1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. New York'ta ne olur?
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

New York'ta ne olur?

A+A-

 

New York’taki Green Tree zirvesi, eğlenceli başlıyor!

Hristofyas, ne anlama geldiği belli olmayan bir takım lâflar ediyor ki bence iç tribünlere ve önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimine yöneliktir!

Bizdeyse cumhurbaşkanı ile başbakan arasında, sanki de bu anlamda da bir çelişki var! Başbakan’ın söyledikleri, bizim cumhurbaşkanından çok, Hristofyas’a benzemekte! Bana kalırsa bu da bizim önümüzdeki cumhurbaşkanlığına yönelik bir tribün gösterisidir. Hiç kimse, İrsen Küçük’ün meseleyi anlamadığı için öyle konuştuğunu, sanmasın!

Öte yandan, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, hakkında türlü tevatır yapılan bir mektubu var ki konuşanların tümü, mektubu değil de mektup hakkında yapılan bir yorumu okumuş!

Bu kadar kargaşa yetmezmiş gibi bir de hepsinin üstüne TC Kıbrıs’tan da Sorumlu Devlet Bakanı, sayın Beşir Atalay, dün tutup “Bir sürpriz olabilir” diyerek, pişmiş aşa su katmaz mı? Eskiler bu durumlarda, “Tut kelin perçeminden” derlerdi… Asıl o hesap!

Oysa, Kıbrıs Sorunu nedir? “Toplumlararası çatışma” diyebilirsiniz! Peki ama bu adada bu iki halk, 1955’te sürtüşmeye başlamadı ki! 1799’da adadaki yeniçeri isyanını bastırmaya gelen İngiliz Amirali, daha o zamandan “Rumlar, Türklere karşı silahlanıyorlar” diye rapor etmişti adadaki durumu üstlerine! 1804’te bu adada kan gövdeyi götürmüş, isyan eden Türkleri kesmek için adaya çıkan Osmanlı tümenlerini, Başpiskoposluk finanse etmiştir! 1821’de bu defa da ada Türkleri, Rumlar’dan o meselenin intikamını almışlardır ki halâ adı geçen Küçük Mehmet zamanı, odur… Aradaki Sindeli Altıparmak İsyanı, Gâvur İmam İsyanı gibi meseleleri bir yana bırakıyorum! Dünya o zamanlar, buradaki bu çatışmalara, dönüp de bakmamıştır bile… Ne oldu da 1955’ten sonra, bu sürtüşme bir dünya meselesi halini aldı?

Çünkü, 2. Dünya Savaşı sonrasında dünya yeniden “tertiplenirken”, dünyayı yönetecek güçlerin, bu sorun işine geldi! “Bir üs olarak Kıbrıs” politkasını, “Kıbrıs’ta bir üs”e çeviren İngiltere’nin işine geldi, Doğu Akdeniz’de İngiltere’nin etkinliğini ortadan kaldırmak isteyen ABD’nin işine geldi, NATO’nun güney doğu kanadında huzur olması çıkarlarına aykırı olan Rusya’nın işine geldi… Türkiye ve Yunanistan kamuoylarını şovenizm ile meşgul etme kolaylığını yitirmek istemeyen Türk ve Yunan hükümetlerinin işine geldi… Ve noktayı koyalım: Zurnanın son deliği olarak, adada sürtüşen ve yarışan iki ulusçu ideolojinin de işlerine geldi…

Şimdi anlaşılması gereken şudur: Bu sorun, dünyayı yönetenlerin işine gelmeye devam mı ediyor? Yoksa artık değişen veriler, bu sorunu bitirmeyi mi gerektiriyor?

1959’da burada tozdan dumandan ferman okunmazken, Türkiye ve Yunanistan’ın Dışişleri Bakan’ları, bir gün ansızın Zürih’te anlaşıverdiler ve Kıbrıslılar da susup oturdu… (Makarios hariç!)

New York’ta ne olur? Her şey olabilir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.