1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Ne kadarsak politikacımız da o kadardır
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne kadarsak politikacımız da o kadardır

A+A-

Sonunda şunu anladım: “Politikacı ilkeli olamaz!” Çünkü bizatihi politikanın kendisi “oynaktır.” Zamana zemine, koşullara konumlara göre sürekli değişiklikler gösterir. Tabi o değişikliklere uyacak olan politikacı da ayni oranda “kıvrak” olacaktır.

Şimdi “oynak ve kıvrak” oluşun şah damarında atarken bir politikacıdan “odun” gibi olmasını bekleyemezsiniz, mesleğin doğasına aykırıdır.

Oysa halk ne politikacıyı ne de politikayı böyle değerlendirmez. Karşısında asla dokunup elleyemeyeceği civa misali bir oynaş değil, başı yukarıda, alnı açık, aka ak, karaya kara diyen politikacı tipi arar. Üstelik hep hak ve adalet dağıtan.

NANİK! Böyle politikacı olsa olsa ismi var cismi yok zümrüdü anka kuşu olabilir o da Kaf ardının ardındandır!

Dolayısıyle İrsen Küçük’le Ahmet Kaşif’e takılmaktan vaz geçtim. Kendi seçmenlerinin önünde kendi partilerini ilgilendiren kendi seçimlerini yapıp, kendi tercihlerini kullanacaklardır. Bu kadar “kendi ve ındî” olunduktan sonra “ötekilerle berikileri” ne ilgilendirir ki? Bırakın kendi içlerindeki demokratik haklarını kullansınlar. Siz de Hatice’ye değil neticeye bakın!

İŞTE ÖYLE DEĞİL: Çünkü hangisi yeninden Parti Başkanlığına konarsa taşları yerinden oynatacaktır. İlgilenmemeleri gerekir dediğim yurttaşı ilgilendiren de budur. Çünkü o taşların her biri bir Bakan, her Bakanın da çoktan toplum saflarında kan kardeşliğinden kader birlikteliğine, “adamımdan” özel çıkar ilişkilerine kadar bağları bağlanıp düğümleri atılmıştır bile!

Yeni bir değişim olsun olmasın o bağlar kopacak, kurulan çıkar birliktelikleri ile hesapları bozulacaktır. Çok kısaca olumlu yahut olumsuz, Kurultay KKTC’nin siyasi, sosyo ekonomik sürecine yansıyacaktır…

SONUÇ: Paradoks haline getirdiğimiz Kaşif ve Küçük olayı da gösteriyor ki kimse yalnız değildir. Bîtaraf da değildir. Kısaca hepimiz ayni gommanın içindeyiz. Öyleyse kurtulmak da elimizdedir batmak da! İlkeli olunamayan politikayı faziletli kılmak da bizim irademizdedir, rezil etmek de… Şimdilerde rezil ediyorlar. Elbet bir gün birileri çıkar vezir yapar.

***** VE ASİL NADİR

Asil Nadir 2010 yılında yeniden Londra’ya dönme kararını açıkladığında rahmetlik İsmet Kotak Halkın Sesi gazetesindeki köşesinde durum değerlendirmesi yapmış ve adeta yalvarırcasına Nadir’e çağrıda bulunarak, “Londra’ya gitmemesini” tavsiye etmişti…

Ayni günlerde Asil Nadir’in bu kararını “köşemde” nasıl yorumladığımı unuttum ama kesinlikle kafamdaki şu saplantıyı tekrar etmişimdir: “Hukuğun üstünlüğünden ödün vermeyen İngiliz mahkemeleri onca olaydan sonra Asil’i affetmez!”

Kaldı ki Asil Nadir “benim İngiliz adaletine güvenim tamdır” diyerek aklanacağı düşüncesiyle Londra’ya döndüğünde hiç hesapta olmayan bir talihsizliğe de uğradıydı. Orada kaldığı uzun süre içinde dünyada ekonomik krizler patlamış, AB’de Yunanistan depremi olmuş, büyük finans devleri çökmüştü… Yani artık Asil Nadir’in 1980’lerde başına gelen “kazayı” zaman aşımı nedeniyle hafifletecek ve kendisine açılan davalardan beraatını sağlayacak ılıman bir ortam da kalmadıydı!

KISACA: Asil Nadir her şeye karşın bizim insanımızdır. 1974’lerden sonra babası Rahmetlik İrfan Nadir’le adaya geldikte Kuzey’in ekonomisini mesela narenciye sektörü ile tek başına ayağa kaldıracak, yatırımları ile memleketteki istihdamları hatırı sayılır derecede artıracak başarıları olduydu.

Hataları mı? Gırla! Onları vakti zamanında yazdık da söyledik de. Bugün ise tek bir temennimiz vardır: Asil Nadir’in aklanması yahut insafa sığar bir küçük ceza ile kurtulması. NOT: Her şey bir yana. Gençlik dönemlerimden arkadaşım Asilkan İrfan’dır o. Anaokulundan üniversiteye kadar yan yana, birlikte paylaştığımız Mağusa’da ve gönüllerimiz yoldaşlığında. İnsan arkadaşını sever. Elbet en erken zamanda kurtulmasıdır dileğim… ******

HÜR EŞEKLERİN BÜYÜK GÜNÜ

Bayramdan önce gazetelere bir haber yansıdıydı. Bir “hür yurttaş” Karpaz’da arabası ile seyrüsefer halindeyken karşısına dikilen bir “hür eşeğe” çarpar. Ve acı acı feyat eder. “Bu hür eşekleri yollara kim salar? Ölümlere bile neden olacak kazalara karşın neden tedbir alınmaz? Şimdi benim zarar ziyanımı kim ödeyecek? Üstelik şimdi polis tedbirsiz sürüş ve hür eşeğe çarptığım gerekçesiyle aleyhime dava bile getirecek! Yarabbi nedir bu memlekette hür insanların hür eşeklerden çektiği bu zulüm!”

Bana sorarsanız son dönemlerde “hürriyet” üzerine yaşanıp söylenmiş en büyük olaylardan birisidir bu. Hem hür eşekler hem hür insanlar yönünden. Ki tarihi boyunca insanların kulu kölesi olan eşekler sonunda kazandıkları en büyük zaferle mutlak egemenliklerini de ilan etmiş oldular!

Bu büyük başkaldırıyı takvimlere kaydedip her yıl ayni tarihte “dünya eşekler günü” olarak kutlamak vaciptir vesselam. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.