1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Olayların içindeki geçen hafta
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Olayların içindeki geçen hafta

A+A-

Yaz geldi. Kimselerin artık sıcakların her tarafı kavurduğu bu  aylarda ne gazetelerin yıl üç yüz altmış beş gün ayni terane üzerine yazılmış  “köşelerini”  okumaya tahammülleri vardır ne de  “köşecilerin”  lâk lâklarını dinlemeye…

Dolayısıyle  “Köşemizi”  yukarıdan aşağıya kısaltıp, Soldan Sağa daraltıyoruz ki  daha az konuşup, daha az vakitte okuna…
 Tabi ne kadar dayanabiliriz bilmiyoruz.  Hani Atatürk Türk milleti zekidir,  çalışkandır falan dediydi ya.  Her halde onca iltifattan sonra  diyemediydi:  “Lafazandır da!” 

NEYSE BİZ GEÇEN HAFTA’YA BAKALIM:  Ne vardı?   Yine eski defterlerin açılması vardı.   Kendilerini    Sağ ve Sol cephelerde görenler    sanki gerçekten Sağ yahut gerçekten Sol’muşlar gibi lanse ederlerken,  millete de öyle olduklarını yutturmaya devam ettiler!     Oysa biliyorduk:  “Tencere cötün kara seninki benden kara”  olduklarını!  Buna karşın onlar yine de  o karaları buladılar birbirlerine!

Tabi başı  CTP ile UBP çekti.  Devri iktidarlarında yaptıkları ne kadar suistimaller varsa hepsini de bircik bircik ortalara döktüler.  “Sen öyleydin,  sen de  böyleydin”  diyerek! 

Eskilerde çok sık kullandığımız bir  kelime vardı.   “Tevessül etmek.”   Yerine hangi Türkçe kelimeyi koyarsanız koyunuz anlamına en yakını yine  “tenezzül”  etmek olmaktadır. 

Eğer bir ülkede  “yöneticiler,  yönettiklerinin rızkını yiyip onları dolandırmaya tevessül ve tenezzül ederlerse,  o Devletin çekiverin kuyruğunu,  dingili kopmuş demektir!

Oysa yine kendileri   “ifşa”  ediyor,  kendileri yorumlarını yapıyorlar:   İhalelerde,  seçimlerde,  popülizm içerikli olaylarda,  gümrüklerde…    KKTC’nin yatırım ve kalkınması  için   harcanacak paraların,  nasıl  siyasi iktidarlarla siyasi partiler tarafından bazı yandaşlara usulsüzce dağıtıldığını,  nasıl şuna buna peşkeş çekilerek harcattırıldığını! 
 Talat  da ikide birde  KKTC’ye  Ergenekon,  Balyoz Mahkemelerini davet ediyor.   Ne gereği var.   Açın bu memlekette  bir mahkeme,  koyun adını:   “Pislikleri temizleme Mahkemesi!” 

 *****

LEFKOŞA BELEDİYESİNE DEVAM

Muhalefet Lefkoşa Belediyesinin ucunu tuttu bırakmıyor.  Muhalefet olarak kaklı çünkü tepe tepe tepeceği daha ehven olay  yok!  

Ancak insaf!    Bulutoğluları  en azından Lefkoşa’ya  yatırımlarını yapar,   her zaman sürekli  bir yeni projeyi hayata geçirmek  için uğraşırken  borçlanıp battıydı!  Ya ötekiler?    

KKTC’de 29 tane Belediye vardır.  İleride yazacağız da şimdiden hatırlatalım:  Devletin suyunu beleş alıp parayla satan bu belediyeler!  Devletin elektriğini beleş alıp   “ışıklandırma”  diyerek belediye sınırları içinde halka satan bu belediyeler!  Emlâk vergisini alan bu Belediyeler!  Devletin hava alanlarından  limanlarından şu veya bu hizmet diyerek nemalananlar bu belediyeler!  Sağlık servisleri  Devletin  hastanelerinde  iken  Sağlık vergisi alan bu  Belediyeler! 

Ve kentten kente değişiklik göstererek türlü çeşitli  uydurma hizmetlerle halkın boğazına basarak vergi kopartan bu  Belediyelerin bir tekinin  “bütçesi”  ne makuldür ne de olağan!   (Mağusa Belediyesi diyeceğiz ama onun da gitgide aldığı vergilerle nasıl kantarın topuzunu kaçırdığı bir ayrı konudur.  Üstelik  iki yıldır süregelen bir de kanalizasyon olayı vardır ki yakmadık can,  kırmadık yürek bırakmadı. Şimdi de Mağusalının cebine hücum etti!) 

Kısaca bu memleketin belediyeleri belki  haddinden fazla çokturlar dolayısıyle azaltılmaları gerekmektedir ama   “parasal gelir kaynakları da  az buz değildir.”   Buna rağmen hepsi de  borçlu ve batakta iseler en az Lefkoşa  Belediyesi kadar hesap vermek zorundadırlar!      

 *****

GELELİM SİYASİ SORUNA

Geçen hafta  Kudret Özersay istifa etti,  yerine Osman Ertuğ getirildi. İsabetli bir tercih oldu… Osman Ertuğ ABD temsilcimiz olarak çalıştığı yıllarla igili anılarını kitap haline getirdiydi.  O kitabı okurken bazı hatıralarının   altını çizmiştim.  Çünkü bir kez daha anlamıştım BM’ler dediklerinin çıfıt çarşısından öte bir işlevi olmadığını!  Ki Ertuğ  New York’ta bulunduğu  o dönemlerde İlter Türkmen’lerle de çalıştıydı.  Nitekim kitabı ile  ilgili  “Köşemdeki”  yazımın sonunda  sorduydum.  “Neden böylesi deneyimli diplomatlarımızdan yararlanılmıyor.”  İşte şimdi yararlanılacak,  isabet oldu.

VE EROĞLU  HATA YAPMIŞ:  Sn.  Talatın benim  “icadımdır”  dediği  “Çapraz oylama”  formülünü Erdoğan’a yazdığı mektupta  “kabul etmediklerini,”  Ban Ki Moon’a yazdığı mektupta ise   “kabul ettiklerini”  bildirmiş.  Muhalefet kanadı “Hangisi doğru” diye tefe koyup çaldı,  iktidar kanadı da  “yoksa çapraz oylamaya mı dönüyoruz”  diyerek serzenişte bulundu. O kadar ki   sanırsınız  memleketin namusu gitti!  Oysa olan,  eğer çelişki doğruysa,  sadece bir  “politika!” 

ŞU ÜÇ MİLYON STERLİN.  Ötesinde Eroğlu’nun seçimlerde harcamak için Çangar’dan üç milyon Sterlin para aldığı olayı vardı… Kıyamet koptu!  Ancak ne zaman kıyamet kopsa  ateşi  sadece suçlananları yakmakla kalmadığından,  bu kez de  öyle oldu ve kopartanları da yaktı!           Ve anladık ki iddia sahibi muhalefet cephesi de az buz işler çevirmemiş yani!  Tabi eski defterler açılmaya başlayınca üç milyon olayı  gündemden uzaklaştırılıverdi! 

Kısaca  “geçen hafta”  iktidarının muhalefetinin birbirinin boğazına bastığı haftaydı1  Medya için sermayesi çok,  konuları bereketli!  Hep öyle devam inşallah!

(Not:  Kısa yazacağız dedik,  yine beceremedik. Önümüzdeki günlerde denemeye devam!)       

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.