1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Ne olacak bu Fener'in hali...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne olacak bu Fener'in hali...

A+A-

Futbol şikesinden sonra, şimdi de tv şikeciliği skandalı, Türkiye’yi sarsıyor… 

1950’li yılların sonlarıydı… 

Fenerbahçe, birkaç maç yapmak üzere Kıbrıs’a gelmişti. 

Rahmetli babam, beni de kaptığı gibi, Lefkoşa’ya geldi.  

Taksim sahasında, tribünler yetmediğinden, sahanın kenarına sandalyeler dizilmişti. 

O yaşta, saha kenarından, Fener ile bir İngiliz takımı arasındaki maçı, izledim…  

Lefter iki adım önümden top sürerek geçiyordu…  

Can Bartu, o gün yedekti, sırtında eşorfmanı, biraz ötede yere oturup, maçı izlediydi. 

Fener o gün İngilizleri, 9-0 mı ne yendi! 

Geçmiş zaman… 

Ben de o günden sonra hep sempati duydum Fenere… 

İstanbul’daki ilk yıllarımda, antreman dahil gidip seyretmekten zevk alırdım. 

O zamanlar, İstanbul’da tek bir stad vardı. 

Dolmabahçe Stadı! 

Onun için, günde iki maç oynanırdı aynı stada… 

Hafta sonu iki günden, dört maç seyrederdim… 

Fener’in Didi’li, cimbomun Gökmen’li, Metin Kurt’lu, Beşiktaş’ın Yusuf- Sanlı’lı dönemlerini, yakından izledim üç yıl…  

Sonraları, kazın ayağının bizim sandığımız gibi olmadığı kuşkusuna kapılıp, stadlardan ayağımı kestim. 

Ama televizyonda sarı lâcivert görünce de seyretmeden edemedim…

Şimdi aylardır, Fenerbahçe gibi bir kulübün başkanı, “şike” iddiası ile sürükleniyor…  

Televizyonlarda, suçlananların avukatları, “hukukçu” kontenjanından, akla hayret şeyleri, söyleyip duruyorlar! 

Gene şike! 

Yahu adam, sen hukuksal görüşünü dile getirmiyorsun ki! 

Sen, söylemek için para aldığın şeyleri söylüyorsun… 

Ama millete bunu söylemeden! 

“Ben Aziz Yıldırım’ın avukatıyım” desen, amenna! 

Geçen gece bir “tartışma” programında, biri boş bulundu, dedi ki: “Ben şike yapan takımın küme düşürülmesini söyleyemem ki! 

Ben o takımların avukatlığını yaparak geçiniyorum…” 

E yuh… Avukata da programcıya da…

Geçen gece biri tutturdu: Yasa öyle diyor ama yönetmelik de böyle diyor! Hiçbir şey yapamazlar…  

Yahu bu adam, yönetmeliğin yasaya bağlı olduğunu bilmeden avukat olduysa, buna kim diploma verdi? 

Bile bile böyle konuşuyorsa, baroda kim tutuyor bunları? 

Bir de bu tiplerin sarıldıkları bir başka gerekçe: “ UEFA Türkiye’nin iç işlerine karışamaz”! 

Adeta Hobsbawm’ın “milliyetçilik” hakkında söylediği o ünlü cümleyi teyit eder gibi, ona sığınıp “yırtmaya” çalışma! 

Zaten bundan dolayı da benim vicdanımda, iddianamede yazılanların doğru olduğu izlenimi doğuyor! Koskoca herifler, yönetmeliklerin yasaya, yasaların anayasaya, anayasanın uluslar arası hukuka tabi olduğunu, bilmezler mi? 

Bilirler ama  eski deyimle “tevil” edecekler ya? 

Çıkıp uluslar arası ortamda, kahvehane uyanığı ağzı ile demagoji de değil, “mugalâta” yapıyorlar.

Dayanamayıp yazmamın sebebi bu! 

Yoksa, hiçbiri temiz değildir, bunu da yazayım… 

Hepsi aynı yolun yolcusu! 

Ama hiç değilse böyle “faş” gibi yakalananın da dünya ölçüsünde neyse müeyyidesi, ona da katlanması gerekmez mi? 

Hayır, alıştılar çamura yatmaya, gerekçeyi de milliyetçilik’ten uyduracaklar…

Çekilin oğlum o zaman kurallarını uygulamayı reddettiğiniz UEFA’dan, bizim gibi çuluna oynayın siz de…

Rezilliğin sınırı yok!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.