Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Meydan ruhu!

A+A-

Son günlerde Başbakan İrsen Küçük ve Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun açıklamaları, bugüne kadar “bu bizim paketimiz değildir” anlamındaki tavırların tam aksine bir yol alıyor.

Başbakan Ankara ziyaretinden sonra, ekonomik paketi daha bir cesur sahiplenmeye başlarken, uygulama konusunda da kararlılık ortaya koydu.

Son olarak Cumhurbaşkanı Eroğlu da daha önce, “benim imzaladığım bu paket değildi” deyip, mevcut programı sahiplenmeyen bir tavır sergilerken, şimdi uygulamaların hükümetin seçim bildirgesinde olduğunu ve bunun için oy aldığını ifade ediyor.

Ve özellikle altını çiziyor, Cumhurbaşkanı;

“TC Yardım Heyeti’nin baskılarıyla değil, hükümetin programıyla hareket ediliyor.”

Bu çıkışlar açıktır ki, uygulamalardan dolayı, tek taraflı sorumlu tutulmaya tepki gösteren Ankara’ya da bir cevap niteliğini taşıyor.

“Mesaj alındı, biz de paketi sahiplendik, üzerimize düşeni yapacağız” deniliyor.

Aslında bugüne kadar kapalı kapılar ardında söylenenlerin çok da farklı olduğunu düşünmüyorum, bu tavrın. Ancak uygulamaların seçim bildirgesiyle halkın onayını alan uygulamalar olmadığı suç götürmez bir gerçek.

Belki Ankara’daki yetkililer, bu çıkışla tatmin olabilirler ama seçim süresince konuşmayan, defalarca imzaladıkları belgelerle eşel mobil uygulamasının devam edeceğinden, emeklilerden vergi kesilmeyeceğine kadar sayısız sözler veren bir hükümet olduğu toplum tarafından açıkça biliniyor. Bunlar hem imzalarla belgelenmiş, hem de defalarca medyada bu yönde açıklamalarla ortaya konulmuş gerçekler.

Hükümet kanadı belli ki, iki ülke arasında yaşanan ağır kriz sonrasında durumu normalleştirmeye çalışacak.

Ve şu ana kadar da görünen o ki, yaşananlardan tek bir ders çıkarılmayacak.

Farklı bir tavır içine girilmeyecek.

UBP hükümeti böyle davranmaya devam ededursun, muhalafet kanadının bundan sonra ne yapacağı önemlidir.

Önümüzdeki hafta yapılacak olan mitingin temelinde, son derece haklı talepler ve doğru rahatsızlıklar vardır. Sorun sadece ekonomik değil, sosyal ve siyasidir de.

Ama mitingler olur, her defasında daha büyük kalabalıklar toplanır meydanlara. Önemli olan meydanın verdiği güce paralel oluşturulacak olan üretim gücüdür.

Bugüne kadar muhalefetin temelde eksik ya da yetersiz bıraktığı noktalar var.

Örneğin TDP, alelacele bir paket hazırladı. Zamanlamasının ve şeklinin yanlış olduğu, paketin içeriğinin hiç tartışılmamasıyla ortaya çıkıyor.

Yani, ne sessiz kalmak ne de sadece kendine ait üretimlerle yetinmek zamanı artık.

Bu süreçte, en azından şimdilik muhalefet partileri, ortamın kaderini değiştirecek bir adımdan ziyade, sokak hareketine öncelik vermiş gibi görünüyor.

Halkın nabzı ve demokratik hakkı olarak meydanın yarattığı birliktelik şüphesiz ki önemlidir. Ama bunun geçici olmaması ve bu kez gerçekten bir sonuç elde edilmesi için siyaset üretenlerin daha fazla bir sorumluluğu vardır.

Bütün bunlar arasında, Cumhurbaşkanı Eroğlu, ekonomik paketi sahiplenir bir pozisyon sergilerken, İkinci Cumhurbaşkanı Talat’ın da bugüne kadar yaptığı açıklamalar ve çıkışla, liderlik gösterip risk alacak bir kimlik örneği vermiyor, ne yazık ki.

Bugün nasıl Eroğlu, Türkiye ile iyi ilişkilerin öneminden dem vuruyorsa, Talat da çekingen bir dille söylemlerin yanlış olduğunu ifade ederken, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” siyasetine örnek çiziyor.

Talat’ın ağzından defalarca Rum tarafının siyaseti toptan kötüleştirilirken, AB başta olmak üzere, uluslararası toplumun da Kıbrıslı Türkler’in yüzüne bakmadığı ifade ediliyor.

Oysa aslında Talat, Cumhurbaşkanlığı döneminde AB ve çözüm hedefinden soğumakla söylemlerini ve varlık anlamını yitirmişti.

Yoksa Eroğlu gibi köşesinde uyuyan bir siyasetçinin, yeniden aktif siyasete dönüp karşısına rakip çıkması kolay değildi.

Ama belli ki yine aynı anlayış devam ediyor. Zaten asılları varken, geçmiş söylem ve siyasetlerin bekçiliği yapılıyor.

Bugün bu ülkede, hem ekonomik, hem de sosyal ve siyasi olarak dibe vurulmuş bir dönemden geçiliyor ve halk meydanlarda değişim talep ediyor, tepki ortaya koyuyorsa, “halkımın yanındayım” diyen birinin bu mitinge katılma konusunda bu kadar çekimser olması da kolay anlaşılmaz.

Bu toplumun ilerici liderlere ihtiyacı var.

Toplumun önünü tıkayan ya da toplumun gerisinde kalmış siyasetçilere değil, toplumun önünde giden ilerici siyasetçilere ihtiyacı var.

Rüzgarın yönünü beklemekle yetinmek, kaderine razı olmaktır.

Oysa kaderini çizebilmek lider yaratır!
 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.