1. YAZARLAR

  2. Ali Kişmir

  3. Nedir bu korkaklık?
Ali Kişmir

Ali Kişmir

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nedir bu korkaklık?

A+A-

Bazı kişilerin hala daha Erdoğan’dan beklentileri var…

Ona karşı kullandıkları her kelimeyi özenle seçiyorlar…

UBP’ye veya CTP’ye karşı yaptıkları eleştirinin dörtte birini AKP’ye karşı yapamıyorlar…

Hele kullandıkları üslubun binde birini Erdoğan’a karşı kullanamıyorlar…

Açıklama yapmak için yaptıkları açıklamalar ile günü geçiştirip, durumdan kendilerine fayda çıkartmaya çalışıyorlar…

Bunu yapanlar sadece siyasi beklentileri olanlar değil…

Her kesimden farklı düşünlere sahip kişilerden bahsediyorum…

Örneğin ilk olarak siyasetin içine girelim…

Sayın Talat’ın AKP ve Erdoğan sevgisini duymayan ve bilmeyen kalmamıştır…

Ona göre AKP bizim için en iyisi…

Bize göre ise en kötüsü…

Sayın Talat’ın AKP’ye karşı olan duygularına elbette ki saygım var ama toplumun geneli adına konuşmasına saygı duyacak değilim…

Bizim için en iyisinin kendi olmadığını 2010 seçim sonuçları kendisine göstermiştir, dolayısıyla bizim için en iyisinin kim olduğunu söyleme hakkı da yoktur…

AKP’ye oy verebilir, onu çok da sevebilir, hatta oradan aday bile olabilir…

Buna kimsenin karışacağı yok…

Ama Sayın Talat artık genelleme yaparak konuşmaktan vazgeçmelidir…

Çünkü o artık AKP ile özdeşleşmiş bir kişidir…

Siyasi partilerimize gelirsek…

CTP, TDP ve meclis dışındaki diğer partiler, Gezi Parkı olayı ile ilgili, iyi veya kötü bir açıklama yaparken, UBP ve DP suskun kalmayı tercih ettiler…

Serdar Denktaş dün CTP’ye ve özellikle Sayın Talat’a haklı olarak çıkışsa bile, bu kendi suskunluğunu açıklamaya yetmiyor…

Evet, bana göre de SİM TV’nin aldığı karar yanlış…

Ama tüm bunlar DP’nin de korkak davranmasının üstünü örtmüyor…

UBP’ye gelince, bence onların açıklama yapmaması Erdoğan’a karşı Kıbrıs’tan yükselen en büyük tepkidir…

Açıkçası İrsen Küçük’ün, “Sayın başbakanımızı kızdırmışlar, derhal bu teröristler eylemlerine bir son verip Erdoğan Bey’e itaat etmelidirler” gibisinden bir açıklama yapmasını bekliyordum…

Sanırım Erdoğan Bey’e karşı biraz kalbi kırık…

Sendikalar ve sivil toplum örgütlerine gelirsek, göze ilk çarpan “Toparlanıyoruz Hareketi” oluyor…

“Toparlanıyoruz Hareketi” gönüllülerinin birçoğunu, özellikle bu süreç içerinde takındıkları tutumdan dolayı kutlarım…

Ama aynı düşünceleri Kudret Özersay için söyleyemem…

Gerek yaptığı açıklamada, gerekse katıldığı televizyon programlarındaki ürkek ve korkak açıklamalarını şiddetle kınıyorum…

Her defasında kimsenin adamı olmadığını söyleyen Özersay, bunun gerçek olduğunu topluma kanıtlamak zorundadır…

Bu işler sadece Ersin Tatar ve Ferdi Sabit Soyer ile uğraşmakla olmuyor…

Her kesime eşit bir mesafede durmak ve hepsine aynı üslupla konuşmak gerekiyor…

Öyle Erdoğan’ın ismi geçerkenden ayakları titreyecekse, çıkıp kendi içimizde erkeklik yapmanın da bir anlamı yoktur…

Sendikaların birçoğu bu konu ile ilgili açıklamada bulundular…

 Ancak kayda değer iki açıklama öğretmen sendikalarından geldi…

Ve “tarafsız” basınımız…

13 gazeteden 8’i, Gezi Parkı olayını kapağına taşırken, bunların sadece 4 tanesi bu olayı günlerce manşet yapma gereği duydu…

5 tane gazete ise hiçbir şey olmamış gibi yayınlarına devam ettiler…

Ama sürecin en ilgici çekici olayı, bazı “usta gazetecilerin” Tüm gün Twitter’in başında oturmalarına rağmen, tek satır Tweet atmaya korkmalarıydı…

Onları ele veren ise, 1–2 Tweet’e Retweet yapmalarıydı…

Tüm bu korkaklığının sebebi, bu kesimlerin hala Erdoğan’dan bir beklentisi olmasından dolayıdır…

Hala bir umutları var…      

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.