1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Neden "e - pasaportlara" karşı çıkılıyor?
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Neden "e - pasaportlara" karşı çıkılıyor?

A+A-

Dün 1948’lerde, 2 bin yıl sonra Yahudi’lerin “vatanımızdır”  dedikleri Filistin’e,  dünyanın dört bir yanından dönüşünü ve kurduğu devlete nasıl bir seferberlik ruhuyla sahip çıktığına kısa bir vurgulama yapmıştık.  Amacımız  KKTC ile İsrail’i “onlar”  ve  “biz”  diyerek kıyasa sokabilmekti. 

Oysa ayni kıyaslamayı çok daha rahatlıkla  Güney’deki Rum’la da yapabiliriz ki  zaten yapmaktayız:

MESELA.  1974’den sonra Güney’e nasıl sahip çıktıklarını hatırlatırız.  Tüm adanın devleti oluş statülerini yitirmemek için Annan planına bile  nasıl  “hayır”  dediklerine mim koyarız.  Kıbrıs Helen’dir Helen kalacaktır deyişlerinden tırnak kadar vaz geçmediklerinin altını çizeriz.   Tüm adanın egemeni olacak bir sonuca ulaşana kadar  hiçbir müzakereyi sonlandırmayacakları gerçeğine zımba vururuz…

Ve ardından bize geliriz:  Ki Kuzey’e hâlâ  “vatanımızla  Devletimizdir”  demeye utanalar vardır!  Kaldı ki ulusal bütünsellikte sahiplik konmalıdır demelerini bekleyeceksiniz!  KKTC’yi  “tu kaka” gibi telafuz edenlerden mesela  E-Pasaportlar olayına olumlu yaklaşmalarını umut edeceksiniz! Pööö!

*****

NİÇİN E-PASAPORT’A KARŞI ÇIKIYORLAR. 

Bir süredir pasaport ve kimliklerimizi  “dünyasal” yapmak için çalışmalar sürdürülüyor.  Dolayısıyle tüm dünyanın   “Sivil Havacılık Örgütleri”  standartlarında kabul ettiği E-Pasaport ve E-Kimlik’e geçiliyor. Kodumuzu da CTR  (Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”  olarak belirliyoruz.  Yani bir adım daha atarak  Kuzey’deki Türk Devleti’ni  her türlü uluslar arası  ilişkilerin içine sokuyoruz. 

“Ama  bizi devlet olarak tanımıyorlar”  demek şu siyasi aşamada önemli değil.   Çünkü tanımadıkları bu KKTC yurttaşının   dünyada isteyip de  ayak basmadığı,  havaalanlarına uçaklarla inmediği,   BM’lerden  AB’ye kadar her  kademede iletişim kurmadığı  tek ülke yoktur.  Hatta buna Yunanistan da dahildir,  Güney de!

“BİZİMKİLERE BAKIN.” Bu  “E-Pasaportlarla”  Alay ediyorlar! Engellemeye,  olayı küçümsemeye çalışıyorlar!  KKTC’nin adını değiştirip  “Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”  yapacaklarmış”  iddialarını ileri sürüp  spazm geçiriyorlar! 

“Ne mahzuru vardır” diye sorarsanız şöyle diyecekler:  “Barış arayışlarına sekte vuracak,  Rum’un gücüne gidecek,  adada iki ayrı Devlete kapı açacak,  belki bazı ülkelerin Kuzey’deki bu Devleti tanımasını getirecektir”  diyeceklerdir!

Eee, zaten Güney’in Rum’u da farklı şeyler söylemiyor ki!  O zaman bir daha ve hayretle sormaz mısınız?  Be ağalalar siz gerçekten  birleşik Kıbrıs efkârı ile bu adada Rum çoğunluğuna dayalı bir  federal sistem mi istiyorsunuz?  O zaman nerede nasıl savunacaksınız  Türk halkının self determinasyon hakkını?  Eğer Rum’a teslim ederseniz!

Öyle düşünmüyorsanız o zaman da ne deriz?  Demek ki bu kampanyanın sürdürülmesi için “ödenmektesiniz!”  Hadi biraz da bu olaya bakalım                                             *****

DIŞ GÜÇLERİN PARASAL YARDIMLARI

Üç dört gündür Volkan gazetesinde refikim Sabahattin İsmail’in   “Sivil Toplum Örgütleri  ve  “Faaliyetleri”  ile  “finans kaynaklarını”  sorgulayan yazılarını okuyorum.

