1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Orakcıoğlu’nun ailesi: “4 aydır adaletin yerini bulmasını bekliyoruz”
Orakcıoğlu’nun ailesi: “4 aydır adaletin yerini bulmasını bekliyoruz”

Orakcıoğlu’nun ailesi: “4 aydır adaletin yerini bulmasını bekliyoruz”

Ameliyat sonrası hayatını kaybeden Fikri Orakcıoğlu’nun ailesi ve sevenleri dün “Başka Fikrolar Ölmesin” diyerek Sağlık Bakanlığı önünde Eylem yaptı

A+A-

Dört ay geçti açıklama yok

Eniz ORAKCIOĞLU

Geçirdiği ameliyatın ardından  hayatını kaybeden Fikri Orakcıoğlu’nun ailesi ve sevenleri,  Sağlık Bakanlığının önünde  “Başka Fikro’lar ölmesin” sloganıyla eylem yaptı. Eyleme, Fikri Orakcıoğlu’nun ailesi ve sevenlerinin yanında Kamu-İş Başkanı Sami Dilek, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve Güzelyurt Milletvekili Menteş Gündüz de katıldı. Dilek, Elcil ve Gündüz eylemde  birer konuşma da yaptı. Eylemin sonunda Sağlık Bakanı Salih İzbul ve Müsteşar Ömer Gür’ün Bakanlıkta olmadığı öğrenilirken, eylemciler arasından 4 temsilcinin Bakanlık Özel Kalem Müdürü Süleyman Mert’in görüşe bileceği söylenildi. Aile sorularına cevapların bizzat Bakan tarafında verilmesi gerektiğini belirterek görüşmeyi reddetti. “Bakan Dışarı”, “Başka Fikrolar Ölmesin” diye sloganların atıldığı eylemde, göz yaşlar da vardı. Orakcıoğlu’nun sevenleri ve ailesi eylem boyunca gözyaşlarına hakim olamadı.

Dilek; “Adalet istiyoruz”

Kamu-İş Başkanı Sami Dilek, konuşmasının başında Orakçıoğlu ailesi, arkadaşları ve sevenleri adına söz aldığını belirterek, Sağlık Bakanlığının önüne iş, yemek veya torpil için gelmediklerine vurguladı. Dilek, “Biz Adalet İstiyoruz. Soruşturmanın yasal çerçevede, adilane, gerçekleri yansıtacak, şeffaf bir şekilde yürütülmesini istiyoruz” dedi.

“Soruşturma memuru engellendi mi?”

 Dilek, sözlerine şu şekilde devam etti; “En başta Sağlık Bakanlığı müsteşarı Ömer Gür, Özel Kalem Müdürü Süleyman Mert ve Yataklı Tedavi Kurumları Müdürü Katayan Kobat bizimle görüşmeyi kabul etti. Görüşmemizde bize hiç merak etmememizi, soruşturmanın dürüstçe, müdahale yapılmadan yapılacağının sözünü verdiler. Aynı gün Müsteşar Ömer Gür, bize gerekli soruşturmaları yaptıklarını, ihmallerin olduğunu daha bizim bilmediğimiz birçok bilgi de topladıklarını, soruşturma ile ilgili raporların ise çekmecesinde olduğunu belirtti. Ayrıca olayla ilgilenecek olan tarafsız bir soruşturma memuru atadıklarını, bu memurun bizlerle de görüşüp, bizlerden de ifade alacağını dile getirdi. Ancak bu memur bizlerle gelip görüşmedi. Şimdi bu noktada soruyoruz; acaba bu memur birileri tarafından engellendi mi?”

“Neden erken emekliliğini istedi?”

Dilek,  Fikri Orakcıoğlu’nun ameliyatını gerçekleştiren doktora da değinerek, “Bu olayda adı geçen doktorlardan biri olan Süleyman Köroğlu başka davalardan suçlu bulunmuş ve Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından görevine son verilmiştir. Kısa bir süre sonra da yine ilgili doktorlardan biri olan Turgut Küçük Erken Emeklilik istedi. Bu noktada da; Dr. Turgut Küçük’ün halen hastanede ileri tarihlerde yapması gereken ameliyatları varken neden erken emekliliğini istedi? Onu buna zorlayan kim veya kimlerdi? Sorularının da cevaplarını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

“Sözler lafta kaldı”

Ameliyatın yapıldığı Özel Başkent Hastanesini denetleyeceğiz sözlerinin lafta kaldığını da belirten Dilek, “Yine sorularımıza cevap arayarak geldiğimiz bu noktada, Hastanede basit bir ameliyatta hayatını kaybeden Fikri Orakcıoğlu’nun ölümü acaba bu hastanenin eksikliklerinden ve  yoğun bakımının olmadığından mı kaynaklandı? diye soruyoruz. Tabipler Birliği Başkanı’nın ve Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanının açıklamalarından da anlaşılabileceği gibi eğer bir denetim yapılsaydı, denetim kurulunda olan bu iki birlik ve birlik başkanlarının da haberi olacaktı. Bu suiistimaller kimi ve kimleri korumak için?” dedi.

