1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Misal haniler yada ama sevmeler...
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Misal haniler yada ama sevmeler...

A+A-

Çok yakışıklı yalnızlıklarımız oldu. Üstümüze giymeye çekindiğimiz. Yakışık olmadı tabi tabiatıyla. Ama yine de biraz kemerle sıkınca benzetebildiğimiz. Filinta gibi hüzünler geçti üstümüzden. Çoğunu çıkarmadık sırtımızdan. Giydikçe giydik. Çok da sevdik onları...

           

Hani gözde yaşın olsun da ağlanacak bir şey bulursun misali...

           

(Bazı sevmelerin iki gözün gibidir. Bu yüzden iki damla yaşın olur geceleri yastığa. Ki yastık bile saklar onu. Kimseye diyemez...)

           

Çok çirkin, ki çirkinliğini kinliğinden alan ayrılıklarımız da oldu elbet. El bet eline dokunmaya. Kimsecik kaldığımız. Dokunamadığımız zamanlar. Yutkunduğu oldu kalbimizin. Misali bile mesela yetmedi çoğu kere sevdaya. Hepi kere dudağından öpmek sevdiğini suçtu. Evet suçtu. Herhangi bir ceza hukukunda türkçe suç sayılmıyordu fakat yaşamanın hukuk susuzluğunda ter sahibi yapıyordu kişiyi.

           

Hani terde damlan olsun da alın terinde kalır yaşananlar misali...

 

(Giderken o gece yarısı... O pazartesi. Hani yüreğimin düğümlerini gözlerinin yardımıyla Salı’ya bağlayan. Hani otobüs güzergâhıyla takvime yolculuk eden haziran. Haziran hali hazırda en sevilmiş haliyle gidiyordu. Hani ben seninle gitmiştim gittiğin yere. Sense benimle kalmıştın aslında. Gittiğin halde. Yürek bir yere gitmiyor çünkü sevdiği zaman. Sevdiğimiz bir hazirandı hani. Servis çok gecikmişti de hani sana belli etmeden içten içe sevinmiştim. Çünkü ellerimin içindeydi ellerinin içi. Birazdan gideceğini bilerek ama biraz daha kalsın diye yüreğin içini avutması...

           

“Bekleyecek misin beni” diyeceğin vardı da hani unutmuştun. Gittiğin yerde sormuştum sana. Söylemiştin...

           

Ne dediysem sana o gün –kulak hafızasını kalpten alır. Unutmaz unutma.- sadece şimdi değil bir ömür ve ölüme değin, sen olsan da olmasan da ne değişir ki, dilimdeki doğruluğunu ve o dudağından alınmış ve kimseye bir kez daha verilmeyecek ıslaklığını hep koruyacaktır... Bazı sevdalar korunmalıdır yürekte. )

           

Çok üzüldüğümüz yerde çok sevimli kızgınlıklarımız oldu. Ki sevimli olduğu için kızamadığımız. Sevimli olur mu deme üzünç yüzü dünya güzeli gülünç olunca olabiliyor. (Gözlerim bakışlarımı ele veriyordu ya da nasıldı bakışlarım gözleri mi değil mi..?)Biz üzüldük. Gidip ona üzülmedik hiç. Hiç üzmedik onu. (Belki de üzdük. Üzmesek neden dudağımıza üvey evlat muamelesi yapıyor dudağı..?) Ama gene de üzmemeye çalıştık en azından. İnsan kendini üzemez çünkü. En zor da kalsak gidip dişlerimizi kıstırasıya üzdük. Bu yüzden ciğere çok yalan avuttuk. Üzüldüğüne üzülmesin diye o. Ama ona değil.

 

Onlar et sever. Sense bir kadını...Bir kadın bir ömür sevilir. Vardır da böyle bir şey...Yoksa neden yazılır bu yazılar en yazıya yazılamayacak saatlerde..?Yazılarda mı yalan yoksa..?Ya yazıdan evvel yüreğe yazılan yazılar?Yazılmalar bir göze..? Hepsi de mi yalanlar..?Madem bu kadar çok yalan halen neden âşık oluyor insanlar?Üstüne üstelik seviyorlar..?Yalanı mı seviyoruz yani aşkı mı?Bir “seni seviyorum” gerçekten “bir seni seviyorum” olamıyor mu..? Neden ağlaşıyor bu kelimeler o zaman. Elim bir trafik kazasında gencecik bir ölüm mü yoksa kelime dediğin..?

...Seni gerçekten ve gerçek ten kalbimden seviyorum...

 

(Ben bir tek seni istedim. Başka bir şey değil...Sen, her şeye yeterli bir sebeptin. Ama sebep çoğu kere sonuç etmiyordu. Sonuçsuz da sevilebilir ama...

           

Tabelaya göre oynamıyoruz ki bu aşk denen savaşsal oyunu. Skora aldırmaksızın seviyoruz seni. Yenilmemiz hepten bundan...)

           

...Hani teleferiğe çıkacaktık seninle..?

                                                                       2003/Narlıdere....

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.