1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Ne yapmalıyız?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne yapmalıyız?

A+A-

Türkiye’deki durum ortada…

Muhtemelen yaşanılan olayların kötü yanları, erken seçim sonrası bize de sıçrayacak…

Şu anda AKP sessiz, çünkü bilişim yasası olmadığı için eli kolu bağlı durumda…

Erken seçim sonrası yeni hükümete ilk dayatacağı şey muhtemelen bu yasa olacaktır…

Böylece her istediğinden kolayca intikamını alacak ve buradan yükselen sesi bastıracak…

Aslında yasaya falan gerek de yok, zaten o bizim sesimizi bastırmasa bile, biz kendi kendimize bastırırız…

Çünkü biz bir birimizi bile çekemiyoruz…

Sırf bu yüzdendir ki, “ne yapmalıyız” sorusuna da bir yanıt bulamıyoruz…

Mesela, Çağlayan Parkı’nı gidip işgal etsek ve çadır kurup Gezi Parkı’na desteğimizi oradan versek!

Ya da tüm dünyanın anlayacağı şekilde, Gezi Parkı’na destek amaçlı bir klip hazırlasak!

Vazgeçsek artık bu “sağlıklı kalmak” için yaptığımız yürüyüşlerden…

200 kişi ile yola çıkıyoruz, günün sonunda 10 kişi kalıyoruz…

Demek ki bizimde düşünce olarak değil, mücadele etme şekli olarak değişme zamanımız gelmiştir…

Aramızda çok zeki ve yaratı gençler var…

Onları artık küçük çocuk gibi görmekten vazgeçmeliyiz…

İşte örnek tam yanı başımızda, Gezi Parkı’nda…

Bırakın 20 yaşı, daha liseye giden gençlerin zeka üstü direnişlerine tanık oluyoruz…

Onlar direnişin yolunu çiziyor, babaları, anneleri, dedeleri ve neneleri yaşındaki insanlar onların çizdikleri yoldan gidiyorlar…

Çünkü yıllarca kendi çizdikleri yolda bir arpa boyu yol alamadılar…

Yaratıcı pankartlar, teknolojinin kusursuz kullanımı, sosyal paylaşım ağındaki örgütlenmeler, ses getirici eylem şekilleri ve daha fazlası…

Düşünün, internet üstünden Çapul TV’yi kurdular ve Gezi Parkı’ndan 24 saat aralıksız yayın yapıyorlar…

Hatta bazı televizyon kanalları bu yayını alıp uyduya taşıyorlar…

Böylece Gezi Parkı’nda yaşanan her şeyi açık bir şekilde tüm dünyaya aktarılıyor…

Diğer yandan, sanatçılar ana medyada katıldıkları canlı yayınlarda giydikleri yaratıcı tişörtler ile bu gençlere destek veriyorlar…

Harika bir dayanışma ve mükemmel bir zeka örneği… 

Bizim ise en yaratıcı eylemimiz, elçilik önüne gitmek ile başlayan ama bizden fazla polisle karşılaşınca slogan atıp kaçmakla sonuçlanandır…

Artık “ne yapmalıyız” sorusunu kendimize değil, gençlere sorma zamanımız gelmiştir…

Ben, sen ve daha büyükler artık sussun, 20 yaşındaki arkadaşımız bize akıl versin…

Çünkü senin, benim ve büyüklerimizin takıntıları var, onlarsız yaşayamıyoruz…

Apolitik gençlerde bu takıntılar yok, dolayısıyla kafaları da fesatlığa işlemiyor…

Evet, ideolojimiz yine bize kalsın, bayrağı ve devleti savunan yine savunsun, Ayşe’yi tatilden geri göndermeye çalışan hiç vazgeçmesin…

Fakat bu kavga da bunları bir kenara bırakmalıyız, önce oradaki insanlara destek olabildiğimizi kendimiz fark etmeliyiz sonra da onlara fark ettirmeliyiz…

Bizim bir şeyler başarmaya ihtiyacımız var ve bundan daha iyi bir fırsat belki de bir daha önümüze çıkmayacak…

Gezi Parkı direnişinden sonra bir dönem artık sona erdi…

Genç beyinlerin ve yüreklerin dönemi başladı…

Elbette yanlarında bizler ve bizlere destek olan büyüklerimizde olacaktır…

Ama unutmayın!

Türkiye’de devrimin simgesi olarak gösterilen Deniz, Yusuf ve Hüseyin, faşistler tarafından darağacına gönderildiğinde henüz daha gencecik fidanlardırlar…

Kızıldere Katliamında katledilen Mahir ve arkadaşları henüz daha üniversite çağındaydılar… 

Erdal Eren idam edilirken henüz daha 18’ine bile adım atmamıştı…

O yüzden gençlerin önünü açmak yetmiyor, onları harcamak isteyen faşistlere karşı gençleri korumak da gerekiyor…

Ben onlara güvenmeye hazırım, ya siz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.