1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Ne güzel ataşemizdin sen Fahri Abi üstümüze ateş etmeseydin
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne güzel ataşemizdin sen Fahri Abi üstümüze ateş etmeseydin

A+A-

Fahri Abi neden Kültür ve Turizm Ataşesi seçildi, seçildiğine göre birileriyle yarıştırıldı, devletin ataşe çıtası tam olarak neydi, neye göre birinci seçildi, ikinci kimdi, jüri neye dayanmış olabilir, seçerken illa bir yerlere dayanmak şart mıdır, devletin çok dayanmalarına mesela çüş deme hakkımız yok mu, çünkü bazı dayanmalar dayanılacak gibi değil.

Fahri Abi gerçek mi yoksa televizyonun yanılsaması mı? Eğer Fahri Abi bir yanılsamaysa gerçek ne? Biz gerçek değil miyiz? Devlet niye gerçeği durmadan göz ardı edip yanılsamaya dayanır? Devlet bir yanılsamaya gerçeklik veriyorsa o zaman bu devlet televizyondan mı kuruldu? Devletimiz bir televizyon programı mıdır? Kimin programıdır? Kaçtan kaça yayın yapmaktadır? Reyting dedikleri şey seçim sandığı gibi bişey mi? Mesela geçen seçimden sonra CTP’nin programları beğenilmediği, reyting almadığı, artık o kadar izlenmediği için mi kaldırıldı? RTÜK kimdir? O akşam o televizyonda ne yayınlanacağına RTÜK’mü karar verir? Her devletin RTÜK’ü var mıdır? Bizim RTÜK’ümüz Türkiye, devletimiz 29 ekran renkli-camlı–Türkçe Televizyon, Fahri Abimizde o ekranların en sevdiğimiz kahramanı mıdır?

Eğer böyleyse, ki devlet durduk yerde mizah yapmaz, yani bazı mizah yapan devletler mutlaka vardır, tarihte bulunmaktadır da, fakat hem devlet hem mevzu hem de haberin ta kendisi mizah olursa ciddiye almamız gereken hususlar vardır demektir. İşte bu sebeple eğer böyleyse, artık her Kıbrıslı Türk her seçimde parti ya da parti programı değil televizyon ya da televizyon programları seçecek demektir. Acun Ilıca’nın Survivor Adası’nın Kıbrıs Adasındaki mevzulardan daha çok izlendiği, takip edildiği, sanal dünyada konuşulduğu, yazıldığı çizildiği düşünülürse bu hiç de yanlış bir tespit değildir. Evet, gözlerimiz yalnızca görmekle mükellef değildir aynı zamanda tarihe de tanıklık eder ki, Survivor Adası’ndaki mevzular, çatışmalar, gruplaşmalar, kavgalar vs Kıbrıs Adasındaki mevzulardan daha çok ilgi çekmektedir ve bu meselede Kıbrıslı Türklerin ilgisinin de Survivor Adası olduğu düşünüldüğü zaman RTÜK’ün böyle bir televizyon yayınlarını programlaması, dayaması hatta ‘külliyen dayaması’ pek de yerindedir. Böyle televizyona böyle ataşe, böyle programa böyle yayınlar, ne yani belgesel mi göstereceklerdi bize?
Ama şu da mesele ki kafamın içinde, ey ülkem, onca sene, onca program, onca televizyoncu, onca yayın ilkesi, nasıl bir televizyon faturasıdır ki, öde-öde bitmiyor, ve sen bir kere demiyorsun, bir ülkenin başka bir ülkeye ödenmemiş televizyon faturası olur mu? Siz hala delirmediniz mi? Hala bu kadar sakin olmayı neye borçlusunuz? Kurtlar Vadisi’ne mi Acun Ilıcalı’ya mı? Siz hala delirmediniz mi? Hala bir tımarhanenin içinde olmadığınızı mı sanıyorsunuz? Sizi delirtmek için yirmi dört saat televizyon izlettirdiklerinin farkında değil misiniz?

