1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Netanyahu'nun konutu önünde "barış orucu"
Netanyahu'nun konutu önünde "barış orucu"

Netanyahu'nun konutu önünde "barış orucu"

Gazze saldırılarına tepki gösteren ve Filistin'le barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasını isteyen İsrailli bir grup kadın, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun konutu önünde sembolik "açlık grevi" yapıyor.

A+A-

İsrail'in geçen yıl Gazze'ye düzenlediği ve çoğu sivil 2 binden fazla Filistinlinin hayatına mal olan saldırılara tepki gösteren bir grup İsrailli kadın, 8 Temmuz'dan bu yana Kudüs'te Netenyahu'nun konutu önünde kurdukları çadırlarda başlattıkları eylemlerini dönüşümlü olarak sürdürüyor.

İsrail vatandaşı bazı Filistinli kadınların da destek verdiği ve eylemlerine 26 Ağustos'a kadar devam edeceklerini belirten gruptakiler, Netanyahu hükümetinden kesintiye uğrayan Filistinlilerle barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasını istiyor.

Yaklaşık bir yıl önce "Kadınlar Barış Başlatıyor" (Women Wage Peace) adı altında örgütlenen aktivistlerin dönüşümlü olarak, "İsrailli politikacılara baskı için" 50 saatlik "oruç" tutuyor.

"SAVAŞTAN BIKTIK"

Eyleme katılan İsrailli Aura Hammer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kuzeydeki Celile kentinden geldiğini belirterek, "İşimi gücümü bırakarak buraya geldim. Çünkü İsrail hükümetinin barış anlaşmasına ulaşmak için adım atmasını talep ediyorum. Daha önce barış için diyalog süreci vardı ancak şimdi sadece savaş var. Bundan bıktık artık" dedi.

 Çadırda 50 saat "oruç tutarak" geçen yıl "50 gün süren" Gazze savaşını andıklarını dile getiren Hammer, "Yenisi başlamadan önce savaşı durdurmayı denemeliyiz. Bizler kadınız, anneyiz ve barış istiyoruz. Uğraşmadan barışa ulaşılamaz" diye konuştu.

"Radikal gruplardan oluşan İsrail hükümetini barış yönünde adım atmaya sevk etmeyi başarabilecek misiniz?" sorusunu, "Bunu sadece ümit edebilirim ancak halkın üzerinde etkili olduğumuzu biliyorum" diye cevaplayan Hammer, şunları kaydetti:

"Önceki gün İsrailli 27 milletvekili bizi ziyaret etti. Dolayısıyla birşeyleri değiştirebileceğimizi ümit ediyorum. Her hükümetin olduğu gibi bizim hükümetimizin de çözmesi gereken birçok sorun var. Ekonomik sorunlarımız var, işsizlik var. Dini sorunlar var. Bununla birlikte eğer barışa ulaşabilirsek, problemlerimizin sayısının çok daha azalacağına inanıyorum."

"ARTIK BUNUNLA YAŞAYAMAM"

Filistinlilerin, geçmişteki barış görüşmelerinden bir netice alınamaması karşısında "hayal kırıklığı yaşadıklarını" anlattıklarının hatırlatılması üzerine Hammer, "Bunda haklı olduklarını düşünüyorum ancak bizim gerçek değişiklikler yapmamız lazım. Biz sahici bir barış görüşmesi istiyoruz. Yoksa sırf konuşmuş olmak için konuşulmasını istemiyoruz" şeklinde konuştu.

Filistinlilerle ilişkilerde "durumun sürekli kötüye gittiğini", önceki hafta yanarak can veren Filistinli baba ve bebeğinin evine Yahudi yerleşimciler tarafından düzenlenen saldırıyı, geçen yılki Gazze savaşıyla başlayan sürecin tetiklediğini dile getiren Hammer, şöyle devam etti:

"Hükümet bu saldırıları durdurmak için çok daha fazla şey yapabilir. İstediğim tam da bu. Daha fazla önlem almalı. Geçmişte her iki yılda bir savaş yoktu ama şimdi var. Artık bununla yaşayamam."

