1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Montesquieu’nun Küçük’e selamı var!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Montesquieu’nun Küçük’e selamı var!

A+A-

Charles - Louis de Secondat, baron de La Brède et de Montesquieu…
   Nasıl isimcik?
   “- Cik” fazla geldi galiba… İsim “büyük”…
   Bu “büyük” ismi, Sayın “Küçük”e hatırlatmak maksadıyla yazmak istedim.
   Tek başına ve basitçe, “Montesquieu” diye yazılan bu isim, “Kuvvetler ayrılığı “ilkesinin yaratıcısıdır.
   Yasama, yürütme ve yargı…
   Yasama, seçilmişlerdir. Bizde, “Dianellous’un Sigara Fabrikası”nda haftada iki kez toplanamayan ve yılda sekiz ay tatil yapanlardan oluşur… Maaşları da iyidir… (Kaç para maaş alıyorsunuz sahiden?)
   Yürütme ise genellikle, bu fabrikada “toplanamayan” 50 kişi içinden veya dışarıdan gelenlerle, başbakan başkanlığındaki “hükümet”tir… Yürütmenin başı “başkanlık” veya “parlamenter” sistemlerde değişebilir. Karma sistemler falan da olduğu bilinir. Siyaset bilimi dersini geçelim dilerseniz!
   Bizde de “Cumhurbaşkanı” vardır ama yürütmenin “patronu”, kesinlikle başbakandır.
   Peki yargı nedir?
   Aha bu çok önemli…
   Yargının çekirdeği hakimlerdir… Hakimler ya da yargıçlar ne yapar?
   Egemenlik adına; devlet adına; “yorum” yaparlar…
   Neyin yorumu?
   Her şeyin yorumu! 
   Şimdi; bizde yargının çok önemli yargıçlarından biri; bir siyasi partimizin başkanlık seçimiyle ilgili bir “yorum” yaptı. Bu yapılan yorum, bir karardır. 
   Ve bu karara, egemenlik adına, yani egemenliğin mal sahibi olan halk adına uymak “zorunluluktur”.
   Uyulmadı mı?
   Uyuldu tabii ki.
   Peki sıkıntı nerede?
   Neyi yazmak istiyorum?
   Esas konuya gelmeye çalışıyorum ama İrsen Küçük’ü üzmek istemediğim için açıkçası geveliyorum.
   UBP’nin 21 Ekim’deki Kurultayı’ndaki başkanlık seçimi “hukuk dışı” bulunmuştur.
   Uyuşmazlık olmuştur. 
   Çözüm için de “adres” itibarıyla, yargıya gidilmiştir.
   Yargıya gidilmesine, “gerek yoktu” demek de “hukuka aykırılık” olur. 
   Neden?
   Çünkü “haksızlığa uğradım”, “kanun dışıdır” diyen her vatandaş, “yorum” için yargıya gitme hakkının sahibidir.
   Anlatmaya çalıştığım mı? 
   Anlatmaya çalıştığım, “Ahmet Kaşif doğru olanı yapmıştır” saptamasıdır…
   Peki istinaf yanlış mıdır?
   O da doğru olan bir haktır elbette ama işte bu noktada; “üç kuvvet” dışında kalan “dördüncü kuvvet” yani “medya” devreye girer…
   Elbette İrsen Küçük istinaf hakkı sahibidir.
   Ve elbette Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nin “ikinci tur yapılacak hem de 10 gün içinde” kararına “itirazı” olabilir.
   Hakkını aramak en doğal “hak”tır… Saygıların en büyüğünü gönderiyorum oraya!
   Amma velakin, “Dördüncü Kuvvet Medya”nın bir elemanı olarak, örneğin benim de bu konuda “yorum” yapmak ve “soru sormak” hakkım vardır.
   Ve bu yorumları yaparken, bu soruları sorarken, “şunun destekçisiydi, bunun destekçisiydi” diye okuyucu veya “taraf” olanlarca eleştirilmek – okunmak ya da okunmamak da doğal gelişmelerdir. Kabul ediyorum…
   Şimdi sonuca geliyorum… Asıl yazmak istediğime… Oh be! Anlatana kadar çatladım vallahi! Ve sizi de çatlattım!
   Kaşif, “hakkını” kullanıyor… Küçük de “hakkını” kullanıyor.
   Kaşif hakkını kullanırken, oy kaybettiğini hiç sanmıyorum.
   Ama Küçük hakkını kullanırken oyları soyadı gibi oluyor. Küçülüyor… İstihdammış, 250 kişiyi işe almaymış, bunları yapmasının sebebi, oylarındaki küçülmenin sebebi… 
   İstinaf hak! Ama istinafa gitmek; uzatmaya çalışmak; hata! Hukuken hak olan bazen siyaseten kayıptır… (Tersi için Bakınız Kıbrıs sorunu – ki bu da ayrı bir yazı konusu olsun)
   Tüm demek istediğim buydu. Bir cümleyle anlatabilirdik; bir köşe doldurduk!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.