“Neyi gizliyorsunuz?”

Dilek, sözlerine şu şekilde devam etti; “Olayın meydana gelmesinden bir buçuk, iki ay sonra Sağlık Bakanı soruşturma memuru bizi arayıp soruşturmanın tamamlandığını ve gidip dosyayı almamızı söyledi. Dosyayı almaya gittiğimizde ise bizi yanlışlıkla aradıklarını ve dosyayı polise teslim ettiklerini söylediler. Soruyoruz; mademki soruşturmayı tamamladınız sonuç ne? Neyi gizliyorsunuz? Hani şeffaf olacaktınız?.”

“Neden ilgilenilmiyor?”

Dilek, Sağlık Bakanlığının ailenin sorularına cevap vermesi gerektiğini vurgulayarak, “Soruşturma hakkında ailenin bilgi alması gerekir ve buna hakları da vardır? Kafalarda birçok sorular vardır. Bu sorulardan bazıları şöyle.  Şüpheli bir ölüm vakasında otopsi yapmak devletin görevi değil midir?  Ailenin  şokta olduğu bir anda otopsi yapılmasını ister misiniz, istemez misiniz? diye sormanız yine bir şüphe uyarısı değil mi? Biz haklılığımıza inandığımız için, tüm olaylar ve ihmaller gözümüzün önünde olduğu için geç te olsa otopsinin yapılmasını istedik, yapılan otopsi sonucu Türkiye’ye gönderildi. Bu sonucun en kısa zamanda gelmesini sağlamak Sağlık Bakanlığı’nın elinde iken, Sağlık Bakanlığı yine bir çalışma yapmıyor. Soruyoruz neden ilgilenilmiyor? En azından KKTC’de yapılan otopsinin sonuçları bizlerle paylaşılsın” dedi.

“İhmallerin ve hataların üzeri kapatılıyor”

Dilek, sözlerine şu şekilde devam etti; “Bakan İzbul Yeni Bakış gazetesine verdiği ropörtajda  Turgut Küçük ve Süleyman Köroğlu’nun artık kamuda çalışmadığını o yüzden de bu konu ile ilgili muhatabının olmadığını belirtti ve topu Tabipler Birliğine attı. Oysa Tabipler Birliği Başkanı Filiz Besim, Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanı Remzi Gardiyanoğlu ve hukukçularımız durumun böyle olmadığını, ister özel, ister kamu çalışanı olsun sağlık konusundaki tüm soruşturmanın ve yetkilerin Sağlık Bakanlığında olduğunu söylediler. Sayın İzbul yoksa siz sadece devlet hastanesindeki hekimlerin mi bakanısınız? Buradan anlaşılan ‘ihmallerin, hataların üzerini kapatmak ve olayın zamanla soğumasını beklemek’ ama yanılıyorsunuz.  Tabipler Birliği, Ombudsman, basın ve ilgili diğer kurumlar olayı tarafsız incelemeye çalışırken siyasi ve diğer yollarla önlerinin kesildiğini görüyor ve şaşırıyoruz.”

“Başka Fikrolar artık ölmesin”

Dilek konuşmasında, savcıyı ve polisi de göreve çağırarak, “Gözle görülecek şekilde suç teşkil edecek ciddi ihmalleri ve hataları bizler kendi araştırmalarımızda bile tespit edebildik. Siz yetkili ve bilirkişiler bunları daha göremediniz mi? Yoksa görmek mi istemiyorsunuz? Artık bir yaptırım gücü kullanmanız gerekmiyor mu? Layıkıyla görev yapan doktorlarınızın önünü açmak, kaybedilen güvenin geri kazanılmasını istemiyor musunuz? Eğer siz yaptırım gücünüzü kullanıp çürük elmaları temizlemezseniz bilin ki daha birçok kişiler ihmal ve hatalardan hayatını kaybedecektir. İhmaller ve hatalar kişiye bakmaksızın, kim olursa olsun cezasız kalmamalı. Başka Fikro’lar artık ölmesin. Biz davamızı sonuna kadar devam ettireceğiz. Fikri Orakcıoğlu seni asla unutmayacağız” diye konuştu.

