1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Muhteşem reklam...
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhteşem reklam...

A+A-

Televizyon dizisi "Muhteşem Yüzyıl" konusunda oluşan tepkiler Türkiye'de iki güçlü akımın çatıştığının göstergesi. Akımlardan biri Cumhuriyet öncesi dönemler konusunda aşırı duyarlılık gösterirken, akımlardan diğeri de Cumhuriyet'e hiçbir şekilde toz kondurtmayan ödünsüz tavırlar içinde.

Can Dündar'ın "Mustafa" filmindeki bakış açısı ağır saldırılara uğramış, hatta Dündar hakkında dava bile açılmıştı. Zülfü Livaneli'nin yine Mustafa Kemal Atatürk'e dair "Veda" filmi de benzeri ağır eleştirilerden nasibini fazlasıyla almıştı.
Şimdi ortaya çıkan manzarada "Mustafa" ve "Veda" filmlerindeki güç gösterisinin rövanşının "Muhteşem Yüzyıl" dizisi sayesinde sergilendiğine tanık oluyoruz. Dündar'la Livaneli'nin filmine yüklenenler Cumhuriyetçi laik kesimdekilerdi...
Kanuni Sultan Süleyman'ı anlatan "Muhteşem Yüzyıl" filmine yüklenenler ise onların karşıtı olan ve genellikle AKP
çevresinde toplanan muhafazakarlar.

Aslında her iki tarafın tutumu da sakıncalı. Özellikle gösteri sanatlarında sanatçılara kendilerini özgür ortamda ifade edebilme fırsatı tanınmalı. Sanatçıların kitlelere sundukları elbette ki eleştirilebilir... Ama baskı kullanmak, yasakçı zihniyetle atağa kalkmak, kabul edilebilir bir davranış biçimi değildir.

Sanatçıların sunumları, hedef kitlelerin takdirine ve vicdanına bırakılmalı. Yasakçı ve baskıcı zihniyet, özgür düşüncenin ve çok sesliliğin gelişimini köstekler.Baskıcı ve yasaklayıcı zihniyetten gelen baskıların bir propaganda etkisi yarattığım ve hedef seçilen sanat ürünlerine ilgiyi artırdığını da işte her seferinde görmekteyiz.

Cumhuriyetçi-laik kesimden olanların saldırıları "Mustafa" ve "Veda" filmlerinde gişe patlamalarına yol açmıştı. Şimdi televizyondaki "Muhteşem Yüzyıl" filmine muhafazakar çevrelerin koyduğu aşın tepkilerin de yine aynı sonucu verdiğini gözlemliyoruz. "Muhteşem Yüzyıl"ın yeni gösterimleri reytinge tavan yaptırmakta.

Gösteri sanatlarına baskı yapmanın hangi akla hizmet ettiğini anlayabilmek için bu sonuçlara bakmak bile yeterlidir.

"Muhteşem Yüzyıl'a, muhteşem reklam!..

Çevremden gözlemlediğim o ki, gazete manşetlerine kadar yansıyan baskılardan sonra, hiç televizyon dizisi izlemeyenler bile "neler oluyor?" merakıyla bu diziye odaklandılar. Reklamın böylesi karşısında dizinin yapımcılannın ve sunucularının keyiften dört köşe olduklanndan eminim!..

Batılıların "Muhteşem Süleyman" olarak tanımladıklan Kanuni'nin televizyon ekranlarından kaldırılması için seferber olanlar, açıkladıkları gerekçelerle bizlere tarih dersi de vermektedirler. Örneğin haremin Topkapı Sarayı'na Kanuni'den kaç yıl sonra geldiği, harem topluluğunun nasıl oluştuğu, harem ağalarının ve harem cariyelerinin nasıl yetiştirildiği, Osmanlı'da ilk savaş gemisinin hangi yılda inşa edildiği, Osmanlı geleneğinde padişahın huzuruna nasıl çıkılabildiği, Osmanlı eğlence ve müzik anlayışının ne olduğu gibi sorular o gerekçelerde yanıtını buluyor.

Ben şahsen bu derslerden yararlandım. Ama bizi bu yararlanmamızla baş başa bıraksınlar ve ekrandaki gösteriyle yıkıcı biçimde uğraşmaktan vazgeçsinler diyorum.

Gösteri sanatçıları tarihçi değildirler... Ekranda tarih yazmazlar... Sadece tarihten kurgulamalar yaparak sinemasal dille kitlelere keyif vermeye çalışırlar...

Yüksek bütçeli ve teknikli, "Yirminci Yüzyıl" da, kitlelere yeterince keyif vermeye başladı zaten...
Sanatçılar da, izleyiciler de rahat bırakılsınlar...
Beğenmeyenlerin o diziyi ille de izlemek zorunda değillerdir...

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.