1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Olmak, ya da olmamak!..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Olmak, ya da olmamak!..

A+A-

Milletvekili transferlerinin önünün kesilmesi, yeni bir seçimin öncesinde özlenen reformlardan biriydi. Diğer reformlarla birlikte UBP iktidarı bu düzenlemeyi de yapmadı… Ve şimdi bedelini ödüyor. Ödenen bedel, 8 milletvekilinin merkez sağdaki rakip DP’ye kaptırılmasıdır. Bu, siyaset tarihimizin en büyük transferidir… UBP’nin tarihindeki 9’lar Hareketi bir transfer olayı değildi. UBP’den ayrılanların bir başka partiyi, yani DP’yi kurma olayıydı…
   “UBP Genel Başkanı ve Başbakan İrsen Küçük’ün muhalifleri” olarak tanımlanan taban sahibi o 8 milletvekili için tasarlanan başka şeydi oysa… Neydi tasarlanan?... Onlar partiden kovulacaklardı ve baskın bir erken seçimle partileşme ve organize olabilme fırsatını bulamadan tümü de siyasetin dışına itilecekti.
   Gelin görün ki, transferi yasaklayan bir yasal düzenleme yapılmadığı için onlar hakkındaki bu hesap tutmadı… UBP şimdi erken seçimde, karşısında kendini hayli zorlayacak olan güçlendirilmiş bir DP faktörü bulacak…
    *      *      *
   Halkın beklentisi olan seçim ve halk oylaması yasası da değiştirilmedi. Adı “sistemsizlik”ten başka bir şey olmayan statükonun devamını ve nesilden nesle ulaşmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri bu yozlaşmış seçim sistemiyse, öteki de alabildiğine laçkalaşan kamu hizmetleridir…
   Bu reformların gerçekleştirilmemesinin sorumluluğunu tabii ki muhalefet de taşımaktadır.
   Sistemde gerekli reformlar yapılmadan yeni bir seçime gidilmesinin karşısında olunacağını CTP’nin sözcülerinden çok duyduk. Ama diğer partileri kısacık seçim sürecinde tuşa getirmek için UBP ile erken seçim tarihi konusunda işbirliği yapan CTP, daha önceki söylemlerini es geçerek, statükoyu aynen yerinde koruyacak olan bir seçime daha fit oldu.
   Oysa CTP, eline geçen fırsatı değerlendirerek gerekli reformların birlikte yapılması için UBP’ye baskı uygulayabilir ve sonuç alabilirdi. Yapmadı… Çünkü CTP de, sistemsizliğin diğer adı olan “statüko”nun devamından yana!..
   CTP, meclis çoğunluğunu kaybeden UBP gerçeğine karşın, seçime geçici tarafsız bir teknokrat kabineyle gitme seçeneğini de benimsemedi. Dr. Hasan Bozer başkanlığında oluşacak, böylesi bir geçiş hükümetinin senaryolarına bile tanık olmadık mı?.. Besbelli seçim kampanyası boyunca İrsen Küçük hükümetiyle kavga etmek CTP’nin işine gelendir…
     *       *       *
   İşin artık saklı tarafı kalmamıştır. Herkesçe bilinen sırdır ki, İrsen Küçük önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminin adaylarındandır… Ne var ki, o tarihi seçimdeki başarısı 28 Temmuz erken seçiminde UBP Genel Başkanı olarak göstereceği başarıya bağlıdır.
   Partisini erken genel seçimde yenilgiye uğratacak bir genel başkanın artık cumhurbaşkanı adaylığı söz konusu olamaz. Hele ortada UBP’yi tek başına iktidara taşıyan Derviş Eroğlu gerçeği varken… Dolayısıyla İrsen Küçük, küçülttüğü partisiyle 28 Temmuz’da siyaset hayatının en önemli sınavını verecek. “Olmak, ya da olmamak” da denebilir bu sınavın adına…
   Bana kalırsa UBP’deki krizin aşılması için yapılması gereken demokrasinin uzlaşma kültüründen azami ölçüde yararlanabilmekti. İrsen Küçük, bu yolu denemeye yanaşmadı. UBP’deki büyük muhalif potansiyelin ürünü olan 8’lerle uzlaşmaya varabilse ve onlara da partide ve hükümette sorumluluklar verebilseydi, UBP’nin de, kendisinin de hayrına bir jest yapmış olacaktı diye düşünüyorum. Ama bunu yapmadı ne yazık…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.