Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne istiyoruz?

A+A-

Kendimi bildim bileli sayımız 120 binleri geçmedi.

Dış ülkelerde daha çok varız dediler.

Ta Avustralya’da, Londra’da hatta Kanada’da…

Giden gelmiyor ki…

Amcamın oğlu var orada.

Yıllar önce İstanbul’a tahsile gidecekti.

Gitme aşamasında bizde toplandık.

Konuşuyorduk…

-Kuzeye yeğenim, dedi.

İstanbul’a gitti.

Okudu.

Ara ara tatillerde geldi.

Her gelişinde “kuzeye yeğenim” derdi.

Okul bitti; duyduk; Londra’ya gitti.

Bir müddet orada kaldı.

Dönecek diye ümit ettik.

Haber geldi , “O şimdi Kanada’da”…

Ne için gitmişti, kim götürmüştü bilemedik.

Ama gitmişti.

Bir müddet sonra Kanada’nın en kuzeyindeki şehre gidip yerleşti.

Sanırım daha kuzeyini bulsa oraya gidecekti.

Kıbrıs’a bakıyorum, ne eksiğimiz var, diyorum…

Giden, gitmeden önce, gitmek için canını yer.

Her imkânı kullanır, her ihtimali değerlendirir ve gider.

Gidecek olanların hiç birisi kalmak için mücadele etmez.

Gitmek daha kolaylarına mı gelir, gitmek şart mı bilemem.

Netice itibarı ile Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslıtürklerin sayısı dışarıda yaşayanlardan az.

Bugün toplasan 120 bin bildiklerimden de kala kala belki 100 bin kalmışızdır.

Eskiden…

Yani 1974 öncesinde korku vardı.

Analar, babalar, çocuklarının geleceği için istemeden göç yollarına düşerlerdi.

Gidenlerin ardından, “biz de gidelim” derdik.

O haklı gerekçeleri yaratanlara kimse düzeltin demedi.

Olayların 1974’e gelmesi için sessiz kaldılar.

Hatta körüklediler.

Ve olayların gelişmesinden bihaber bizler sınır çekildikten sonra gidenlerin döneceklerini bekledik.

Ki tekrar eskisi gibi bir arada olabilelim.

Gelmekten vazgeçtim…

Dahası kaçtılar bu güzel yurttan.

Gidenlerin bir kısmına “Daha gelme biraz bekle” deniliyor.

Bekleyenler biraz daha beklemeye karar veriyorlar.

Bu arada zaman aleyhimize çalışıyor.

Zaman geçtikçe de gelme ihtimali olanların dönmeleri daha çıkmaza giriyor.

Çünkü yeni nesillerin uyum sorunları çığ gibi…

Tüm bunları ben gördüm.

Bir an evvel önümüzün açılması için gerekenlerin yapılması şart dedim.

Yetkililer TC’den gelen yetkililerle oturup dalga geçer gibi anavatan yavru vatan edebiyatları ile haziranda, yılsonunda, gelecek yıl çözüm mümkün, demeye devam ediyorlar.

Tamam, TC’den gelenlerin oyalama taktiklerini anladım.

Bizimkilere ne oluyor?

Sormak istediğim soru şu aslında.

“Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde, Türkiye’nin katkılarına güveniyoruz” diyenler neyi bekliyorlar ve ne istiyorlar?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.