1. YAZARLAR

  2. Erçin Şahmaran

  3. Öncelikle hayırlı olsun
Erçin Şahmaran

Erçin Şahmaran

Star Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

Öncelikle hayırlı olsun

A+A-

 

Türkiye Cumhuriyeti Büyük Elçiliği, Kıbrıs adasında en önemli kurumlardan biridir.

Bu gün için Kıbrıs’ın kuzeyinde, daha önceki dönemlerde de adanın genelinde etkin bir durumdaydı.

Kıbrıs Cumhuriyetinin ilk Türkiye elçisi, askeri yönetim tarafından bu göreve atanan emekli yarbay  Emin Dirvana idi.

KKTC’nin ilk büyük elçisi ise, kuruluş aşamasında bu görevde olan Sayın İnal Batu oldu.

O dönemlerden günümüze kadar, Türkiye Büyük Elçiliği Kıbrıslı Türkler için çok farklı anlamlar taşıdı. Her zaman tartışıldı.

Son dönemlerde de yapılan bazı eylem ve gösterilerin icra noktası olarak seçildi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni büyük elçisi Sayın Halil İbrahim Akça, geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu’na güven mektubunu sunarak görevine başladı.

Öncelikle hem Sayın Akça’ya hem KKTC halkına hayırlı olsun.

KKTC’de yeni bir dönem başlıyor. Üstelik Türkiye ile tarihin en kötü dönemlerinin yaşandığı süreçte.

Hatırlanacağı gibi kısa bir süre önce, Türkiye ve KKTC hükümetlerinin imza koyduğu ekonomik protokolün uygulanması ile ilgili atılan adımlar ve başta Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan olmak üzere, Türkiye hükümet yetkililerinin yaptıkları açıklamalar tarihe dayanan ikili beraberliği olumsuz etkilemişti.

Hem de tarihte ilk defa. Bu süreçte Sayın Akça’nın yaptığı açıklamalarla ortam daha da gerilmişti.

Önce, Sayın Eroğlu’na Kıbrıslı Türkler için söylediği sözlerle gündeme gelen, daha sonra Fortune dergisine yaptığı açıklamalarda yine Kıbrıslı Türklere yönelik eleştirilerini sürdüren, Sayın Akça’a özellikle sendikal örgütlere ve sendikaların etkinliğine dikkat çekmiş ve bunun sonuncunda sendikal platform tarafından istenmeyen adam ilan edilmişti.

Hatta Cumhurbaşkanı Sayın Eroğlu Ankara’ya gönderdiği mektupta Akça’nın Yardım Heyeti Başkanlığı görevinden alınmasını istemişti.

Bana göre bu atamanın önceki dönemlerden farkı Sayın Akça’nın Kıbrıslı Türklerle ilgili düşüncelerinin daha önceden bilinmesidir.

2 Mart mitinginin  açıklanmasının hemen ardından, Sayın Akça’nın  Türkiye Büyük Elçisi Sayın Türkmen’in yerine atandığı haberi, KKTC gündemine adeta bomba gibi düştü. Bu atamanın bir tepki bir cezalandırma ve güç gösterisi olduğu hemen hemen yapılan tüm değerlendirme ve yorumların ortak düşüncesi olarak ortaya çıkmıştı.

Tüm bunlar daha önce konu ile ilgili yaşanmışlar.

Bu güne dönecek olursak Sayın Halil İbrahim Akça şu an Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC elçisidir.

Yani Türkiye’nin buradaki temsilcisidir.

Peki, bugünkü durumda daha önceki düşünceler değişti mi?

Yani hem Sayın Akça’nın KKTC ile ilgili düşünceleri, hem de Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan insanların, Sayın Akça’a ile ilgili olumsuz fikri değişti mi?

Bana göre hayır.

Bundan sonra ne olur.

İşte onu zaman gösterecek.

Özellikle haziran ayında, Türkiye seçimini yaptıktan sonra KKTC’de bazı gelişmeler daha da hızlanacak.

Hele Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik somut adımlar atılmazsa. Türkiye hükümeti alışılmışın dışında yapılan bu atamayla, KKTC üzerindeki düşüncelerini ve geri adım atmayacağını ortaya koymuş oldu.

Bu durum KKTC hükümetini de zora sokacaktır.

Bir yanda toplumsal tepki, bir yanda Sayın Akça ve elindeki acı reçete.

Öncelikle şunun herkesçe kabul edilmesi gerek.

KKTC’de öncelikli olarak bu günkü haliyle ekonomik ve siyasi yapı sürdürülemez.

Bu durumu en başta sorunlara çare bulmak için seçilen hükümetler görmeli ve tedbir üretmeli. Bunları da en başta seçmene anlatmalı.

Türkiye’nin KKTC yeni Büyük Elçisi Sayın Halil İbrahim Akça, bu ülkeye Türkiye’nin temsilcisi olarak atanmıştır.

Bu ülkede her ne kadar eleştirsek de, bu ülke insanının sıkıntılarını anlatılması gereken zaman ve mekanda anlatmadığı için tenkit etsek de seçilmiş bir hükümet vardır.

Türkiye elçiliği ve hükümet arasındaki ilişkiler iki ülke arasında olması gerektiği düzeyde sürdürülmelidir.

En önemlisi de bu topraklarda her şeye rağmen yıllarca direnen, can veren, hala daha toprak altında kayıp insanlarını arayan bu toplumun sesine kulak verilmelidir.

İyi niyetli düşüncelerle, diyalog yoluyla sorunların çözümüne yaklaşmak aslında sorunların yarısını çözmektir.

Olayların üzerine ayni şekilde gidilmeye devam edilirse, bu durumda herkes kaybedecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.