İşte ataşeniz, bana ataşenizin kim olduğunu söyleyin size kim olduğunuzu söyleyeyim. Ataş düştüğü yeri yakar ve fakat her ataş değil, bazı ataşlar düştüğü yeri yakmaz, zira yanmanın cezası var da yakmanın cezası yok. Bu satırları mesela tam da burada sigara içerken okumanın cezası 80 TL’dir, yani yak ama yanma demokrasisi. Yani bazı yerlerinde devletin çıra gibi yanmaktadır demokrasi. Şimdi bizim de elimizde, Türk Rambo’su bir ataşe, bizi dünyaya tanıtacakmış, elinde Türkçe-İngilizce belge, devlet ateş etmeden önce artık halkını gıdıklıyor mu? Bu da yavrucağız demokrasisi işte!

Gözlerinden öperim canım insanlarım. Artık Kültür ve Turizm ataşeniz, ekranlardan mütemadiyen ateş eden, Türk Rambo’su. Onlara, onların Amerikaları Rambo sattılar durdular, bizim Amerika’mız da bize kendi Rambo’sunu satıyor! Düşündüm de, emperyalizmin lehçeleri de var, değil mi? Gözlerinden öperim canım insanlarım. İsyansızlığının gözlerinden öperim, ama o öptüğüm gözlerin insanlılığının gözleri.  Ne zaman ve neyden sonra gözlerinin rengi artık isyanlılığın rengine bürünecek, neyden sonra?

Bizi uyutsunlar diye anteni böyle çevirdiler, o tarafa. O yüzden durmadan aynı yayını cızırtılı-karıncalı gösterirler. Senin canlı zannettiğin her şey banttan yayınlanıyor. Ve sen hala izliyorsun, isyansız gözlerinle. Canım insanlarım, ortada bir televizyon varsa mutlaka bir de kumanda vardır, biliyorsun değil mi? Kumandayı alabilirsin, biliyorsun değil mi? İşte o zaman kültür ataşene ya da ne bileyim bütün bu izlettirdikleri programlara, yanılsamalara, gerçek olmayanlara, uydurulmuş masallara, beyin hücrelerini yiyip bitiren bu televizyonculara, bu neyin ne zaman ne şekilde yayınlanacağına karar veren Üst Kurullara gerek kalmayacaktır. Kendin olmak, kendine bu kadar zor mudur? Sen, sadece, okulda matematik dersinden geçemediği için ya da öğretmeninin sınıfta hal ve hareketlerini beğenmediği için durmadan sana şikâyette bulunulduğu oğluna, kızına mı sinirlenirsin, bağırırsın! Sen sadece, yemeğin tuzunu ya da evin içini beceremediği için ya da senin dediğine başka şeyler dediği için karına mı sinirlenirsin, bağırırsın! Sen işyerinde, çalıştığın yerde, o mutsuzluğuna zaman öldürdüğün yerlerde yani, sadece iş arkadaşlarınla ya da bir üstünle ya da ne bileyim işte patronunla falan mı kavga edersin, sinirlenirsin, bağırırsın! Sen, yanılsamaların içinde olabilir misin zira hiç gerçeğe kızmıyorsun! Seni de gerçekten alıkoymuş olabilirler mi? Hepimiz, televizyonun içinde bir yerlerde, kimisi oynayan, kimisi izleyen şeyler miyiz? Mesela biz hiç televizyona bağlanmasak cansız mı olacağız? Ama senin hayatın hep banttan yayındı. Neden inanıyorsun televizyonun canlı yayınlarına! Senin canlı yayının, senin televizyonun, senin programların, senin gerçeğin, sokaklardadır, ve gözlerimizdedir, insanlılığımızın gözlerinde, isyanlılığımızın gözlerinde, birbirimizin gözlerinin içine bakarsak çoğalırız, büyürüz, canım insanlarım…

O yüzden canım insanlarım, onların televizyonlarına bakmayın, birbirimizin gözlerinin içine bakın… Gözlerimizin içinde büyüyecek çünkü çocuklarımız. Çocuklarımıza bir göz bırakalım, bir göz oda, içinde televizyon olmayan, televizyonun içinden ataş edilmeyen bir göz oda bırakalım, insanlılığı ve isyanlılığı haklı büyüyen…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.