Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mucize...

A+A-

Sevgili Afrika okurları, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşamanın zorluklarını hepiniz çok iyi biliyorsunuz…

1974 öncesi tüm olanaksızlıklara rağmen onuru ile yaşayan bir toplumduk…

Belki yokluk içindeydik ama “ahlaksızlık” ve “sahtekarlık” nedir bilmezdik…

Ancak 1974 sonrası kuzeyde oluşan ve/veya oluşturulan bu yapı içinde bizlerde değiştik…

Yapılan ahlaksızca işlere ve gözümüzün önünde yapılan yolsuzluklara ses çıkartmadık…

Sadece günü kurtarmanın ve kişisel çıkarlarımızın peşine düştük…

Elbette ki aramızda değişmeyen ve bu yapı ile onun sağladığı sisteme uymayanlar vardır…

Ve var olmaya da devam edeceklerdir…

Fakat kabul etmeliyiz ki, çoğunluğumuz bu sisteme ayak uydurmuş durumdadır…

Sizlere soruyorum, hangimiz ayrıcalıklı olmaktan rahatsızlık duyuyoruz?

Mesela hafta sonu futbol maçı izlemek için gittiğimiz stada bedava girmeye bayılıyoruz…

Ondan sonra da, “ülke futbolu gelişmiyor” diye şikayet ediyoruz…

Ya da daha çarpıcı bir örnek olan plajlara bedava girme konusu!..

Yaz sıcaklarında biraz serinlemek için gittiğimiz plajlara bedava girdiğimizde övünüyoruz…

Ancak kendimizin dışında plaja para ödeyerek giren insanları umursamıyoruz…

Yani toplumsal değil kişisel çıkarlarımızı önemsiyoruz…

Halbuki, doğru olan sahillerin toplumun malı olduğunu ve kullanmak için ücret ödenmesine gerek olmadığını savunmaktır…

Fakat yapmıyoruz, çünkü bu sistemi ve sistemin ayrıcalıklı kişileri olmayı seviyoruz…

***

Duyarlılığımızı yitirdik…

Çevremizde yaşanılan olayların farkındayız ancak farkında olmamıza rağmen ses dahi çıkartmıyoruz…

Örneğin, dün gittiğim markette özellikle hafta içi basına yansıyan sağlıksız ürünlerin kaldırılıp, kaldırılmadığını kontrol ettim…

Sonuç tabii ki hüsran!..

Yapılan testlerde içerisinde zararlı madde bulunan tüm ürünler raflardaki ve/veya buzluklardaki yerlerini koruyorlar…

Ve ne acıdır ki, benim insanım da bile bile bu ürünleri satın alıyorlar…

Bu durumu görünce gidip ilgili marketin yetkilisine “neden bu ürünlerin satışına devam ediyorsunuz” diye şikayette bulundum…

Market yetkilisi, “ bizim elimize resmi olarak ‘şu ürün sağlıksızdır’ diye bir uyarı belgesi ulaşmadı” dedi…

Ve “hem Ali Bey, siz bu hükümetin ya da bir kurumunun yaptığı herhangi bir açıklamaya güvenip iş yapar mısınız” diye ekledi…

İşte o anda “verdiğiniz örnek doğru ancak ben insan sağlığı ile ilgili bir konuda en ufak bir risk almam ve aksi kanıtlanıncaya kadar bu ürünleri satmam” diye çıkıştım…

Daha sonra ise başka markete doğru yol aldım…

Ancak orada da aynı durumla karşılaştım…

Ve ondan sonra gittiğim markette de durum farksızdı…

Bu denetim işlerini yapması gerekenler ve sırf bu yüzden maaş alanların mangal yaktığı bir Pazar gününü tüm marketleri gezerek geçiremeyeceğim için üçüncü markette alacağımı alıp evime gittim…

Ancak diğer marketlerde de durumun bundan farklı olmasını beklemiyorum…

Hade marketçiler duyarsız…

Hade yetkililer de duyarsız…

Ya sen Kıbrıslı?

Sana zehirli yiyecekler üreten kişilere, onları sana satan marketlere ve marketleri denetlemesi gerekip de denetlemeyenlere karşı sen neden duyarsızsın?

Bu soruyu önce kendimize bir soralım, sonra bizi zehirlemeye çalışanları suçlayalım…

O nedenle biraz kendimize gelmeliyiz ve gerekli tepkiyi ortaya koymalıyız…

Hep beraber “biz zehirlenmek istemiyoruz” diye ayaklanmalıyız…

Bu ülkede sağlıklı olmayı artık mucizelere bırakmamalıyız…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.