Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nereden nereye...

A+A-

Bir günlük işi vardı…

Kıbrıs’a gidecekti.

Geldi, “Nereye, nasıl gideceğim,” dedi…

Anlattım.

Uçak biletini aldı, gitti…

Bir hafta sonra geldi.

Teşekkür etti.

Oturdu.

Yüzüme baktı.

Güldü.

-E, dedim.

Bekledim ki anlatacak.

Gitti, geldi, değişik bir yeri gördü, onun gözü ile benim ülkem nasıl görünüyor bahsedecek.

-E, dedi.

-Anlatmayacak mısın, dedim.

-Anlatacağım tabi ki, dedi ve başladı anlatmaya.

-Orası, burası gibi değil.

Sanki bir İngiliz bölgesi, İtalya, ne bileyim, Almanya…

O böyle konuştukça, kasılıyorum…

Kıbrıs bu, başka neye benzer.

Yok dünya üzerinde bizim yerimiz gibisi.

Denizi deniz… Kumu kum. Havası hava.

Ne bileyim bu soğuk günlerde soğuğu bile yaşanacak soğuk.

Eskiden islimcik yakardık.

Bilmez şimdikiler.

Yandan pompası var.

Ortadan ocağı.

Deliği tıkanınca özel açacağı bile vardı.

Aç, pompala, ateşi yak.

Ne güzeldi o günler.

Soba derdimiz yoktu.

Baca kurmaz, odun, kömür sobası bilmez, baca, kömür, kül temizlemezdik.

İslimlerle ısınırdık.

Bakmayın siz gazetelerde ince belli bardaklarda çay reklamlarına…

Öyle bir kültürümüz hiç olmadı.

Olmaz da.

O, TC’lilerin alışkanlıkları.

Elektriğe zam geldi, vatandaş odun sobasına yöneldi, haberlerine de bakmayın.

O haberler de bizimle alakalı değil.

Yoktu odun yakacak çevre düşmanlarımız.

Yoktu havayı kirleten kömür yakıcılarımız.

Tuvalet atıklarımız bile yüz yıllardır Kıbrıs’ın denizlerine zarar vermedi…

Şimdilerde onu da bildik.

Hatta kalabalık nüfustan ötürü biriken çöpler o kadar çok ki, enerji elde etmeye bile soyunmaya kalktılar.

Ne ilginç hatıralarım var.

Adam, “gittim, geldim, değişik yer” der demez daldığım hayallere bak.

-E dedim…

-Valla gittim, gördüm ama hiç sevmedim…

-?

-Bir taksiye bindim. Gideceğim yerle ilgili uçuk bir rakam söyledi. Taksimetre yok, fiş, fatura vermiyor. Lokantaya gittim. Bir küçük su için 3 TL ödedim. Otobüse bindim, bir önceki şoförün indirdiği yere indirmem dedi başka bir şoför. Dükkâna giriyorsun öyle bakıyorlar.

 -Hiç mi olumlu bir şey yok, dedim.

-Var, dedi ve bağladı, bir daha oraya gitmem.

Dışarıdan birinsin gördüğü bunlardı…

Şoförün, lokantacının, su kazıkçınsın kim olduğunu sormadım…

Gerek de yok zaten…

Pazarlığı, kazığı, kömür, soba, boruyu, ince belli bardakta çayı, üçkâğıdı bilmeyen…

İslimden başkasıyla ısınmayan toplumdan…

Nerelere geldik…

Daldım yine…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.