1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Müzakereler hep devam eder - özeleştirmeler - ve şu sistem meselesi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Müzakereler hep devam eder - özeleştirmeler - ve şu sistem meselesi

A+A-

Bu adada görüşmelere ara verebilir,  dondurabilirsiniz   ama   “artık bitti”  diyemezsiniz.  Güney’de Rum Kuzey’de Türk halkı var oldukları sürece böyle bir karar hem adanın coğrafi ve fiziki yapısına hem de   siyasi konumuna aykırıdır. 

Dolayısıyle ne zaman,   “daha fazla bekleyemez,  Hristofyas’ın bitmez tükenmez istekleri ile önümüze koyduğu engellere tahammül edemeyiz”  denmiş ve  de  “görüşmeleri bir daha başlamayacak kararda keseceğiz”  uyarılarını işitmiş olsak olmayacak duaya amin demeyiz diye söyleniriz!    Hem de Rum tutumuna ne zaman canımız sıkılsa,  “artık bitirin bu görüşmeleri”  diyerek  ahkâm kesmemize karşılık!

Tabi ki bu yargının yani müzakereleri kesip kesmeme konusunun  Lefkoşa-Ankara payitahtlarında ne kadar hükmü olduğunu da  bilmiyoruz. Yahut Hristofyas’ın yerine bir başka Cumhurbaşkanı,  bizde ise yeni iktidar değişiklikleri söz konusu oldukta  yine mi “görüşme kapılarını açmayız”   onu da bilemiyoruz. Fakat akıl diyor ki mümkün değil! 

ÇÜNKÜ:  Rum’la görüşüp  “çözüme”  varmadan bu adada  ne  barış olur ne de Kuzey’deki Devlet iddiamıza karşın  Devlet olunur.  Kaldı ki görüşmeleri kesip  tanınmışlığı sağlayacağız!   Olsa olsa  “çözümsüzlük çözümdür”  olur!  Tabi 37 yıldır denedik o da olmuyor…

RUM BUNU BİLİYOR:  Bildiği için de çözüm konusunda acele etmiyor.  “Varsın Türk tanınmamışlığı ile ambargolar altında  sürünsün”  politikaları  ortada!

Oysa  Ankara  artık bu süreçten tedirgin olmaya başladı.  Hem siyasi prestiji yönünden hem de  garantörü olduğu, bu nedenle 1974’de  Barış Harekâtını gerçekleştirdiği halde hâlâ  siyaseten  Rum’un üstesinden gelemediği için…

Nitekim 1 Temmuz’da AB’nin dönem başkanı olacak Hristofyas’lı Güney’e  rest çekiyor ve diyor ki  “bu durumda görüşmeler biter.”  Ancak şu sıralarda ne derece ciddi ne derece blöf olduğunu bilemeyeceğimiz bu siyasi çıkışın  Rum’un dönem başkanlığını kesintiye uğratması mümkün değildir.  Aksine Türkiye’ye karşı olan AB çevreleri muhtemelen 800 bin kişilik Rum toplumu ile devasa Türkiye’nin burnunu sürttükleri varsayımında ellerini   ovuşturmakta olabilirler…

PEKALA BİZİM CEPHEDE DURUM NEDİR:  Şimdilerde  Ana Muhalefet partisi  CTP hem içteki hem de  dıştaki sorunları çözmeye talip oluyor.  Biz iktidara gelirsek şunu bunu yapacağız söylemleri sıklaştı…  Tabi öyle olacak da yine yazalım.  Muhalefette iken söylediklerini her ne kadar iktidara geldikte  “Ankara’nın siyasetine uyum”  diyerek saptırıyorlarsa da  bu halka  yine de   “biz tek devlet,  tek yurttaşlık,  Kıbrıslılık esasında çözüm vaad ediyoruz”   diyecekler  mi?  Cevapları “evetse”  müjdeler olsun:  Yine seçim kaybedecekler! 

**********

ÖZELLEŞTİRMELER GÜNDEMDE

Hükümet kararlı görünüyor.  Muhalefet Partilerinin, sendikaların tüm itirazlarına karşın  yasayı Meclis’ten geçirmek için   direniyor.

Dikkati çeken kuruluşlar da tabi ki Elektrik Kurumu,  Ercan Havalanı ile   Telekomünikasyon oluyor… Öncesinde KKTC’yi devlet kademelerinde yeniden dizayn edecek olan  Askerlik,  Faiz,  Muhaceret,  Çevre , Sosyal Sigortalar yasaları geçirildiydi.  İtiraf edelim henüz değişikliklerin yararlarına elleyemedik!

Şu sıralarda da  “Devletin sırtında kambur olduğu iddia edilen kurumların özelleştirilmeleri gündeme geliyor.”   Ve Devleti  dolayısıyle Hükümeti iki büyük sorun bekliyor:                                                                

BİR:   Kim ne derse desin,  neyi vaad ederse etsin.  Özelleştirilen sektörleri  “özelin”  tüm personeli ile devralmasını kimse beklemesin.  Böyle bir şart konsa ihaleye katılacak  “şirket”  de bulunmaz!  Yani özelleştirme yeni işsizlikle fasaryasını da beraberinde getirecek.

İKİ:  Rakibi  olmayan sektörlerin özelleştirmesi kaçınılmaz tekelciliği getirebilecek.  Tedbir alacağız demek yetmeyecektir..  Kaldı ki büyük kazançlarla kârları gözeten  özel sektörlerde, devletin özelleştirmeden umut ettiği vergilerle elde edilecek  gelirler elde etmek de büyük umut olmamalıdır!

Yani devlet  zararlar hanesine kazınan sektörleri   özelleştirerek ellerinden kurtulma dolayısıyle gelirlerini de artırma hesapları yaparken, rizikoları büyük yeni gaileler  içine düşecek gibi görünüyor…

**********

SAĞLIKTA SİSTEMSİZLİK Mİ  

Hep ayni şeyleri yazarken  “sistem”  lafına bayıldığımızı da yazarız.  Bazı kelimeler dilimize bal kaymak tadında pelesenk olurlar...

Sağlık servislerinde  yani “Hastanelerde  sistemsizlik”  bunlardan.   Son günlerde sık sık gündemin manşeti oluyor.  Fakat neresinin  “sistemsiz”  olduğu vurgulanmıyor.  Vurgulanıp istenen   “hastanelerden beleş yararlanılması.”  On para vermeden muayenesinden ilacına,  yataklı tedavisinden ameliyatlarına kadar yurttaşların bedava yararlanmaları…” 

Yeme de yanında yat!  Zaten demiyorlar mı  “devlet malı deniz yemeyen domuzdur”  diye!  Sistem böylesi önerilerle kurulmaz.  Bedavacılık uğruna baş kaldırılarla da sistemler oluşmaz!  Beterince bozulur ki  zaten memleket ortada.  El birliği ile ve milletçe sistemleri oluşturmak için değil olanlarını da yıkmak için uğraşıyoruz.  Hadi rast gele!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.