1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Mısır Mısır olalı...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır Mısır olalı...

A+A-

Annan Planı görüşmeleri sürerken, rahmetli Rauf Denktaş, elli tondan büyük 200 tane tankın adada kalmasını isteyince, bir Rum bakan, sohbette bana sormuştu: “Be ama niyetiniz nedir? Mısır’ı da alacaksınız? Gâvvole… Bereket arada deniz var!”

Var ama Mısır ile Kıbrıs, aslında bu kadar yakın iki ülkedir. Orada olup bitenlerle ilgilenmemek, ancak aymazlıkla açıklanabilir.

Mısır’da kan gövdeyi götürüyor. Asker, seçilmiş cumhurbaşkanını beğenmedi, tutukladı… Seçen halk da uzun süredir direnmekte. Dün, Mısır “Paşaları” gene halka haddini bildirmeye girişti. Bu yazının yazıldığı saate kadar, ölü sayısı yüzlerle ifade ediliyordu. Okunduğu saatte kaça çıktı bilmem…

Oysa, işin başını hatırlayın! “Arap Baharı” diye, mangalda kül bırakılmıyordu.23 Ağustos 2011 günü yayınladığım bir yazı geldi aklıma:

“ Bu “Arap Baharı” lâfı, herhalde 1968’deki “Prag Baharı”ndan türetildi! Ama işin doğrusu, iki olay arasında hiçbir bağlantı olmadığı gibi, benzerlik de yok!... Çekler, bir sanayii toplumudurlar. İkinci Dünya Savaşı öncesinde, dünyada Kişi Başına Düşen Milli Gelir ortalamasında, Arjantin ile Çekler en öndeydi, biliyor muydunuz? Dünya kültürüne yaptıkları katkılar da ortada… Batı tarzı sosyalizm girişimi, “Prag Baharı” diye anıldı ve ezildi… Sonuçta, Çekoslavakya kendi bildiği gibi yaşamaya dönmedi sadece, bölündü de… Ama ülkeyi oluşturan iki halkın kültür düzeyi o boyuttadır ki bölünme bile kansız oldu… Çek’ler, daha Birinci Dünya Savaşı sonundan beri, seçkin ve saygın bir “ulus” olmayı başarabilmiş bir halktırlar… Araplar ise iki günden beri yazdığımız gibi, henüz “ulus” olabilmiş halklar değillerdirler.” Deyip, bir gün önceki yazıya atıfta bulunmuşum. Onda da deniyor ki:

“Şimdi “batı türü demokrasi” diyorlar ya? Libya’da, Suriye’de, Mısır’da ve hatta Somali’de! Batı türü demokrasi, ulus devletin üst yapı kurumudur.

Bunun olması için ortada bir ulus ve onun devletinin olması gerekir!

Dünyanın bu bölgesinde ise sınırlar “ayni dili konuşan halkların ortak pazar kaygısı” ile değil, Sycess-Picot Andlaşması sonucu İngiliz ve Fransız diplomatları tarafından, harita üzerinde cetvelle belirlenmişlerdir. Ortada ne homojen bir Arap ulusu var, ne de her bir Arapça konuşan memlekette, bir Ürdün, Suriye, Mısır, Irak, Libya ulusu…  Araplar, Beriberiler, Tuareg’ler, Bedeviler, Mısır ve Ürdün’de Çerkezler, Suriye ve Lübnan ile Ürdün’de Ermeniler, Yahudiler…Bu çok etnoslu yapı, bırakın ulusal düzeyi, etnik düzeyde bile değil, geniş kabileler düzeyindeki bir sosyal örgütlenme sistemi içinde yaşıyorlar. Kölecilik öncesi Çoban Toplum biçiminde yaşayanlar bile var… Çağdaş düşünce de yaşıyor bu toplumların içinde, orta çağ düşüncesi de ondan öncesi de…Bu coğrafya’da ne bilindiği haliyle bir ulus devlet yaratabilirsiniz, ne de onun üst yapısı olan demokrasi’yi…”

Devamla, demişim ki: “Hiç birbirine benzer durumlar değil…” Prag ile Kahire v.s. yani…

Kirayun-u Kiram’ın bir kısmı da ezberi bozulduğu için, bir dizi mügalâta göndermişti…

Gördünüz mü “Bahar”ı?

Batı tarzı toplumsal gelişim modeli, dünyanın her tarafını ne açıklayabilir ne de heryerde tatbik edilebilir! Mısır’ın üç bin yıllık engin tarihsel deneyimi ve geleneklerini terketmeyi reddeden, bütün Mısırlılar’ı öldürürseniz, o zaman başka tabii… İstediğiniz gömleği giydirirsiniz…  Mısır Paşaları, saydırmaya başladı gene! Mısırlılar bitince, ne güzel demokrasi gelir ülkeye… Kolay gelsin…

Hadi izah edelim bakalım, Hüsnü Mübarek gidince, Mısır’da bahar yelleri mi eser? Demokrasi mi gelir?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.