1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Nerede barış, nerede sevgi?..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nerede barış, nerede sevgi?..

A+A-

İnsan karakteri barış yapmaktan ve sevgi üretmekten çok, kavga yapmaya ve öfke üretmeye uygundur. Bu gerçeğin kanıtlarını geleneksel barış ve sevgi günleri olan bayram ve 1 Eylül günlerinde de gördük.
  
Yani o geleneksel barış ve sevgi günlerinde bile kavgalara, öfkelere, sürtüşmelere mola verilmedi.
  
Gelin de insan karakterinin barıştan ve sevgiden çok kavgaya ve öfkeye biçilmiş kaftan olduğunu düşünmeyin bakalım!..  
  
Bizim cephemizde, muhalefet sözcüleri iktidara veryansın etti, iktidar kendi içindeki sürtüşmeleri yaşamakta berdevam oldu, 1 Eylül Barış Günü’nde hem “barış karşıtı” olarak lanse edilenlere yüklenildi, hem de barış mitingi konusunda mitingcilerle uyumsuzluğa düşen Birleşmiş Milletler’e fırça atıldı. O Birleşmiş Milletler’e ki Dünya Barış Günü’nün de yaratıcısıdır.
  
Aslında Birleşmiş Milletler de bu fırçalanmaya çanak tutmamış değil… Yani Birleşmiş Milletler bile patentine sahip olduğu günün gereklerine uyumsuzluk göstererek barışçı ve birleştirici ilkelere ters düştü.
    *       *       *
  
Türkiye’ye baktığımızda, tabii ki oradaki durum da bir alem!.. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gerçek komutanının Cumhurbaşkanı olduğunu vurgulayacak tavrın, bayramın birinci gününe denk gelen 30 Ağustos’ta alınması, Türkiye’de muhalefeti ve birçok çevreyi ayağa fırlattı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana ilk kez başvurulan bir uygulamayla Türk Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı olarak kutlamaları kabul ederken, bu tavrı benimsemeyenlerin tepkileri tavan yaptı ve bayram günlerinin barış havası bir anda yok oldu.
  
Bundan sonra tabii ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başarılarının ve başarısızlıklarının sorumlusu başkomutan Abdullah Gül olacak ve başlayan tartışmaların sonu gelmeyecek. Örneğin Doğu Anadolu’da sürmekte olan askeri operasyonlardan her kötü haber geldiğinde Çankaya “neler oluyor böyle sayın başkomutanımız?” sorgulamalarına muhatap olacak. Bu yeni süreç içinde Türkiye Cumhurbaşkanı mareşal üniforması da giyer mi bilinmez!..
    *       *       *
  
Rum tarafının tutumu ise bir başka alem. Ana santralı havaya uçururken ölümlere de neden olan o sansasyonel patlamanın arkasından Güney Kıbrıs büyük siyasal, ekonomik ve sosyal sarsıntıların sarmalına girdi. Gruplaşan Rumlar birbirlerini yemeye başladılar.
 
Böyle olunca da, kendi aralarındaki birlik ve beraberliği sağlayabilme adına, Güney Kıbrıs’ın aklıevvelleri o beylik taktiklerine başvurdular. Türklere saldırmayı, Türkleri kötülemeyi, Türk tehlikesini gündeme taşımayı öngören bir taktiktir bu bilindiği üzere…
  
Dahası da var… İç sorunlardan ve kargaşadan dikkatleri kaçırabilmek için petrol ve gaz arama işlemlerini tırmandırdıkça tırmandırmaya, bunu yaparken Türkleri kışkırtıp yapay olay yaratmaya soyundular.
  
Bayram öncesinde başlayan, bayramın üzerinden geçen ve bayramdan sonra şiddetlenerek sürecek olan barış ve sevgi uyumsuzlukları bunlar.
  
Oysa depresyonlara sürüklenmekte olan kitleler öylesine muhtaç ve hasret ki barışa, sevgiye ve uzlaşmaya…
  
Kitlelerin bu ihtiyacını ve hasretini hiç mi hiç göremeyen koltuk ve mevki sahiplerine ne diyeyim ben!..

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.