1. YAZARLAR

  2. Ferhat Atik

  3. Nazım'dan 2 Hediyeniz Var!
Ferhat Atik

Ferhat Atik

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nazım'dan 2 Hediyeniz Var!

A+A-

Yarım yüzyıldır Türkiye Nazım’ı, o çok sevdiği vatanına kavuşturamadı. Türkiye Nazım’a bu armağanı sunamadı. Oysa Nazım ölümünden yıllar sonra bile, bize iki armağan daha sundu.

Yıllar sonra ilk kez iki gün önce Doğan Hızlan tarafından yayımlanan iki şiir, ülkemizde de ilk kez bu satırlarla okuyucu ile buluşuyor. Ortaya yeni çıkan bu iki şiirin serüveni, Ömer Türkoğlu’nun “Küçük Asya’nın Bin Yüzü” isimli kitap için yaptığı Milli Mücadele dönemi yayınlarını taraması sırasında başlamış. Hakimiyet-i Milliye ve Yeni Gün dergilerinde 1921 ve 1922’de yayımlanmış ve yıllar sonra bir süpriz olarak ortaya çıkmış. Şiirleri ortaya çıkaran sayın Ömer Türkoğlu ve yayıma koyan Doğan Hızlan’a teşekkürlerle, Nazım’dan bize, yıllar sonra sunulan ve iki armağan gibi olan şiirleri sizlerle ve mutlulukla paylaşıyorum.


Müşterek Zahmet

Gözlerimiz, şeffaf temiz damlalardır.

Her damlada demire can veren dehanın

Bir küçücük zerresi vardır.

Şeffaf, temiz damlalarıyla gözlerimiz,

Bir umman içinde birleşmeseydi eğer,

Her zerre dağılsa idi başka bir yere,

Dinamolarla durmayanları çiftçileştirerek

Çelik dağları sof bir klak gibi döndüremezdik!

Müşterek zahmetin şamateri yakan,

Çevirir akan istismar ateşini

Şem’asız kibrit gibi söndüremezdik.

Şeffaf, temiz damlalarıyla gözlerimiz,

Bir umman içinde o kadar karıştı ki,

Kaynayan suda buzu nasıl eritirse deniz

İşte biz de birbirimize öyle kaybolduk.

Yükseldi müşterek zahmetin şamateri

Demire can veren dehayı bulduk.

Moskova/Nazım Hikmet



Aldığım bir mektup

Dün gece bir mektup aldım, bir felakete dair.

Siyah satırlarında şöyle yazılı:

“Şair, bilmiyoruz nereden başlamalı biz söze

Kara bir hançer gibi zavallı gönlümüze

Saplanan son acıyı sen de duyuyor musun?

Yoksa hülyalarınla hâlâ uyuyor musun?

Boşluklara atılan ruhumuza bu bir sır:

Bilmiyoruz gönüller bu kadar yakın mıdır?

Dileriz derdimizi avutmasın seneler

Bize son vazifeni yapmış olursun eğer

Zavallı gönlümüzde bu derin matemi sen

Rüba Beyin sesiyle ebedileştirirsen...

Ah bir hale düştük ki, duysa kâinat ağlar

Hem bir kardeş kaybettik, hem çok sevgili bir yâr

Biz gurbette ağlarken o da gurbette öldü

Biz gurbete gömüldük, o toprağa gömüldü

Şimdi o uzaklarda, çok uzaklarda bizden

Hayaline ağlayan yorgun gözlerimizden

Yüzü rüyalardaki yüzler gibi kayboldu.

Zaten o bir çiçekti, bir çiçek gibi soldu

Bir bahçeye gitti ki açılmaz çiçekleri

Kahpe felek, kendini bildiği günden beri

Gökler zulümleriyle bu kadar alçalmadı

Artık güzelliklere imanımız kalmadı

Hiçbir ümidimiz yok, hiçbir gayemiz de

Şair, fani neşeyi artık arama bizde

Şimdi biz bir hayale ağlarız için için

Tesellisi olmayan gönüllerimiz için

Sade ona kavuşmak tesellidir diyoruz

Ona kavuşmak için ölümü bekliyoruz.

Nazım Hikmet

(Vehbi ve Nâfi kardeşlerimin acılarına)

Nazım’ın bir yarım yüzyıl daha; yaşarken de çektiği vatan toprağı hasretini, artık çekmemesi dileklerimle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.