1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Müzakereler devam edecekse
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Müzakereler devam edecekse

A+A-

Ne dedik?  Müzakereler dondurulur ama sonlandırılmaz.  Çünkü böyle bir karar hem   adadaki siyasi huzursuzluğun hem de iki halk arasındaki husumetin sürgit devam etmesi olur.    Oysa bu adada her iki halka da husumetle yoğrulan anlaşmazlıkla çözümsüzlük değil,   barışçı çözüm gereklidir. 

O halde ne yapalım da bugüne kadar  “anlaşmazlığın”  sorumlusu olarak işaret ettiğimiz Güney’deki Rum liderliğini çözüme zorlayacak bir siyasi ortam yaratalım?

MESELA:   Hristofyas’ın arsızca isteklerini  “ver kurtul”  politikasında kabul etmiyorsak.   Annan planını bile reddederlerken benzeri planlarla sonucu alınamayacak  yeni müzakerelere de   girişmeyeceksek.   Şu halde  KKTC ile Ankara’nın bugüne kadar süregelen   politikalarında köklü değişiklik olmalıdır.  

BİR: Ne yapıp eyleyip  Rum liderliği ile halkının kafasına sokulmalıdır ki   artık Kuzey Kıbrıs’a dönmeleri bir hayaldir,  mümkün değildir. 

İKİ:  Dolayısıyle  barışçı çözüm arayışlarında bu  “kırmızı çizgiden”  ödün verilmeyeceğine göre,   “iki bölgeli,  iki toplumlu,   siyasi eşitliğe dayalı,  Türkiye’nin  de garantisini içeren bir çözüm”  şekli esas alınmalıdır. Yani  eğer ille de federatif sistemde ısrar edilecekse   bu  “konfederal sistem”  olmalıdır.

PEKALA:  Bugüne kadar olanlar ne idi?  Maskaralıklar  dizisi!  Yok tek devlet tek yurttaşlık,  yok çapraz oylama!  Yok tek Merkez Bankası tek uluslar arası kimlik,  yok  kaç Rum’un Kuzey’e döneceği ile hangi yörelerin verileceği pazarlıkları! 

Dolayısıyle bu  olmayacak dualara amin demekten vazgeçerken  iki bölge ile  iki halk iradesini de sulandırmadan ve   ne pahasına olursa olsun  Kuzey’e  Rum hakimiyetinin serilmeyeceği bir çözüm şeklinden ödün verilmeden,  yeni müzakere ortamlarını aralamak gerekmektedir.   Bu gerçeğin dışında  kaç müzakere masası kurarsanız kurun, BM’lerde AB’de ne karar alırsanız alın Kıbrıs’ta çözüme ulaşamazsınız.  

O HALDE ASLA ÇÖZÜM  OLMAYACAKTIR:  Olur!  Sınır düzenlemesi yapılır, yüzde 36’lık  Kuzey tutun ki yüzde 27’lere  hatta 25’lere  çekilir.  ( Kim kimin malını kime veriyor demeyin.  Toprak ve nüfus oranları çözümün mihenk taşına vuracaksa        payımıza düşeni kalıcı çözüm için kabul etmek zorundayız.)                 VE GÜNÜN KONUSU MARAŞ. Ha,  bir de bu  başımıza bela “kadavranın”  sorunu vardır, onu da yazalım.    Yıllarca,  “tellerinden uzanıp içine tükürme hakkımın bile bulunmadığı Maraş ha Rum’a iade edildi ha elde kaldı!  Hiç önemli değildir çünkü benim değildir”  dedikti!   Kaldı ki BM’ler GK’i kararı var iskâna açılamaz!  Dolayısıyle  “yok açacağız,  yok iade etmeyeceğiz”  laflarını siyaset diye piyasaya sürüp bereketini beklemekten  vaz geçilmelidir!                         Ve eğer Maraş 38 yıl kapalı tutulmuşsa  (ki o kapalı  bölgesi  bütününün üçte biri olup  “oteller bölgesidir” ve de üçte ikisi 1974’den hemen sonra zaten  iskâna açılmıştır)  bundan sonra da  “bize yar olmaz!”  Verin gitsin fakat kör gözlere parmağım ikide birde politika arenasına sürüp bazan siyasi koz bazan blöf olarak kullanmaktan vaz geçin!

**********

HATIRIMA GELENLER

*** Bir zamanlar Turgay Avcı’nın ön ayak olması ile Lazkiye’ye feribot seferleri başlatıldıydı.  En çok da  “Rum bu seferleri engelleyemedi”  diyerek el çırpıyorduk!   Ardından  Papadopulos “hadi gelin görüşelim”  dediğinde bu   Lazkiye işi de bittiydi!  Hatırladınız mı?  

*** Ferdi Soyer Başbakan iken ünlü Almanya ziyaretleri olduydu ki   “KKTC Almanya’da rüzgârlar estirdi”  diyorduk!  Schröder’li temaslar dillere destandı…  Sonra bir de baktık ki  Papadopulos Gambari sürecini başlatıyor,  Hristofyas da destekçisi olarak  devam ediyor!  Ve sonrasında ne oluyor?  Ne  Almanya serüveni kalıyor ne estirilen rüzgârlar! 

*** Kasım 2007’dir.  Tv’de bir yorum yapıyorum:  Buraya özetini aktarıyorum:   “Suriye Devlet Bakanı Hafız Esat Türkiye’ye gelir.   Bu ziyaret çok eleştirilir.  Buna karşın hemen ardından da Simon Perez gider Türkiye’ye.  Ve bir hafta sonra müthiş dediğimiz bir başka  olay yaşanır:  Erdoğan İpsala sınır kapısında doğal gaz boru hattının açılışını yapar.  Yorumlara göre ABD İran enerjisi nedeniyle Türkiye ile İran yakınlaşmasına ses çıkarmaz.  Hem de kapsamında Türkiye İran Elektrik Santralı projesi olmasına karşın!  Ve hemen ardından da TC ile İngiltere stratejik ortaklığı paralelinde AB’de vize kaldırılması olayı söz konusu olur. Bu vizesizlikten de sanatçılar,  gazeteciler,  işadamları yararlanırlar…”

BUNLARI NEDEN HATIRLAYIP HATIRLATTIK:   Ülkelerin  politikalarını efkârı umumiye  (halk)  saptamaz!  İstediği kadar “siyasi iradenin”  kendisi olduğunun çığlıklarını atsın!  Politika yapmak hakkı  “yönetim kadrolarınındır.”   Bu bir. 

İkincisi de şudur.  Politika yapıyoruz demekle hiç kimse politikacı olmaz.  Cumhurbaşkanı da olsa,  Başbakan,  Bakan da olsa!   Olsalardı işte yukarıda bir zamanların geliştirilen siyasi olaylarını ve sonuçta onların karşıt politikacılar tarafından   nasıl kadük hale getirildiğini yazdık ya.  KKTC’yi uçurmaları gerekirken hâlâ süründürüyorlar demek istedik!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.