1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Omorfo kadınlarının kabusu
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Omorfo kadınlarının kabusu

A+A-

Karanlık bir salon…
Siyah beyaz bir korku filmi..
Ve etrafta çıt yok…
Filme konsantre olmuşsun…
Ormanlık alanda yalnız kalan bir adam..
Çat diye dalların sesini duyduğunda sadece korkuyla bakan  gözleri gelir ekrana…
Bu gece onun son gecesi olabilirdi.
Siz de onunla yaşarsınız o anı.
Sanki oradaymış gibi.
Hatta o sizsiniz ...
Ve karanlıkta bir şey görememek daha da korkutuyor sizi.
Nedense bu tür filmlerde gece bir türlü bitmez…
Şehir değil dağ sanki.
Sokak değil mağara…
Ne bir ışık var ne de bir insan…
Koskoca ormanda veya şehirde bir siz varsınız bir de ne olduğunuzu bilmediğiniz  o ŞEY.
Derken sabahın ilk ışıkları ve filmin kahramanıyla beraber sizin de içiniz aydınlanır.
Film bitip caddeye çıktığınızda herkesin aynı duygularda olduğunu düşünüp onlara tek tek sarılmak istersiniz.
Ve birkaç adım sonra hayat normale döner.
 Bu maceralar filmlerde yaşanmıyor sadece…
Günlük hayatımızda da var.
1990’lı yıllarda sis ve karanlık İstanbul’un üzerine kabus gibi çökmüştü, 1955’te Londra’ya çöktüğü gibi.
Smog derlerdi olaya, hava kirliliği de.
Hava kapalı, güneş toprağa eremiyordu.   
Günlerle geceler birbirine karışmış.
Saatler, televizyonlar olmasa mesai saatleri karıştırılacak kadar.
Siyah bulutlara bir de kirli kömür dumanları eklenince…
Ölüm riski ortaya çıkar.
Hatırlarım 1990’lı yıllardaki o günleri…
Haftalarca sürmüş, sonunda şehri terk etmek bile geçmişti içimden…
Ki bir sabah güneş kendini gösterdi..
Kabus bitmişti.
Ve bir daha gelmedi o kabus.
Çünkü Londra gibi İstanbul da doğal gazın devreye girmesi ile hem hava kirliliğinden hem de smog tehlikesinden kurtuldu.
Omorfo’dan bir yakınım aradı…
Gazetenin biri,” Omorfo’da dört kadın iki konsomatris kadını çıkartıp alem yapmışlar ” diye tüm Omorfo kadınlarını ilgilendirebilecek bir haberi, ilk sayfasına taşımış…
Ne isim vardı o haberde, ne de isimlerin baş harfleri…
O haberden sonra herkes herkese çamur atmaya başlamış .
Kim kime düşmansa ertesi gün kadınlardan birisi o, bir ertesi gün de diğeri oluyor.
Dedikodular artınca, Omorfo kadınları atılan bu çamur karanlığından kurtulmanın hesaplarını yapmaya başladılar.
Bu karanlık günleri başlatan gazete belli…
Çamuru hedef göstererek yayınlayan diğer gazete de belli.
 “Ya bu pisliği yaptıkları gibi temizlerler, ya da eylem yakında. Hatta öyle bir eylem yapacağız ki Denktaş’ın cenaze töreni bile gölgede kalabilir” diyorlar…
Kabus çöktü mü gitmek bilmez bir türlü…
Ama güneş elbette doğacak…
 

Günün Karikatürü:

1.20120123223952.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.