Öcal; “4 aydır adaletin yerini bulmasını bekliyoruz”

Fikri Orakcıoğlu’nun yeğeni Aydan Öcal ise eylemde duygularını aktardı. Öcal şöyle konuştu: “Baflılar çok iyi bilir onu, Doğancı, Güzelyurt, Zümrütköy, Kalkanlı ve civar köylerde. 18 Eylül 2015’de paragöz kasaplar tarafından öldürüldüğünden bu yana tüm ada tanıdı Fikri Orakcıoğlu’nu, tüm ada duydu sesimizi ama bir siz önemsemediniz. Sayın Bakanım ya kabristanlıkta yatan sizin canınızdan biri olsaydı? Tabi ki siz kendi doktorlarınıza kendi canınızı emanet bile etmediniz. Sevdiklerinizi de emanet etmezdiniz. 4 ay oldu. Hade dayım özel hastanede ameliyat oldu, ya Mağusa Devlet Hastanesinde bir iğne yüzünden canından olan vatandaş? Yine sizin doktorlarınız. Yine umursamazlık, yine ihmal. 4 aydır adaletin yerini bulmasını bekliyoruz. Sözler değil, icraatlar bekliyoruz. Dayımın otopsi raporu ile ilgili bilgiye neden ulaşılmıyor, isteseniz hızlandırıp, sonlandırabileceğiniz halde”

“O zaman başka Fikrolar ölmez”

Öcal, sözlerine şöyle tamamladı; “Bizim bu çabamız dayımı yattığı yerden kaldırmaz veya tekrar nefes aldırmaz. Ancak; insan sağlığını para olarak gören paragözlerin mesleklerine son verilirse, diplomalar duvarda süs olarak kalmazsa, gerçek doktorlar meslekten bıktırılıp, istifa etmez veya Türkiye’ye geri dönmezse, sağlık hak ettiği seviyeye gelebilirse, cezasını çekmesi gerekenler cezasını çekerse işte o zaman başka Fikrolar da ölmez.”

Gündüz; “Şaibeler ortadan kalkmadan huzuru bulmaz”

Güzelyurt Milletvekili Menteş Gündüz de, Fikri Orakçıoğlu ile çocuk yaşlardan bu yana tanıştıklarını anlatarak, “Fikri Orakcıoğlu bugün yalnız Güzelyurt ve köylerinde değil, KKTC’de ilk defa futbol milli takımına çıkan biri. Ben bir milletvekili olarak  gerek hükümette bulunduğumuz dönemde gerek muhalefetteyken bizim bu halka verdiğimiz bir takım sözler vardı. Bu sözleri yerine getirebilmek için de İyi İdare Yasasını çıkardık, bu yasaya göre vatandaş en geç 1 ay içerisinde bilgi alabilecekti, kamunun hantallığı ortadan kalkacaktı ve çalışmayan, bu topluma hizmet vermeyen ise bu hükümetten gidecekti. Unutmayın bir cenaze ve bir cenaze yakını bütün şaibeler ortadan kalkmadan huzuru bulmaz” dedi.

“Bu işte bir terslik var”

Fikri Orakcıoğlu’nun kaybından 1 hafta önce kendi abisini kaybettiğini belirten Gündüz, “1 hafa sonra Fikri abiyle karşılaşıp konuştuğumuzda bir ufak operasyona gideceğini söylemişti. Ama gitti gelmedi. Neden gelmediğinin sorusuna 4 ay geçmesine rağmen biz hükümet edenler cevap veremiyorsak bu işte bir terslik vardır.  Empati yapıp kendimizi onların yerine koyarsak bu ailenin neler hissettiğini anlayabiliriz” şeklinde konuştu.

Elcil; “Orakcıoğlu bize yol gösteriyor”

KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil de, Fikri Orakcıoğlu’nu bir vatandaş olarak tanıdığını belirterek, “Ben Orakcıoğlu’nu bu ülkenin yetiştirdiği ender değerlerden biri olarak tanıyorum. Fikri Orakcıoğlu bugüne kadar birçok gencimize örnek oldu. Orakcıoğlu ailesinin başına gelen bu olaylar aslında hepimizin başına gelebilecek olaylardır. Bu açıdan Fikri Orakcıoğlu geçmişte olduğu gibi bize yine yol gösteriyor, önümüze bir kavga koyarak bu ülkedeki dürüst insanlarla, yalancıların, sahtekarların, topumun önünde olup toplumu aldatanların kimler olduğunu ortaya çıkarma görevi verdi. Bu açıdan bizim bu kavgaya sahip çıkmamız lazım. Bu kavga ülkemizde başka Fikri Orakcıoğlular ölmesin kavgasıdır. Bu ülke de insanımıza sahip çıkma kavgasıdır”  

“Susup kalmak bize yakışmaz”

Elcil, sözlerine şu tamamladı; “Bu ülkede her şeyimizi aldılar, paramızı aldılar, evimizi yurdumuzu aldılar, canımızı aldılar hala daha susmak bize yakışmaz. Bunun için hakkımızı aramaya ve hakkımızı sorgulamaya devam edeceğiz. Bu kavga hepimizin kavgasıdır. Buraya 100 kişi geldik ama bundan sonra daha kalabalık geleceğiz. Bu işi sorgulamaya, sahip çıkmaya, yapılan yanlışlıkları ve yanlış yapanları ortaya çıkarmaya devam edeceğiz. Susup kalmak bize yakışmaz.”


Kaynak: Yeni Bakış 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.