"İSRAİLLİLERİN RADİKALLEŞMESİNDEN ENDİŞELİYİM"

Eyleme destek veren Batı Kudüs'te Yahudi ve Filistinlilere hizmet veren "David Yallin Akademi" adlı bir öğretmen okulunda görev yapan Ruth Bar-Sinai ise İsrail toplumunun giderek radikalleşmesinden "son derece endişeli" olduğunu söyledi.

İsrail hükümetinin Filistinlilere yönelik politikalarını da eleştiren Bar-Sinai, "Hükümetin sadece savaş yöntemiyle bir yere varmayı denemeyi bırakması gerektiğini düşünüyorum. İsraillilerin zihninde yıllardır tek yolun savaş olduğu kanısı var. Bizler ise her iki tarafın üzerinde mutabık kalabileceği bir barış anlaşmasına ulaşabilme ihtimalinden yanayız. Hükümet sadece savaş yöntemiyle bir yere varmayı denemeyi bırakmalı"" dedi.

"HERKES GİBİ NORMAL BİR HAYAT YAŞAMAK İSTİYORUZ"

İsrail halkının çoğunluğunun barış istediğini savunan Bar-Sinai, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz kasım ayında İsrail'de yapılan bir ankette sorulan, 'Filistinlilerin sahip olacağı bir devletle yan yana yaşamak ister misiniz?' yönündeki bir soruya halkın yüzde 60'ı 'evet' cevabını verdi. İnsanlar savaşa çok para gittiğini görüyor. Bu harcananlar bizim için büyük paralar. Savaşa ve Yahudi yerleşim yerlerine çok para harcanıyor. Artık yeter. Herkes gibi biz de normal bir hayat istiyoruz."

Barışa ulaşmanın "kolay olmadığını" bildiğini ifade eden Bar-Sinai, "Bir mucize beklediğim yok ancak barışa ulaşmak için mümkün olduğu müddetçe kapıyı açık tutmalıyız ve barışı aramaktan bıkmamalıyız" diye konuştu.

İsrail'i 1967 yılından beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'ya dair bir perspektif koymamakla suçlayan Bar-Sinai, "1967 yılından beri hiçbir İsrail hükümeti Batı Şeria'ya ne olacağına dair bir karar almadı. 'Batı Şeria İsrail'in bir parçası olacak veya Filistinlilere geri vereceğiz' diyebilirlerdi ancak bunu demediler. Eğer burası İsrail'in bir parçası olacaksa burada yaşayan insanlara eşit haklar verilmeli. Bu insanların ne kendi devletleri var, ne Ürdün'ün bir parçası ne de İsrail'in bir parçası. Bu onlara yapılan bir haksızlık. İnsanların eşit haklara sahip olması gerektiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"FİLİSTİNLİLER KENDİ DEVLETLERİNE SAHİP OLMAYI HAK EDİYOR"

Bar-Sinai, tüm olumsuzluklara rağmen barıştan umutlu olduğunu belirterek, kendisinin "iki devletli bir çözümden yana olduğunu ve Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olmayı hak ettiklerini düşündüğünü" söyledi.

İsrailli politikacıların, "Kudüs bir bütün olarak İsrail'in başkentidir ve bu tartışılamaz" şeklinde benimsedikleri söylemi de eleştiren Ruth Bar-Sinai, "Kudüs'ün durumu tartışılamaz diyemeyiz. Herşey konuşulabilmeli. Burası Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler için kutsal bir şehir. Çözüm ne
 olur bunu kestirmek zor ancak bunu oturup konuşabilmeliyiz. Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli öğrencilerim var. Onların da artık normal bir hayat sürmek istediklerini görebiliyorum" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in geçen yıl 7 Temmuz'da Gazze'ye başlattığı ve 26 Ağustos'a kadar süren saldırılarında çoğu kadın ve çocuk, 2 bin 150'den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 11 binin üzerinde kişi yaralanmıştı. Saldırılarda ayrıca 17 bin 200 ev, 73 cami ve 24 okul tamamen yıkılmış, binlerce bina hasar görmüştü.

İsrail tarafında ise 66 asker, 4 sivil ve bir yabancı uyruklu işçi olmak üzere 71 kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı.

İsrail, Fetih ve Hamas hareketi arasında geçen yılın ilk yarısında varılan "milli mutabakat" nedeniyle, Filistin yönetimiyle yürüttüğü barış görüşmelerini askıya aldığını açıklamıştı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.