1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Mungan: “Protokolsüz her gün KKTC’nin kaybına”
Mungan: “Protokolsüz her gün KKTC’nin kaybına”

Mungan: “Protokolsüz her gün KKTC’nin kaybına”

Maliye eski Bakanı Zeren Mungan Türkiye ile yapılacak olan ekonomik protokolün önemli olduğunu ve bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bunu yapamazsak her geçirdiğimiz gün KKTC’nin kaybıdır” dedi.

A+A-

Özge KİZİR

İki ülke arasındaki protokol çalışmaları devam ederken su konusunun öne geçtiğini belirten Maliye eski Bakanı Zeren Mungan, su konusunun da protokolde yer alacak hususlardan biri olduğunu vurguladı.  KKTC için Türkiye ile yapılacak olan protokolün önemli olduğunu ifade eden Mungan, katıldığı televizyon programında “Bunu yapamazsak, her geçirdiğimiz gün KKTC’nin kaybıdır. Mutlaka bir uzlaşı yolu bularak protokolü hayata geçirmemiz lazımdır” şeklinde konuştu.

Su konusunun hemen ardından, protokolle ilgili sürecin fazla uzatılmadan hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Mungan, “Bununla ilgili konular netleşmediği için önce bunu halledelim daha sonra iki taraftan protokolün bütününü paylaşırız şeklinde bir görüş oluştu. Su konusunun hemen ardından protokolle ilgili uzun bir süreç devam etmeyecek çünkü protokolle iki ülke arasında görüşmeler zaten bir yandan sürdürülmüştür. O da belirli olgunluğa gelmiş durumdadır. Ardından protokol başbakan ve Türkiye’de Kıbrıs işlerinden sorumlu devlet bakanı tarafından imzalanarak karara erişecektir. Bu KKTC’nin olmazsa olmazıdır. Bunu yapamazsak her geçirdiğimiz gün KKTC’nin kaybıdır. Mutlaka bir uzlaşı yolu bularak protokolü hayata geçirmemiz lazımdır. Çünkü bu protokol imzalandıktan sonra Türkiye ile bir mali protokol imzalanacak protokolde öngörülen hedeflere ulaşılması için gerekli olan mali kaynağın nasıl aktarılacağını mali protokollerde belirleyeceğiz” ifadesini kullandı.

“Ülkede büyüme, gelişme ve refahın yükselebilmesi ancak yatırımlarla sağlanabilir”

Üç yıl önce yerel gelirlerle cari harcamalar ve maaş benzeri ödemeleri yapamadıklarını belirten Mungan şunları söyledi: “Yerel gelirlerimizle kendi çalışanlarımızın ödenmesini, cari harcamalar, maaş ve benzeri ödemeleri ancak yapabiliyoruz. Üç yıl evvel bunu da yapamıyorduk. Bunları 200 milyon TL açıkla falan yapmaya yakın hale geldik. Daha önceleri 500 milyon TL kadar açık vardı. Bu, yalnızca maaş ve benzeri ödemeleri yapabilmemiz için duyduğumuz bir ihtiyaçtı. Bu yalnızca çalışanlarımıza, emeklilerimize ve diğer kamu kesimi çalışanlarımıza yaptığımız katkıyı ifade etmektedir. Fakat siz yatırım yapamıyorsanız ve bütçenizin yüzde 1’ini yatırıma ayırabiliyorsanız bu yatırım değildir. Ülkede büyüme, gelişme ve refahın yükselebilmesi ancak yatırımlarla sağlanabilir. Çünkü bu ülkeye yatırım yapacaksınız ve yeni katma değer oluşacak. Yaşanan durum ekonomiyi büyütecek ve büyüyen ekonomiden de farklı kesimler pay alacaktır.” 

“Kamu yatırım yapılabilecek bir durumda değildir”

Kamunun yatırım yapılabilecek bir durumda olmadığına dikkat çeken Mungan, “Biz daha çok kamuyla bir takım işler yapmaya çalışıyoruz. Fakat kamu, yatırım yapılabilecek bir durumda değildir. Her yıl biraz daha iyi bir duruma gelebiliyoruz. Son üç yıl içerisinde cari giderlerimizi karşılar duruma gelmek üzeriz. Belki 3-4 yıl sonra cari giderlerimiz ve Türkiye Cumhuriyetinden kaynak ihtiyacımız ortadan kalkacak ama eğer ekonomiyi büyütmek istiyorsak özel kesimin yatırımlarına ihtiyacımız vardır” şeklinde konuştu.

“Özel kesim yatırımlarına ihtiyacımız var”

Özel kesimin yatırım yapabilmesi için ciddi bir altyapıya ihtiyacı olduğunu vurgulayan Mungan, “Türkiye Cumhuriyeti’nden sağlanan kaynaklarla biz kamudaki bir takım alt yapı yatırımları yapabiliriz. Özel kesimin yatırım yapabilmesi ciddi bir alt yapıya ihtiyaç vardır. Yani yolumuz, suyumuz, elektriğimiz ve telekomünikasyonumuz tamam olacaktır. İşte bunu da devlet sağlayacaktır. Devlet nasıl sağlayacak? Devlet kendi kaynaklarına sağlayamıyor bunu Türkiye’den aldığı kaynaklarla sağlıyor. Bunu yaptıktan sonra siz ekonomiyi büyütmek istiyorsanız, özel kesim yatırımlarına ihtiyacınız olacaktır. Bu özel kesim yatırımları, ya iç ya da dış dışardan gelecek sermaye ile yapılacaktır” ifadesini kullandı.

