1. YAZARLAR

  2. İpek Halim

  3. Ölüleri gömün!
İpek Halim

İpek Halim

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölüleri gömün!

A+A-

‘Ölüleri Gömün’ İki hafta önce İstanbul’da izlediğim tiyatro oyununun adıdır. Oyun, savaşa, militarizme, sömürüye ve iktidarın acımasız güç sevdasına karşı nasıl çıkılabileceğimizi irdeliyor. Savaşta ölen ve gömülmeyi reddeden altı askerin gerçeküstü protestosunu ele alıyor.

Kalabalık bir oyuncu kadrosu olan oyunu, Irwin Shaw 1936 yılında “Savaşa Karşı Tek Perdelik Oyunlar Yaraşması” için yazmış ve yarışmayı kazanmış. Cephede gömmek üzere oldukları altı asker aniden mezerlarından kalkarlar ve ölümü reddederler. “Bizim yaşamamız gereken daha pek çok şey var”, derler. Komutanlar şaşırır! Din adamları rahatsız olur! Silah tüccarları ise kızar ve onları hemen gömüp savaşa devam edin derler. Başkanlar, komutanlar karar vermiş savaşı başlatmıştı. Askerin görevi gidip savaşmak ve gerekirse de ölmektir.

Nereden çıkmıştı şimdi bu dirilme. Felsefe okumuş komutanlardan biri gömülmek istemeyen ölü askerlere “ne var ki bu hayatta! Öldünüz kurtuldunuz işte!”, der. Onlar da, “doğru belki hayatımız çok da iyi değildi ama ne bu savaşı biz çıkardır ne de o cepheye saldırmaya biz kara verdik ve şimdi böylece gitmek istemiyoruz”, derler. İçlerinden birisi de “savaşı bize böyle anlatmadılar. Ben henüz 18 yaşındayım. Ölmemeliyim”, der. Diğeri de “hala rüzgarın esintisini düşünüyorum. Deniz kenerlarında yapılan tatillere gitmek istiyorum. Kadınların topuklu ayakkabıları ile caddede çıkardığı tıkırtılı sesleri duymaya devam edebilmek istiyorum, hayattan büyük beklentilerim yok ki” der. Onlarla baş edemeyen komutanlar ailelerini cepheye içlerinde ayakta durdukları mezarlarının başına çağırırlar. Anneler, kız arkadaşlar, kardeşler, eşler onlara ölü olduklarını, gömülmeleri gerektiğini söyler. Hayatın devam edebilmesi için onların gömülmeleri gereklidir. Savaşın acıları, kayıpları toprakla örtülüp, gözlerden uzaklaştırılmalıdır. Ancak bir eş, ölü asker kocasına “Neden şimdi?” diye sorar. Başının yarısı aldığı bombadan dolayı kopmuş olan eşi neden öldükten sonra bu kadar ayak diretiyordu, düzene? Hiç bir zaman çok kazanmadın! Hiç bir zaman patronlara karşı çıkmadın? Düzeni sorgulamadın! Devletten biz far etmesini istemedin! Hep bir oda evde, yarı aç yarı tok, böçeklerle beraber yaşadık! der. Hayattayken de bu sorgulamayı yapıp, düzene meydan okumalıydın, der.

İşte bu etkili sahneden sonra olanlar olur. O an artık kimsenin tutamayacağı bir direnme, sorgulama başlar. Dumanlar, sesler, ışıklar arasında sahne çoşar, Hayattayken başaramadıklarını ölüyken başarır askerler. Artık herkesin içinde o güç ve istek oluşmuştur. Komutanları hiç bir asker dinlemez. Ve hayat yeniden kurgulanmaya başlar! Ölmek üzreyken, hatta öldükten sonra bile umut vardır diyor “Ölüleri Gömün” Amaç ölülerin sayısını arttırmak değil! Gerçekten işe yarayacak protestolarla hayatı güzelleştirebilmektedir.

Belki farklılık yaratmak için geç kalmışızıdır, ölmüşüzdür ama ya hala gömülmediysek!! Umut vardır!! Bu bize 2 Mart ve 8 Martlar için neler anlatabilir acaba? İyi pazarlar...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.