Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

NE OLDU RASMUSSEN?

A+A-

1955’lere baktım.

Hava kara bulutluydu.

Yağdı yağacak gibiydi ancak henüz başlamamıştı fırtına.

Rüzgâr hafiften esmeye başladı…

O esme yüzlerde serince bir tokat gibi hissedildi.

Uyanık olmalıydık…

Derken başka bir rüzgâr daha çıktı tam aksi yönden.

O esen rüzgârın aksi değildi…

Yine de iki rüzgâr çakıştılar.

Çatışma çıktı.

Yağdı sonra üstümüze yağan her neyse.

Dinmedi…

1974’e kadar gürledi, yağdı…

Ve 1974’te fırtına koptu.

Fırtına dinecek gibi değildi.

Denizler patladı, dağlar havalandı…

Gökyüzü ise delinmişti.

Bulutların arasından yıldız yağdı ormanlara.

Ormanlar yandı.

Ovalar kül oldu, limanlar tutuştu, ırmaklardan kan aktı su yerine kan…

1955’e bir daha döndüm.

Kara bulutlara baktım…

Esen rüzgâr ne diye düşündüm.

Altından, bölgeye hâkim olmak…

Petrole sahip çıkmak isteyen ABD ve onun gücü NATO çıktı…

Aynı ABD Saddam’ı oyuna getirerek, dünyaya atom bombası yapıyor, tesisleri var diyerek Irak’a hem de naklen yayınla girmişti.

Yerleşti…

“Çıkacağım” dediği tarihte benim sözüm geçecek koşulu ile çıktı…

Şimdi oraya hâkim.

RTE’ye Arap bahar dedirterek diğer Arap ülkelerinin kontrolünü aldı…

Kısaca

Komünizm tehlikesinin de olmadığı bu baharda ABD’nin İran dışında sözünün geçmediği petrol ülkesi yok…

Yani dünyanın muhtaç olduğu Ortadoğu’daki petrol ve madenlerin tek hâkimi o oldu.

Hani dese ki ey Türkiye ile Yunanistan artık Kıbrıs’ta size ihtiyacımız yok…

İki ülke de pılısın pırtısını toplayıp ertesi gün gidecekler.

Söz dinliyorlar anlayacağınız.

Peki, ne oldu da Türkiye, Yunanistan ve diğer garantör ülke İngiltere’nin bağlı olduğu NATO’nun genel Sekreteri Rasmussen tüm kozlar elindeyken Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi?

İsteseydi pat diye çözerdi hani…

Oysa ilk anda duyunca çözümcüler çok sevindiler…

Ben de sevindim…

Kapıdaki seyyar satıcıya söyledim, o da sevindi.

Herkes sevindi.

Peki, madem isterse olurdu bu neden bu artistlik?

Düşündüm cevap bulamadım.

1955’lere tekrar baktım.

Hava bulutluydu, hem de karasından.

Yağdı yağacak gibiydi ancak henüz başlamamıştı fırtına.

Hava ABD’nin kurdurttuğu EOKA ile yağmaya, TMT ile de fırtınaya dönüştü…

Sonrası malum…

1974 ile proje tamamlandı…

Soruyu yine soralım…

Ne oldu da yetkiliyken Rasmussen, “Çözüm olsa da”, dedi.

Yoksa Kıbrıs’ın etrafındaki petroller AB’ye kayacak diye mi bu telaş?

Bilemedim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.