üyeliği karşısında Rum'u piyon olarak kullanmak! Bu yönüyle Merkel, ülkesinin çıkarları doğrultusunda konuştu.

İŞIN AB YANI

Kıbrıs konusunda bir çok AB yetkilisinin kasaba politikacısı gibi davrandığı herkesin malumudur. Merkel dahil, pek çoğunun "Rumları tek taraflı üye almakla hata ettik" demeleri, bu kasaba politikacılığını ortadan kaldırmaz. Merkel'in davranışı, AB'ye güveni dibe vuran Kıbrıslı Türklerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Merkel AB demek değildir denebilir. Doğrudur, Merkel AB demek değildir ama Merkel'in Başbakanı olduğu Almanya, ekonomik gücü dolayısıyla AB'nin belirleyici güçlerindendir.

Bu bağlamda düşündüğümüzde, AB'yi Merkel'in söylediklerinden soyutlama mümkün değildir. TC Başbakanı Erdoğan'ın dediği gibi, "hayır" diyen Rumları üyeliğe kabul eden, "evet" diyen Türkleri cezalandıran AB; o zaman AB=Rum+Yunan İkilisi denkleminin geçerliliğini kanıtlamıştı. Merkel, bu denklemin, "hata yaptıydık" söylemlerine karşın, hâlâ daha geçerli olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu. AB'yi Kıbrıs işine sokturmamamızın doğruluğunu da!

MERKEL, RUM İÇ SİYASETİNDE DE TARAF OLDU

İşin bir de Rum iç siyaseti yüzü vardır. Bilindiği gibi Hristofyas'ın başı, yalnız muhalefetiyle değil, ortaklarıyla da derttedir. O kadar ki masada yaptığı bazıönerileri geri çek baskısı süregelmektedir.
Demek ki Merkel, Hristofyas'a "sen iyi çocuksun, çözüm için güzel öneriler" yapıyorsun derken, karşıtlarına karşı da tavır koymuş oluyor.

Başka anlamı var mı bunun? Ve Hristofyas'a özellikle de Rum seçimleri öncesindeki destek atışı anlamlı değil mi?

SON OLARAK

Sonuçta, Merkel'in döktürdüğü inciler, hiçbir şey değiştirmeden "cürmü kadar yer yaktı." Kıbrıs konusunda Almanya'nın "gücü" söz konusu olmadığı için Merkel de "çıkar"ınıön plana çıkardı.Hem kimler gelip geçmedi ki bu Ada'dan?

Merkel de geçti de ne oldu? Sonuçta ne dengeler değişti, ne Hristofyas'ın başı göğe erdi, ne Türkiye bir şey yitirdi, ne de bizi zora soktu.Tek sonucu, bizim AB'ye, bu bağlamda Almanya'ya duyduğumuz güvensizliği katmerleştirmek oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.