1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Ne yapmaya çalıştığınızı anlatın ki anlayalım ve karpuzcuların haklılığı
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne yapmaya çalıştığınızı anlatın ki anlayalım ve karpuzcuların haklılığı

A+A-

“Değişimden”  yenileşmeyi mi murat ediyoruz yoksa  “çözümsüzlüğün”  kronikleştiği gerçeğinde KKTC’yi mevcut statükosunun  kalıcı statüsüne kavuşturmayı mı düşünüyoruz? 

VEYA:  Bunca sancılanmaları,    yaratacağımız “güçlü bir Kuzey”  ile Güney’i hizaya getirip çözüme zorlamak için mi koyuveriyoruz?

YAHUT:  Radikal kararlarla  KKTC’nin sosyo ekonomik yapısını mesela AB standartlarına çekerek kendimizi bir refah toplumu yapmayı mı hedefliyoruz? 

YOKSA.  Ankara,   “bundan sonra öyle geldi  böyle gidemezsiniz.   Ekonomik tedbirler alıp  ilk aşamada  zararından başka kârı olmayan Devlet sektörlerini özelleştirmelisiniz”  dediği için mi memleketin altını üstüne getiriyoruz? 

HÜKÜMET İFADE VERMİYOR Kİ:  Yani lafazanlık olacak ama biz ki   hasbelkader  “Köşemizde”    yorum tutmaya çalışır ve de  türlü çeşitli olayların  “sebep ve neticelerini”  iyi analiz eden etkin ve yetkin kişilere  de sorarak anlamaya çalıştığımız  halde anlayamıyorsak;  halk nasıl anlayacak ki?   Eğer hükümet anlatmazsa, yahut anlatamıyorsa! 

Mesela:  Bakın görüşmeler bir kez daha başarısızlıkla sonuçlandı.  En az İsrail-Filistin sorunu kadar müzmin olan bu  sorunu  çözümsüzlükle taşıyoruz.  Yakın gelecekte de Rum’la masaya oturup anlaşabilme olasılığı yoktur!

Nitekim son müzakerelerin başarısızlığa toslaması ve Güney’in Temmuz’da çatır çatır AB Dönem Başkanlığı görevini devralacağı gerçeklerine karşın,  “Ankara-Kuzey Lefkoşa” açıklamalı durum değerlendirmesinden öğrendik ki   artık  Türk tarafının  çözüm için  alternatif olan bir  “B Planı”  vardır…

Soralım:  “Var mı ne olduğunu  bilen?”   Üstelik  parça körçe öğrendiklerimiz de   Rum basınından!

PEKALA:   Ne yapacağınızı kimseler bilmezken,  hangi hedefi amaçladığınızı izah edemezken,  yapmaya çalıştıklarınızı  “rüzgâr gülü”  gibi fır döndü haline getirip milletin başını da döndürürken,  hangi kararı alsanız memleketi hop kaldırıp hop oturtup ne kadar sendika varsa hepsini de sokağa dökerken ve bizzat  UBP içinde ikilem yaşarken falan…

Halk size neden güvensin? Yahut   vaatlerinize neden kansın!  Veya özelleştirme kapsamına aldığınız sektörlerdeki çalışanların işsiz kalmayacaklarına yönelik beyanlarınıza neden inanılsın?  

YİNE HATIRLATALIM.  Rum Annan planına  “hayır” dedi diye zaman zaman Güney’i töhmet altında bırakırız ya.  Bu serzenişimiz   “kerhendir!”   Asıl felaket  “evet”  deseydi bulacaktı bizi! 

Oysa 1974’den sonra 30 yıl,  KKTC’nin kurulmasının üzerinden de 21 yıl geçtiydi.  Bu yıllar içinde,  “asla kuzey’deki Devletimizden vaz geçmeyeceğimiz”  nutukları da  politika malzemesi yapıldıydı,  “Rum’a tek çakıl taşı verilmeyeceği”  de!  Eee!  Nasıl  oldu da Annan planı ile Devleti  “devletçik”  yaparken,  Kuzey’i de  Rum’un  evine köyüne dönüp,  Omorfo’su ile Karpaz’ına kavuşacağı bir büyük siyasi lûtufa layık gördüydük?  

Onun için hep şunu söylüyoruz:   “Her ne kadar politika oynak ve kıvraksa da en azından  “Kırmızı çizgilerimizi,”  Kuzey’le olan siyasi geleceğimizi,  halkın anlayacağı şekilde ortaya koyun.  Anlatın ki anlayıp güvenelim!  Artı,  “nereye gittiğimizi bilelim!” 

*****

KARPUZCULARIN HATIRLATTIKLARI

Prensipte  “üreticiler”  her zaman haklıdırlar.  Özellikle tarım kesiminde çalışanlar,  havyan besicileri,  sebze meyve üreticileri…

Ve sorun sadece bugüne ait de  değildir.  Mesela ben İrsen Küçük’ün 1976’larda Tarım Bakanı olduğu dönemlerde de   batıp giden  Bozkurt gazetesinde sık sık  “aracılardan tefecilerden”  şikâyetçi olur,     Üreticilerin  ürünlerini  yok pahasına alıp çarşı pazarda baskın pahaya sattıklarından  yakınırdım. 

Yani diyoruz sorun çok eskidir ve hâlâ  devam etmektedir…

NİTEKİM.   Bazı karpuz üreticileri  kabaktan karpuz üretip tadıyla şanının içine etmiş de olsalar,  ürünlerini ellerinden 15-20 kuruşa alıp çarşı pazara kat katı fiyatla yansıtan  “toptancılardan”  şikâyet etmekte haklıdırlar.  Kaldı ki üreticiler  “ürettikleri karpuzların kilosunun kendilerine 50 kuruşa mal olduğunu”  da  söylüyorlar!                                                              Dolayısıyle  “Birlik kararı ile bir süre hasat yapmayacaklarını açıklarlarken”  kınanacak tek yanları olmuyor.    (Ayni olay sebze ve meyve üreticileri ile hayvancılarda da  yaşanmaktadır.)

Fakat biz  Karpuz üreticilerinin  asıl şu kararına dikkat çekmek istiyoruz. Açıklamalarında   “Bundan sonra kendimizi korumak için karpuz ve kavunlarımızı    ‘üreticiden markete’  bizzat  kendimiz sevk edeceğiz” dediler.

İŞTE DUYMAK İSTEDİĞİMİZ BUDUR:  Bunun adına da   “Kooperatifçilik”  denmektedir.  Ki bu memlekette hâlâ  o  “kolektif bilince” ulaşılmamıştır.  Hâlâ  “her koyun kendi bacağından asılır”  tevekkülünün dogmatikliği ile  hareket edilmektedir.   Karpuzcular gibi Kişisel çıkarları aşıp zümresel çıkarları gözetip korumayı öğrendiğimizde fırsatçılık ve kapkaççılığı da önlemeyi başarmış olacağız…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.