1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Neden barış? Niçin çözüm?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Neden barış? Niçin çözüm?

A+A-

Neden barış? Niçin çözüm?

Çünkü:

Kıbrıs Sorunu, doğrudan doğruya milliyetçilik ideolojisinin yarattığı bir sorundur.

1796’da Papaz Kiprianos’un Filiki Etheria’ya katılması ile başlayan Kıbrıs Helen Milliyetçiliği’nin, adayı kendi “Ulus devlet”ine bağlaması kavgası, Türk karşıtının yanıtını, çok geç almıştır ( 1930’larda Halkçı Grub adına Necati Özkan’ın Kavanin Meclisi’ne seçilmesi) ama zaten Türk Ulusçuluğu da Osmanlı toplumunda en geç doğan ulusçuluktur.

Adadaki Türk ulusçuluğu’nun mücadele sloganlarına bakarsak, (Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır; İngiliz çekilecekse adayı eski sahibine versin v.b.) onların amacı da adayı, kendi “ulus devlet”lerine katmadır. Oysa ada nüfusunun sadece %18’i Türk’tür.

Ne var ki bu iki ulusçuluğun, ulus devlet kavgaları, biraz da “fare küsmüş dağa kavgasıdır çünkü her iki ulus devlet’in yöneticileri de hiçbir zaman ciddi ciddi adayı kendi topraklarına katmayı değil; İngiltere ile dostluğu hep ön plânda tutagelmişlerdir. Ama, buradaki kavga, türlü biçimler alarak, hep ulus devlet formatı çerçevesinde, elli yılı geçti, sürüyor.

Kıbrıs Helen Millyetçiliği’nin tezine bakın. Helen ulus devleti’ne katılmaktan (ENOSİS); döne döne adada bir Helen Ulus Devleti edinip, Türkleri de buna katma kavgasına dönüştü.

Kıbrıs Türk Milliyetçiliği’nin tezlerine bakın… Adayı Türkiye’ye bağlamaktan başladı (İstirdat, kaybedilmiş bir yeri geri almak anlamına gelir), hiç olmazsa yarısını bağlamaya (Taksim) geçti; daha olmazsa adanın kuzeyinde ayrı bir Türk ulus devleti savunmaya döndü.

Ne ilk iddialar olabilirdi, ne bugünkü iddialar gerçekleşebilir.

Kıbrıs’ı, iki ana ulus devletten birine bağlamak, bugün artık mümkün değildir.

BM üyesi, AB üyesi bir devleti, artık başka birine bağlayamayacağınız gibi, başka iki devlet arasında pay etmeniz, TAKSİM etmeniz de mümkün değildir. 1964’ten sonra Güney’de oluşan “ulus devlet”e, Türkler’in yamalanmasını kabul edecek bir Türk; kuzey ve güney’de iki ayrı devleti kabul edecek bırakın Rum’u, dünyada bir Allahın kulunu bulamazsınız.

Ne kaldı? Bu kördüğümle yaşamak… Bu da en azından bizim için kabul edilebilir bir seçenek değildir çünkü böyle ne cennet ne cehennem, arafta yaşamanın, bizi yok edeceğini biliyoruz.

Çözüm işte bunlardan dolayı, tarihsel bir zorunluluktur! Kimsenin keyfi Rumlarla zuk içmek istiyor diye ileri sürülen bir politik tez değil; hayatın ve tarihin dayatmasıdır. Ve herkesten çok da bizim işimize gelmektedir. Arabayı, atların önüne koymayalım…

Dünya’da ulus devletler, ulusötesi arayışlar içinde kıvranırken, bizim yapmamız gereken, ulusötesi kavramlarla düşünmeyi öğrenebilmektir. Düşünsel hegomonya’yı yıkmalıyız… Çözüm o çerçevededir… Fikirsel kargaşalığı aşmalıyız… Sorun buradadır…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.