1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Ne güzel memleket
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne güzel memleket

A+A-

Yıllardır İstanbul’da yaşamakta olan Kıbrıs kökenli  misafirlerim vardı.  Periyodik aralıklarla gelirler akraba, eş dostla hasret giderirler.

Yine öyle yaptılar.  Güney’i de turladılar Kuzey’i de.  Bu memleketin insanları işte.  Bayıldılar.  “O çiçekler,  o evler,  o yeşil,  o  yollar,  o sükûn...”   Dediler.

Tabi,   “yaa  öyle mi”  diyemedim!   Ve hatırladım.  Ben kaç zamandır memleketime şöyle alıcı gözle bakmıyordum.  Aksine  “elimden gelse çeker giderdim  buralardan”  diyordum.  Ve her baktığımda çevreme  pislik görüyordum.  Viranelik,  eskilik,  pejmürdelik…

Süslü püslü evlere   “arabesk yapılar”  lakabını taktıydım!  Arabaların üzerlerinde  yağ gibi kaydığı yollarda,  trafik kazalarına davetiye çıkartan  kusurlar buluyordum!  Oğlunu öldürmekle yetinmeyip tecavüz eden babanın yaşadığı bu Kuzey’i artık  caniler beldesi olarak görüyordum!  Ve herkeslerin tepelediği yasalar  nedeniyle yaşamakta olduğum bu memlekette orman kanunlarının egemen olduğu düşüncesine saplanıyordum!  

Ve bir kez daha anlıyordum:   “Eğer bu kadar karalar bağlamış,  etrafıma  bu kadar kara gözlüklere bakıp bu kadar karamsar olmuşsam demek ki ben memleketimi sevmiyorum!”                                                  HİÇ ŞAŞIRMADIM.  Kendime koyduğum teşhise hiç şaşırmadım!  Çünkü çoktandır  sadece dışımızdan gelenlerin gördüğü güzelliklerle yaşanan bu memleketteki  asudeliği  görmüyorum!  Demek ki ben memleketime çoktan yabancılaşmışım!

Oysa bu memleketin insanları iken nasılsa hayatlarını dış ülkelerde geçirmek zorunda kalan bizim yurttaşlarımız ne diyorlar:   “Ne güzel memleket.” 

                                  ***

             MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

Kuzey’e olan sevgimizi destan yaptık.  Bizi sıkboğaz edecek kadar daracık coğrafyasına karşılık,    “yeter ki bizim olsun”  deyip   o müthiş aidiyet duygusunda sahiplendik.  Bir taşını bile Rum’a vermek istemedik.  Hâlâ öyleyiz.  Çiçeklerini eşeklerini,  dağlarını kaplumbağalarını,  eskiliğini denizini bir sevdik ki  “işte vatanımız”  dedik.. 

Sonra ne oldu?  Bir dantela gibi cicim biçim işleyip  yaratacağımız,  Rum’a tek taşını vermek istemediğimiz bu güzelim memleketi,  kalkıp  Anadolu insanları ile paylaştık. 

YAZMASI ZORDUR:  Hele  gün  gele  “inançlarınıza”  tükürmek zorunda kalırsanız!  1974’ü kurtuluşun bayramı yapar,  Türkiye’yi yüreğimize koyar,  Kuzey’i vatan diye bağrımıza basarken;  gün gele  “eksik olsundu”  der misiniz? 

Eee dedirttiler!  Nitekim  otuz yedi yıl önce yazıp söylemeye başladıydık:   Diyorduk ki  “bize teknoloji ve kalifiye işçiler gerekmektedir. TC’den nüfus kaydırması yaparken yapısallığımızı bozmayacak bazı kıstaslar aranmalıdır…  Ve hep ekliyorduk.  İşi gücü yerli yerinde olan insanlar neden siyasi durumu netameli  olan Kuzey’e  gelip yerleşiversinler?”  

Oysa ayni sıralarda  nasıl çağrı yapılıyordu dış ülkelerdeki Türklere?  “Gelin, sizi bağlar bahçeler,  tesisler beklemektedir!”   Geldiler.  Ne kadar işsiz güçsüz,  evsiz barksız insanlar var idiyseler hepsi de Kuzey’e doluştular!  

Hatırımdadır:  Bunları yazıyorum diyerek kızanlar da  olduydu,  bazı Bakan’lardan  “yasaktır yazma”  diyenler de…

SONUÇ:  Dünyanın neresinde vardır?   Bir babanın    küçücük yavrusuna  tecavüz edip sonra da öldürdüğü!

Ötesi yasa dışı olayları geçtik.  Hatta bunu da geçtik.  Ancak şunu yazalım:  

Bu ülkeye gelip yerleşen,  oy hakkına sahip yurttaşlar olan,  toprağına ter akıtan,  mesleklerini icra eden kısaca bizden olan insanlar… Politika yapmak amacında Birlik Dernek kurup siyasilerle oyun oynamak  yerine bu ülkedeki  “insanlarınıza”  sahip çıkın.  Onları yaşadıkları gettoların, ayrı kamplar misali köylerinin   “yabancıları”  değil,  KKTC’nin gerçek yurttaşları haline getirecek rehabilite ve telkinin uğraşlarına girin… 

Bu ülkede yaşam hakkı elde etmişseniz,  kısaca çocuklarınızın geleceğine sahip çıkın!   Başka türlü ne içte barışı ne de “Kıbrıslı Türkiyeli” sorununu aşarak tümden Kuzey’in yurttaşları durumuna gelebiliriz…

                           ***

             PSİKOLOJİIK SAVAŞ

Bilinendir:  Bir ülkeyi en kolayından metotla içte çökertmek isterseniz  “psikolojik savaş”  yaparsınız.

Nasıl yaparsanız?

MESELA:  Her Allah’ın günü gazetelerin manşetlerini vurdulu kırdılı,  çalmalı çırpmalı,  ölümlü esrarlı,  memleketin siyaseten de ekonomik yönden de battı batacağı,  gitti gideceği  haberleriyle  yayımlar,  hep böylesi haberlerle  doldurursunuz…

Her Allah’ın günü Televizyonlarda mahvolan memleketten söz eder,  halkın  nasıl aç bilaç kaldığını anlatır,  parasızlıktan dilenme durumuna düşüldüğünün yorumlarını yapar, kısaca yalanlar üzerine yalanlar ularsınız… 

Her Allah’ın günü  sendikalar grevlerin birini bitirirken ikincisini başlatır,  eylemelerin ardı arkasını  kesmezsiniz.  Felâket tellalları gibi batmışlıktan söz eder,   ikide birde hükümeti  istifaya davet eder,  Devletin ne kadar organı,  sektörü varsa karalara batırılıp çıkarırsınız… 

Ve moralleri sıfıra indirir, düşmanın bile yapamadığını yapar,   insanları kendi vatanlarından  soğutursunuz…

PEKALA HANGİ ÜLKEDE  GÖRÜLDÜ BÖYLESİ SOĞUK SAVAŞ:   KKTC’de!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.