Serhat İncirli

Serhat İncirli

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Önerilerim!

A+A-

Bir dost ısrarla ve inatla, “bu ülkenin içi temizlenmeli önce, çözüm sonra” diyor…
   Ve benim inadıma ısrarıma “inat”; “ille de çözüm” deyişimin hilafına, “önce temizlik” te bastırıyor…
   Eleştirilerinde haklı olabilir… Mesela, “hep eleştirme - çözüm önerilerini de görelim” diyor…
   “Eleştirilerimde çözüm önerileri var” desem de, “daha açık yaz o zaman ki anlayayım” diye ekliyor…
   Açık açık yazayım… Önerilerimi sıralayayım… Değerli arkadaşım da okusun; siz de… 
   Müsadenizle… 
   Bir kere, “Kıbrıs sorunu çözülmeden, bu ülke asla temiz olmaz”da ısrarlıyım.
   Ama, bir kereliğine yok sayıyorum ve bazı konulardaki “naçizane” önerilerimi sıralamak istiyorum…
   Bir: Nüfusumuzu dürüstçe, mertçe sayalım.
   İki: Vatandaş, oturma ve çalışma izinli; kaçak sayımızı bilelim. Tüm planlamayı ona göre yapalım.
   Üç: Vatandaş yapmayı; uluslararası hukuk çerçevesinde yaşama geçirelim. Beş yıl, 15 yıl, 115 yıl çalışma ve oturma izinli bu ülkede kalan her hangi bir başka ülke vatandaşının illa ki “KKTC vatandaşı “olması kuralı yoktur. Başka ülkelerde şöyleydi, böyleydiye de gerek olmamalı… Bu işi uluslararası hukuka uygun bir şekilde, uluslararası adalette yara açmayacak şekilde sağlayalım.
   Dört: “Türkiye dışında maddi kaynağımız yoktur” mazereti ve yalanından kurtulalım… Vardır… Başka kaynaklarla, ülke turizmine büyük katkısı olabilecek tarihi eserlerin, dini mekanların bakımını ve onarımını sağlayabiliriz mesela… 
   Beş: Kimse bana, “Fransa’dan para istedik vermediler bu yüzden St. Hilarion’u, Bufavento’yu, Kantara’yı, St. Sophia’yı, Bellapais Manastırı’nı, St. Nicolas Katedralini onaramayız” demesin… İstediniz de vermediler mi? 
   “Sizin eserleriniz… Buyurun Sayın Fransızlar” deseniz, “vay ben sizi tanımam, parayı da size vermem” mi diyecekler? Kesinlikle ve mutlaka verirler… Çok para değil ki onlar için. Ama “KKTC’ye verin” demeyeceksiniz… 
   Parayı alabilirsek, mesela AB üzerinden alalım… Gerekirse Ortodoks Kilisesi’ne bile versinler; oradan alalım! N’olacak? KKTC’nize ket mi vurulacak? Bu yerlerin pırıl pırıl olduğunu ve tanıtıldığını düşünün!
   Altı: Turizm her şeyimiz… Fransa’dan geçtim; İtalya’dan, Malta’dan bile para alınabilir.   
   Örnek mi? Alın işte; Templos… “Zeytinlik” demişiz adına… Komik ötesi! Dünyadan kendi kendimizi dışlayıcı bir isim… Bellapais’e Beylerbeyi demekten bile kötü!
    Yedi: St. Hilarion ve Templos köyü için, bana yetki verin, Malta’dan size para getirmezsem, “Zeytin” ağacı olayım! Baş vurdunuz mu? Proje hazırladınız da biri ilgilenmedi mi?
   Sekiz: Narenciyeye – patatese; tüm ürünlerimize AB’den kaynak istediniz ve vermediler mi? Kendi devletiniz üzerinden alamazsınız… Evet; ama AB vatandaşı mıyız? Evet vatandaşıyız… Kıbrıs sorunu hâlâ çözülmedi ve mağdur muyuz? Evet mağduruz! Peki mağduriyetimizin sorumlularından biri Kıbrıs Cumhuriyeti mi? Evet! O zaman aracılık etsinler; narenciye ve patatesin ihracatı için yol açsınlar… Efendim kendi limanlarımız ne olacak?
   Limasol da bizim limanımız! Sahibiyiz diye hava bile basabiliriz… 
   Dokuz: “Ama bizim ayrı devletimiz, bayrağımız var” diyeceksiniz…  Sakın ha! Siz o ayrı devleti bazılarına sandalye koltuk hürmetine ilan ettiniz… Olur da bir gün iki devletli çözüm olursa ne ala; ama şimdi “içimizi temizleyelim” demediniz mi? O zaman; “Kıbrıs Cumhuriyeti benim devletim olmayabilir” ama geçici “hizmetkarımız” olur… İçimizi temizleyinceye kadar. Benim ayrı devletim var diyerek içinizi temizlemekten bahsederseniz, bunca yıldır neredeydiniz o zaman? Her yan insan dışkısı! Sıfırın altındadır notunuz yani anlayacağınız!
   On: Uluslararası sportif ve kültürel temas mı istiyorsunuz? 
   “Hizmetkardan yol açmasını isteyeceksiniz”…  Ama vurgulaya vurgulaya; ama söyleye söyleye; bunun geçici bir çare olduğunu belirte belirte; üzerine basa basa… 
   On bir: “Ama bizim ayrı devletimiz, bayrağımız var” demeyin sakın bir daha! İşinize geldiğinde Toprak Tazmin Komisyonu mudur, Mal Tazmin Komisyonu mudur nedir o meseleyi neden yuttunuz? Sizin ayrı devletinizin bir kurumu mu o? Aha ne güzel çözüm üretiyor! 
   Kısacası sevgili dostlarım; “içimizi temizlemenin” de en birincil yolu; devlet demeseniz, devletimdir diye kabul etmeseniz bile (ki pasaportlar tümünüzün, en finonuzun bile cebinde yatıyor); Kıbrıs Cumhuriyeti’nin açacağı yollardan çıkış bulmaktan geçer.
   Bende daha çözüm modeli de var!
   Çok yazdım!
   KKTC’nin, Türkiye’nin 82’nci ili yapılmasına bir diyeceğim olmaz! Geçen gün bir misafir söylemiş bunu; “KKTC’yi ayrı gayrı görmüyoruz, Mardin gibi bir yer” demiş… Kızdınız! Niye kızıyorsunuz ki!
   Bu da bir çözüm modeli! Ama mümkünat olasılığı sıfır! 
   O zaman; içimizi nasıl temizleyeceğiz?
   İçimizi temizleyeceksek; “12” diyelim; siyasi partiler, seçim ve halkoylaması yasalarını temizleyin; Kabul ettim bile; başkanlık sistemi tercihimdir… 
   40 kişilik parlamento… Dışarıdan 10 teknokrat, bilen, uzman bakan… Seçilme derdi yok; delegeden tavşan alma ihtiyacı yok!
   KKTC buzluğa…
   “Kuzey Kıbrıs Türk Otoritesi” adı kullanılabilir… “Vaaay, devletimizi buzdolabına mı kapatacağız; Denktaş Bey (merhum) boşuna mı kurmuştu?”… Evet, boşuna kurdu! İşte gözünüzün önünde…
   Tanınmasını mı bekleyeceksiniz?
   Eğer buysa niyetiniz; ben yokum… Ya KKTC ya Kıbrıs Cumhuriyeti ikileminde bırakmayın insanınızı!
   Hade benim “Britanya İmparatorluğu” vatandaşlığım var… Ama geriye kalanımızın tercihi açıktır! Bilesiniz!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.