“Mutlaka bunu yapacaksın şeklindeki uygulama bu ülkeye sermayeyi getirmez”

Yatırım imkânı konusunda yerel istihdama önem verilmesi gerektiğini ifade eden Mungan sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Önemli olan, özel kesime yatırım imkânı sağlarken geri dönüşü olan yatırımlara imkân vereceksiniz bununla beraber yatırım yapan sermaye gruplarının bu ülkenin insanını çalıştırma ve bu ülkenin ürettiği mal ve hizmeti kullanmayla ilgili bir takım kurallar koyacaksınız. ‘Mutlaka bunu yapacaksın’ şeklindeki uygulama bu ülkeye sermayeyi getirmez. Ancak ‘yerel istihdam yapmanız halinde şu kadarlık vergi indirimi ya da yerel mal kullanmanız halinde bu kadarlık indirim’ gibi bir takım kolaylıklar sağlarsınız. Bu vasıtayla ülke insanının istihdamı sağlanır ve bu ülkede üretilen mallar ise yeni gruplar tarafından kullanılır. Bu şekilde de ülke ekonomisinin büyümesi istihdam sıkıntısının ortadan kalması savunulabilir. Bu yönelik çalışmalar başlatılmıştır ve belirli bir olgunluğa gelmiştir.

“Büyük yatırım yapanlar belirli süre vergi ödemiyor”

Büyük yatırım yapanlara vergi vermedi deniyor, ya da zarar mı etti diye soruluyor. Burada söz konusu olan zarar değildir. Bu kişilerin yaptıkları yatırımların indirim olarak kullanmalarından dolayı belirli süre vergi ödememeleri söz konusudur. Burada yapılan yatırımların ülke hem istihdam hem de katma değer olarak insanına geri dönüşünü sağlamış olursunuz.”

“Şeffaflık konusunda sıkıntı var”

Sermaye gruplarına verilen bir takım arazi ve benzeri imkânların şeffaf ve hesap verebilir durumda olmamasının sıkıntı yarattığını ifade eden Mungan şöyle konuştu: “O tür arazilerinde, daha net şekilde ihale ve benzeri yöntemlerle kullandırılması halinde bu tür sıkıntılar yerel istihdam ve yerel ürün alma kuralıyla bileştirilirse bu ülkenin önü açılabilir diye düşünüyorum. Siz dünyaya rağmen bir şey yapamazsınız. Yani dünyanın döndüğü yönün farklı bir yönde çevirmeye çalışırsanız buna gücünüz yetmez. Önemli olan o tedbirleri almaktır. Kıbrıs Türk insanına yararlı mekanizmalarla birlikte bu sermayenin bu ülkeye gelmesini sağlamamız gerekir. Çünkü buna ihtiyacımız vardır. Eğer büyümek ve ekonomiyi geliştirmek istiyorsak bunu yapmamız gerekiyor.

“Ülkede eğer yüzde 5 büyüme olmasını istiyorsak 2 milyar TL’lik yatırım yapmamız gerekiyor”

Ülkede eğer yüzde 5 büyüme olmasını istiyorsak 2 milyar TL’lik yatırım yapmamız gerekiyor. Bunun da KKTC veya kamu kesimi tarafından yapılması mümkün değildir. 
Türkiye’nin katkıları olsa bile yapılabilecek yatırım 400 milyon civarında kalabilir. Tabi ki 1,5 milyar civarında bir sermayeye ve özel sektörün yatırımına ihtiyacımız var demektir. Su için gerekli olan yatırım ise yarım milyar civarında bir yatırıma ihtiyaç var.”


“Birileri bize zoraki bir metin getiriyor ve tehditle onu imzalatıyor şeklinde bir algı yerleştirilmeye çalışılıyor”

Ekonomik protokollerin bulmaca haline getirildiğine dikkat çeken Mungan, sözlerini şöyle tamamladı: “Ekonomik protokoller bulmaca haline getirildi. Sanki birileri bize zoraki bir metin getiriyor ve tehditle o maddeyi imzalatıyor şeklinde gibi böyle bir algı yerleştirilmeye çalışılıyor. İlgisi alakası yoktur. KKTC’de özellikle son 3 yıllık program ve protokol hazırlanırken KKTC’de hazırlandı. Hazırlanan protokol daha sonra Türkiye yetkilileri ile görüşülerek son şekli veriliyor ve imzaya açılıyor. Bu durum 2013-2015 protokolü için de söz konusudur. 2016-2018 dönemi içinde bu durum söz konusudur. 2016-2018’e yönelik olarak Devlet Planlama Örgütü (DPÖ) 3 yıllık bir program hazırladı. Bu programı hazırlarken sektörlerin hangi duruma geleceğini ve büyümeler için gerekli hedefleri belirleyerek 3 yıllık programı hazırladı.

“Temel husus, tüketici refahının artırılmasıdır”

Ekonomik programın ilk hazırlandığında yüzde 3 civarında bir büyüme öngörülüyordu fakat hükümet kanadıyla yapılan görüşmelerde bunun yüzde 5’lere yükseltilmesi yönünde şekillendi. Bununla birlikte ‘ne kadarlık bir kaynağa ihtiyaç var ve bunun gerçekleşmesi için sektörlerin önünde kısıtlar varsa bu kısıtlar nasıl kaldırılacak’ gibi konularla ilgili tespitlerde bulundu. Bir programın temelinde bu hazırlıklar yapıldı. Temel husus, tüketici refahının artırılmasıdır. İşte bu program çalışması yapıldıktan sonra başbakanlığının başkanlıkta ve diğer bakanlıkların diğer kurumlarla olan irtibatlarıyla KKTC tarafından bir protokol taslağı hazırlandı. Bu bütün çalışmalarda olması gereken genel prensiplerdir.” 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.