1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Oscar törenindeki ırkçılık…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Oscar törenindeki ırkçılık…

A+A-

Halkı saf bir ırka mensup olmadığı halde, ABD; ırkçılığın ve milliyetçiliğin en fazla sergilendiği ülkedir. Hollywood, çoğu zaman Pentagon’un etkin bir kurumu ve propaganda aracı olarak çalışır. ABD ideallerine, sembollerine ve öykülerine eğilen filmler, devletin büyük desteğini görür. Böyle olunca da siyasetin gölgesi sürekli olarak ABD yapımı filmlerin üzerinde dolaşır. 
   ABD’nin bu özelliği hafta başında gerçekleştirilen 85’inci Oscar ödülleri törenine bir kez daha yansıdı. O nedenle Oscar ödülleri dağıtımındaki mantığa, Amerika’nın içinden bile eleştiriler geldi. İran’da, ihtilalden sonra Humeyni rejimi tarafından Tahran’daki ABD büyükelçiliğinde kuşatma altında tutulan Amerikalıların CIA tarafından kaçırılarak güvenliğe ulaştırılmasını, İranlıları aşağılayarak irdeleyen “Argo”, en iyi film ödülüne layık görüldü. Eski CIA ajanı Tony Mendez’in sansasyonel serüvenini anlatan, aynı zamana baş roldeki aktör – yönetmen Ben Affleck’in imzasını taşıyan filmin dış sahneleri İstanbul’da çekildi. Amerikan milliyetçiliğini ve üstünlüğünü işleyen “Argo”, “en iyi uyarlama senaryo” ve “en iyi kurgu” ödüllerine de layık görüldü. Dahası, “Argo”nun ödüllendirildiğini, Beyaz Saray’dan törene bağlanan First Lady Michele Obama duyurdu. Filmi onurlandırmak adına daha ne yapılsın!..
   Bu filmin çekimine karşı başından beri tavır koyan İran, şimdi bir de ödüllendirilen yapımın, etki alanı içindeki coğrafyalarda gösterim salonu bulmaması için kampanya başlattı. Filmin çekimine kendi topraklarında izin veren Türkiye ise İranlılardan yoğun sitem almakta.
   Başta İngiliz “The Guardian” gazetesi olmak üzere, Batılı medya kurumları da filmin ırkçılığını eleştirdiler. Bu eleştirilerde, CIA kahraman gibi sunulurken, İranlıların çirkin, aşırı dinci, fanatik, cahil ve zombi görünüşlü olarak yansıtılmalarına tepki var.  
   Bir başka ırkçı tavır da, belgesel dalında yarışmacılar arasına giren Filistin yapımı “5 Broken Cameras” (5 Kırık Kamera) filmine konuldu. Oscar ödül törenine davetli olduğu halde, filmin Filistinli yapımcısı Emat Bumat, 20 Şubat’ta Los Angeles Havaalanına ailesiyle birlikte indiğinde, göçmenlik polisi tarafından ülkeye sokulmak istenmedi. Bumat, başına geleni bilgisayarıyla sosyal medyaya yansıtınca Hollywood’un ünlü belgeselcisi Michael Moore devreye girdi. Moore’un havaalanına giderek gürültü çıkarması ve medyayı ayağa kaldırması üzerine, ABD gümrük polisi Bumat’ı ve ailesini serbest bırakmak zorunda kaldı. Moore, gazetecilere kendine özgü kara esprilerinden birini daha yaparak şunları söyledi: “Emat, eşi ve 8 yaşındaki çocuğu ile birlikte havaalanından içeri alınmadı. Besbelli, göçmenlik ve gümrük yetkilileri bir Filistinlinin Oscar adayı olabileceğini anlayamadılar.”
    Favori belgesel filmler arasına girmeye layık görülen (5 Kırık Kamera) Filistin’in Batı Şeria bölgesinde, İsrail askerleri ile Filistin halkı arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Filistin askerlerinin film ekibine saldırıları sonucunda ekibin kamerası 5 kez kırıldığı için filmin adı da, ironik biçimde, buna göre belirlendi: “5 Kırık Kamera.” 
   Dünya çapında yankı yaratan bu havaalanı skandalına rağmen Filistinlilerin filminden yana tercih kullanılmadı. Birincilik ödülü, “Searching For Sugar Man”e gitti. 
   Çin asıllı, Hong Kong çıkışlı yönetmen Ang Lee’nin imzasını taşıyan “Pi’nin Yaşamı”nın yılın en iyi filmi seçilmesini bekleyenler de düş kırıklığına uğradı. Çünkü Oscar ödüllerinin jürisi onlar gibi düşünmedi… Tayvan’da çekilen “Pi’nin Yaşamı”, bir delikanlının vahşi bir leoparla ufak bir teknede tek başına seyahatini anlatmaktadır. Şimdiye dek toplam 4 ödülle Oscar ritüellerinin en fazla ödül kazanan sinemacısı olan Ang Lee, filmi birinciliğe layık görülmese de “en iyi yönetmen” ödülünü alabildi. 
   Amerikan iç savaşını bitirerek ülkesini yeni boyutlara taşıyan efsanevi ABD Başkanı Abraham Lincoln’ü, “Lincoln” adlı filmde canlandıran Daniel Day – Lewis’in “en iyi erkek oyuncu” seçilmesi ise kimseyi şaşırtmadı. Bu dalda üçüncü kez Oscar’a layık görülen Day – Lewis, böylece adını Oscar tarihine yazdırmış oldu. Day – Lewis, 1990’da “Benim Sol Ayağım” filmiyle ve 2007’de de “Kan Dökülecek” filmiyle aynı onurun sahibi olmuştu. Ben onun en çok “Son Mohikan”ını severim. Son Kıbrıslıları çağrıştıran temasından dolayı!..  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.