1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Nükleere hayır…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Nükleere hayır…

A+A-

Kaz Dağları dünyada oksijen üreten bölgelerin birinci sırasındaydı…

Sanatoryum oradaydı…

İçilecek temizlikte akan dereleri…

Zeytin bahçeleri…

Ormanlar…

Ve her türlü hayvanın yaşadığı doğal bir ortam…

Gidenler anlatıyorlar…

Artık eskisi gibi değil…

Derelerden zehir akmaya, doğal yapı bozulmaya başladı.

Çünkü bölge halkının tüm uğraşlarına rağmen oraya altın arama ruhsatı verildi…

Hatta izni veren yetkili, korkmayın bir kahve fincanı kadar delik açılacak, çevre bozulmayacak, demişti…

Bölgede zeytincilik vardı.

Zeytin altına engel olabilirdi.

Kurutmaları gerekiyordu…

Zeytine zarar veren böceklerle beslenen yarasaları, mağaraları ile birlikte başka bölgeye taşıdılar…

Ondan önceydi…

Sanırım 90’lı yılların ortasında…

Karadeniz otoyolu projesi yürürlükteydi…

Yapmayın, etmeyin, dediler.

Çevreyi bozacaksınız, kıymayın, dediler…

Proje hiç aksamadan yürüdü.

Ve her dalgada yıkılan otoyol devreye girdi.

Şimdi bölgede yerli halk, bozulan doğa ile baş başa.

Aynı bölgedeki akarsulara göz dikti bu sefer gözü kırmızıya dönen siyasi…

“HES” dedi.

Gereklidir, dedi.

Ve ormanları kesti.

Şimdi akmayan dere kenarındaki ağaçlar, alışık olmadıkları kuruluktan ötürü kurumaya başladılar.

Ve bölgede yaşayan diğer canlılar…

İstanbul…

Kuzeyindeki ormanları ile nefes alabilen bir kent…

Siyasi ne yaptı, ne etti…

Ormanlara kıymak için “3. Köprü ve bağlantı otoyolu, dedi…

Yeni havaalanı inşaatı ve onun bağlantı yolları, dedi…

Milyonlarca ağaç kesti.

Ve her gün artan nüfusuyla İstanbul’u karanlık bir şehir haline çevirdi…

Bursa’daki yapılaşma, sanayileşme ve çarpıklılar sonrası bitirilen meşhur Bursa şeftalisi örneğini burada yazmama gerek yok…

“Biz burada hayat bittiğinde daha iyi yerlere gideriz” diyen hâkim zihniyet, ne yazık ki bizim ülkemize de hâkim…

Adeta ülkemizi babalarının çiftliği gibi kullanıyorlar.

Tüm çevrecilerin tepkilerine, mahkemelere koşmalarına, karşı koymalarına rağmen nükleer tesisin ihalesini bitirip imza atanlar, Kıbrıs’tan yükselen sese kulak verir mi hiç?

Bu teslimiyetçilik değil, gerçektir.

Elbette ki nükleere, bence de hayır…

Ama üzülerek diyorum ki: İrademizi isteyerek teslim ettiklerimizin, bizlere daha kötüsünü yapmamaları için dua etmekten başka yapacağımız bir şey yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.