1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Nadir beraat etseydi
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nadir beraat etseydi

A+A-

Eğer  Asil Nadir’in başına Londra’daki şu mahkeme kararı kazası gelmese ve de Asil Nadir aklanmış paklanmış olarak KKTC’ye dönseydi…

SORU BİR:  Kaç gündür  “ah Asil vah Nadir”  diye ağlayıp sızlananlar,  bildiri üstüne bildiri yayımlayarak İngiliz adaletini lanetleyenler,  bu kez zafer gösterileri ile Asil’i karşılamaya giderler miydi?

SORU İKİ:  “KKTC büyük bir yatırımcısını, büyük bir işadamını yeniden bağrına bastı”  diyerek coşkularını ifade ederler miydi?

SORU ÜÇ:  Hükümet yeni yatırımları için Asil Nadir’e kucak açıp   desteklerini  verir miydi?  Bugün olayı telin edenler bu destek teşvik için   “muvafıktır efendim”  mi derlerdi?  

SORU DÖRT:  Birlikler,  siyasi partiler,  Medya, “Kıbrıs Türk halkı büyük işadamına yeniden kavuştu”  diyerek açıklamalar yapar,  meselâ  “Geçitkale Hava Alanı”  Asil’e helal olsun derler miydi?

SORU BEŞ:  Ve gelelim asil Nadir’e.  Beraat etmişliğinin rahatlığıyla açıklamasını yaparken,   uzun yıllar kalebent kaldığı KKTC’de  “kendisine gösterilen büyük ilgi ile esirgenmeyen desteklere teşekkür ederek,  bu manevi borcumu size yeni ve büyük yatırımlarımla ödeyeceğim”  yollarında teşekkürleriyle mi karşılardı yoksa  “durun da ben size şimdi göstereceğim”  diyerek on sekiz yılın hesabını mı sorardı!  

YOKSA:   Nadir’in yeniden ülkeye dönmesi karşısında  “Allah kahretsin.  Bu Asil Nadir belasını bir türlü başımızdan defedemedik,  ‘go home Nadir’  diyerek yollara mı düşerlerdi? 

Kim ne söylerse söylesin,  ben kimsenin Asil Nadir’in kurtuluşunu kutlamak için (samimiyetle ve dürüstçe)  boynuna sarılacağına inanmayanlardanım… 

Çünkü 1993’lerden beridir aramızda yaşayan Asil Nadir bugün hüküm giymiş Nadir’den başkası değildi.   “Düştüğü”  için  elinden tutulup kaldırılmayan,  aksine yalnızlığa itilen hep o Asil Nadir! 

Kısaca diyorum ki şimdilerde Asil’i  “kurtarma”  seferberliği başlatacağım diyenler,  on dokuz yıl aramızda olan Asil Nadir’e dönüp bakmadılardı bile… 

 *****

EĞİTİMDE NE KADAR İLERLEDİK

Geçmişte ninelerimiz masal anlatırken   “az gitti uz gitti bir de geriye dönüp baktı ki bir arpa tanesi kadar bile yol kat etmedi”  derlerdi!  

İŞTE İSPATI:  Ben 2 bin yılında yaş itibarı ile tam otuz beş yıldan emekliye  sevkedilen bir öğretmenim.  O otuz beş yılda memleketin  “eğitim öğreniminin”  hem nasıl olduğunu gördüm hem de yaşattıkları için bilfiil yaşadım.  Otuz  beş yıl sonra anlayıp öğrendiğim şu oldu: 

Bu ülkede Rumdan kalan okullar nedeniyle nüfusumuza göre  en çok okula  sahip ülkelerden birisiydik…  Öğretmen  Koleji’nin durmuş  oturmuş ve öğretmen ihtiyacına cevap verecek sistemi nedeniyle de   mesela bir süre öncesine kadar her on sekiz yahut yirmi öğrenciye bir öğretmen düşecek kadar iyiydik… Hatta iyi öğretmenler söz konusu olduğu sürece  öğrenciler de  her zaman başarılı olduydu… 

KISACA:  KKTC’de  “Okul,  Öğretmen,  Eğitim Öğretim” vardı ama   “Eğitim Bakanlığı ve   Maarif”  yoktu!  Nitekim Bakanlık  siyaset yapıyordu,  Maarif de siyaset yapılması için Bakanlığa yardımcılık görevinde bulunuyordu! 

Ve kısaca hiçbir devrede yeni ders yılı başlamadan ne okullar onarım gördü,  eksiklikler tamamlandı ne de öğretmen ihtiyacını saptayacak planlı programlı çalışmalar yapıldı!

Ta ki okullar açılsın,  okul müdürleri eksiklikleri bağıra çağıra  Bakanlığa aktarsın,  sorunlar medyaya düşsün,  veliler öğretmensizlikten dolayı yollara dökülsün,  falan…

Eh,  yılın ortalarına doğru da boşluklar kapatılır,  sorunlar en aza indirilirdi ama olanlar olmuş,  her taraf yara bere içinde kalınmış olunurdu!

Bu   “ulusal haslet”  elan  Eğitim Bakanlığının “bangerası”  olarak ibretle dalgalanmaktadır…
ANLATALIM.  Kamu Hizmeti Komisyonu her yıl yırtınır.  Eğitim Bakanlığını uyarır ve der ki  “ne olursunuz 15 Temmuz’a kadar öğretmen eksikliklerini bize bildirin ki okulların  açılmasına kadar atamaları nakilleri tamamlayalım….”

Eğitim Bakanlığından çıt çıkmaz!  Neden?  Ya tatildedirler yahut şimdilerdeki Kurultay misali her hangi bir siyasi olayın peşinde koşturmaktadırlar! 

Asıl neden ise  “politika yapmaktır!”  Eğer okullar açılmadan onarım görseler,  öğretmen açıkları zamanında  giderilse,  yaz aylarının o heyamolası içinde Bakanlığın Bakanın şahsındaki bu başarısını  kim görüp  kim  “maşallah” diyecek ki oya tahvili ola!

Oysa okullar açılacak,  veliler kapılara dayanacak,  şikâyetler ayyuka çıkacak ve de Bakan,  “hiç merak etmeyin,  her şey yoluna girecek”  diyerek gerçekten de  sorunları yoluna haline sokacak.   Ve bu hale yola girmişliğe,    “sorunları çözen Bakan”  propagandasının yaftası asılacak!

Sahi,   başlığı nasıl attıydık?  Eğitimde nasıl ilerledik!  Sadece Eğitimde değil,  tüm öteki devlet işlerimizde de  işte böyle! 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.