Bir süre önce konuya ben de değinmiştim.  Demiştim ki bu kadar geniş kapsamlı propagandalar,  iki toplumlu etkinlikler,  Kıbrıslılık propagandaları  “beleş”  yürütülemez. Geçmişten zaten biliyoruz   “finans kaynakları”  vardır. Onlar da mesela Sabahattin İsmail’den aktarayım   “AB,  UNDP,  UNOPS,  ABD gibi ülke ve   dünyasal kuruluşlardır.

Ve çok iyi bilinmektedir.  Mesela AB’nin, UNDP’in,  UNOPS’un KKTC’ye yönelik şu veya bu amaçla gerçekleştirdiği parasal yardımları vardır…

Fakat Belediyeler ve Eski Eserler dışında  (ki onlar da yetersizdir)  bugüne kadar hiçbir ilgili STÖ’ü   “biz  UNDP’den yahut  UNOPS’’tan  veya asıl kaynağın başı olması gereken  Güney Lefkoşa’daki  AB  Temsiciliğinden  “bu amaçla şu kadar  Yuro aldık dememiştir!  Açıklama yapmamıştır!  STÖ’ü oldukları için Devlet’e,   Sayıştay’a hesap vermemiştir! 

Volkan gazetesi dışında kimse de    “bu değirmenin suyu nereden çıkıp nereye niçin  akıyor diye sormamıştır!

Hem de bu örgütler resmen  Türk-Rum ortak toplantıları sürdürdükleri halde.  Ki aralara gençler de sıkıştırılmaktadırlar!

İKİ OLAYI BİRBİRİNDEN AYIRIYORUZ.  1974 sonrasında bir ulusal birliktelik oluşturulamadı. Fakat  dikkatiniz çekmek isterim.  Ben bu toplumda 1974 Barış Harekâtına lanet okuyan,  gereksizdi diyen,  iki halkı birbirinden kopardı iddiasında tepinen insanlar da tanıdım,  tartıştım da!

Eh,  bir toplumda eğer 1974 bile bu kadar açık seçik yargılanıyorsa şimdi kalkıp da  “Kıbrıslılık”  uğruna sürdürülen kampanyalara mı takacağız!  Ne hakkımız vardır ki?  Kaldı ki Cumhurbaşkanı seçip Hristofyas’ın karşısına, “hadi  kaderimizi müzakere et”  deyip koyduğumuz Talat bile ne yaptıydı?   “Tek vatan,  tek devlet, tek yurttaşlık,  tek uluslar arası kimlik”  diyerek  prensipte  “birleşik Kıbrıs kabulümdür”  demedi miydi?  Hatta bugün bile bununla iftihar etmiyor mu?   

Devletin  tepesindeki   “baş”ın görüşleri öyle ise  tabandan ne bekleyeceksiniz ki?

OLAY BU DEĞİLDİR AMA:  Kimseler kimselere beleş para vermezler.  Kimseler de parasız  iş yapmazlar.  Veren de alan da bir amaca hizmet eder. Nitekim Sabahattin İsmail de önerdi.  “Eğer korkacağınız,  çekineceğiniz,  vicdan azabı duyacağınız bir şey yoksa bu Yuroları hangi amaçlar için harcadığınızı,  ne kadar harcadığınızı  siz açıklayın.   Aslında bu açıklamaları ve şeffaflığı AB’nin istemesi gerekir.  Kıbrıs’ta konuyla ilgili yetkililer  “İstetmiyorsalar”  vardır bu işlerin içinde bir iş!

OLAY ŞUDUR: Bu memlekette artık günlük kavgalardan kimseler iş yapamaz oldu. Ne Hükümet ne esnaf zanaatkârlar!  Sistemli bir şekilde grevler eylemler Devletin canına okumaktadırlar!  Tutun ki Hükümetin basiretsizliği nedendir bunlara.  Pekala ama bu hükümet gitse CTP falan gelse  durumlar değişip iyileşecek mi?  Eğer Devleti gelirler giderler bilançolarında  söz konusu tedbirler içine sokamazlarsa nasıl bir mucize gösterecekler?  Üstelik iktidar olup denendilerdi!

“Olay KKTC’yi hep zayıf tutup   “birleşik Kıbrıs çözümüne zorlamaktadır.”  İşte bunu söylüyoruz.  Ve diyoruz ki toplum katlarındaki onca eylem  (eğer bunun için yapılıyorsa) suçtur.  Hele bunun karşılığında eurolar cepleniyorsa,  katmerli suçtur!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.