1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. O unutulmaz gece…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

O unutulmaz gece…

A+A-

Bugün 21 Aralık… Bu akşam saatler gece yarısını gösterirken tam 48 yıl dakikası dakikasına dolacak. Kıbrıs’ta pamuk ipliğine bağlı olan barışın darmadağın olduğu ve facialarla dolu bir sürecin tetiklendiği o meşum gece bizim kuşak tarafından nasıl unutulabilir?
  
Yeni başlamıştım mesleğe. Çiçeği burnunda gazeteciydim. Dört büyük sayfayı artık baskıya hazır duruma getirmiş, o soğuk aralık gecesinde değişmez ritüeli yerine getirmek üzere birkaç gececi arkadaş “Bozkurt” gazetesinin kapısından Girne Caddesi’ne adımımızı atmak üzereydik. Değişmez ritüel dediğim, bizden 70 metre uzaklıkta, tam polis merkezinin karşısında bulunan Mulla Hasan Kahvesi’ne gidip çaylarımızı, ya da onun hemen yanındaki Salih Dayı’nın aşçı dükkanında çorbamızı içerek oradan evimize yatmaya gitmekti.
Soğuk gecenin sessizliğini yırtan otomatik tüfek sesleri Lefkoşa semalarında yankılandığında sadece ritüelimiz bozulmadı. O andan başlayarak binlerce Kıbrıslı’nın yaşamının değişeceği bir sürece girildi.
  
Silahların patladığı yerin Rum bölgesinin ortasındaki Türk mahallesi Tahtakale olduğunu öğrenmekte gecikmedik. Gazetenin baskıya verilmesini durdurarak arabalarımıza atladık ve Tahtakale’ye yollandık.
  
Daha sonraları o geceki cesaretimi düşündüğümde yaptığımın kesinlikle çılgınlık olduğu sonucuna varacaktım. Çünkü EOKA’cı Rumlar Lefkoşa’nın karanlık, soğuk ve ıssız sokaklarında resmen insan avına çıkmışlardı. Avlamaya soyundukları insanların kimliği de kendileriyle 3 yıldan kısa bir süre önce ortaklık cumhuriyetini kurmuş olan Kıbrıslı Türklerdi.
  
Tahtakale’de arabaları durdurularak taranan biri kadın diğeri erkek iki Türk, cinayetler zincirindeki ilk halkanın kurbanları olacaktı.
  
21 Aralık 1963 gecesi birdenbire Rum silahlarının konuşmaya başlamasının spontane bir olay olmadığının kanıtlarını birkaç yıl sonra “Patris” adlı Rum gazetesi deşifre edecekti. Bu gazetenin yayımladığı “Akritas Planı”, aslında yaşanan her şeyin en ince ayrıntılarıyla belirlendiği bir komplonun ifşaatıydı. Amaç, Rum lider Makarios’un “Enosis’e sıçrama tahtası” olarak betimlediği ortaklık cumhuriyetini yıkarak adayı Yunanistan’a bağlamaktı. Bu yapılırken de, tabii ki her zaman ilhakın önündeki en büyük engel olarak görülen Türklerin üzerinden silindir gibi geçilecekti.  
  
Kıbrıs sorununa dair değerlendirmelerde bulunacak olan herkesin, öncelikle “Türkleri imha projesi” olarak da nitelendirilen “Akritas Planı”nı bulup okumasını dilerim. O plan ki, kuramcıları ve uygulayıcıları arasında Cumhuriyetin başkanı Başpiskobos Makarios, meclis başkanı Glafkos Kleridis, İçişleri Bakanı Polikarbos Yorgacis ve Çalışma Bakanı Tasos Papadopulos da vardı.
  
Bu açıkladığım grup içinde hayatta kalan bir tek Glafkos Klerides’tir. Kledires muhtelif zamanlarda gerek anılarını anlatırken, gerekse siyasetini icra ederken kimi gerçekler üzerinde samimiyetle konuşmuşsa da, sorumluları arasında bulunduğu “Akritas Planı”nı doğrudan doğruya yargılamadı. Bunu yapmaya ve tarihi sorumluluğuyla yüzleşmeye artık ne kadar zamanının kaldığını da bilmiyorum.
  
21 Aralık gecesi tetiklenen ve Lefkoşa’yı kan gölüne çeviren orantısız Rum saldırıları, 24 Aralık günü öğleden sonra ancak Türk savaş uçaklarının başkent üzerinde damları sıyırırcasına ve ses duvarını aşan gürültüleriyle uçarak uyarıda bulunmasıyla durdurulabildi. Türk uçaklarının Rumlar üzerine saldığı korkuyla eğer o gün sokak savaşlarına kısa bir mola verilmeseydi, yetersiz silahları ve elemanlarıyla orantısız Rum saldırılarına göğüslerini siper eden Türk mukavemetçilerin direnişi daha fazla sürmeyecekti. Silah darlığındaki TMT’nin elinde sayılı kurşunlar kalmıştı. Her mukavemetçi son kurşunu kendine ayırarak umutsuzca savaşıyordu. Çünkü eğitimleri sırasında Türkiye otoritesinin onlara telkini, bir savaş durumunda 24 saat dayanmalarıydı. En geç 24 saatin içinde garanti antlaşmasından kaynaklanan Türk askeri müdahalesi gerçekleşecekti.            
  
Garantör Türkiye’nin Kıbrıs facialarına etkin askeri müdahalesi, o meşum geceden itibaren 11 yıl gecikti. Tahtakale Mahallesi’nde ilk patlayan silahların tetiklediği ve 11 yıla yayılan acıların öyküsü ciltlerce kitaba sığmaz. Kıbrıs Türk halkının kızgın güneşin altına terk edilen bir buz parçası gibi günden güne eridiği o facialarla yüklü dönemin akılcılıkla değerlendirilmesi, geleceğe atılan her adımımızın güvencesi olacaktır.  

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.