1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Osmanlı ordusu ve tarih yazıcılığı
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı ordusu ve tarih yazıcılığı

A+A-

On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar, tarih, edebiyatın bir dalı idi…  Arşive dayanarak, “nesnel” bir tarih yazılabileceğini ileri süren bir lise öğretmeni, sosyolojiden esinlenerek, bu disiplinin de “bilim” olabileceğini ileri sürdü. Yıllardan 1850; öğretmenin adı da Leopold von Ranke… Sonradan hazretin “bilimsellik” iddiasının kaynağı olan Venedik Arşivi’nin, Avrupa’nın en tarafgirane yazılmış arşivi olduğu meydana çıktığı.  Kendisinin asıl derdinin de Bismarck’ın Alman ulus devleti amacına hizmet etmek olduğu,  anlaşıldı!

Tarih’in bir bilim mi, sanat mı yoksa avadanlıklarını da kendisi ürettiği için “zenaat” mı olduğu, hâlâ tartışılır. Üniversitelerin tarih bölümlerinin kapatılıp, eskiden olduğu gibi yine edebiyat bölümünün içine alınması gerektiğini savunan düşünür bile, var günümüzde! Çünkü, aradan geçen yüzeliden çok yılda ortaya çıkan, “nesnel tarih” yazmanın, imkânsızlığından başka hiçbir şey, değildir. Tarih yazmak eğer geçmişi bugün yeniden canlandırmaksa, geçmişte yaşanan milyarlarca tarihsel olaydan, hangilerinin kendinden sonrasını belirleyen Tarihsel Olgular olduklarını seçmeden, tarih yazılamaz. Yazar, daha “olguları” seçerken, “taraf”tır çünkü! İncelenmeye değer bulduğunuz ve bulmadığınız tarihsel olgular, daha başlangıçta sizin tarafınızı belirler! Daha sonra girişeceğiniz “arşiv çalışması” nda karşınıza çıkacak “belgeler” in kendilerinin ne kadar nesnel oldukları da bir ayrı ciddi meseledir! Ciddi olarak Tarih Metodu okuyan herkes, bunları bilir…

Elime bir kitap geçti! Yüzbaşı Sarkis Torosyan’ın anıları! Çanakkaleden, Filistin Cephesi’ne!  Çanakkale’de bir Ermeni topçu yüzbaşı, savaşmış! O kadarla da kalmamış, bir gemi batırmış, bir tanesini yaralamış, bir de denizaltıyı yaralayıp, esir almış!  Kitabın başında Enver Paşa’nın kendisine verdiği madalyanın beratı yayınlanmış! Paşa yazıyor bunları… Ermeni’yi de “kahraman” ilân ediyor çünkü adam bu marifetleri yaparken, paşa da bir istimbotun içinde, savaş alanındaymış, gözü ile görmüş! Türk tarih yazımı, Yüzbaşı Torosyan’dan söz etmemek için, görev yaptığı 5. Topçu Alayı’ndan hiç bahsetmiyor! Oysa, önce boğaz girişindeki Ertuğrul Tabya’sının kumandanı! Burası tahrip edilince de Rumeli yakasındaki Hamidiye Tabya’sı, Serkis’in emrinde imiş… 5.Topçu Alayı, 4. Tabur Komutanı! Çanakkale’de bir de Asteğmen Kirkor Efendi var! Ailesinin tehcire tabi tutulması üzerine, bir dilekçe ile bakanlığa başvurduğu için adı geçiyor! Ayni dönemde Kudüs’te görev yapan bir başka Ermeni subay, Serkis Boğosyan da 1931’de Paris’te iki cilt halinde anılarını yayınlamıştır! 7. Ordu’da görev yapmış! 1918’de esir düşüyor! Kitabı yayına hazırlayan Ayhan Aktar’ dan öğrendiğimize göre, 1916’da Halep’te Yarbay rütbesi ile görev yapan, bir Ermeni subay vardır: Yarbay Bağdasar… Bu, sebep olmuş, eczacı Agop Arsenyan da askere alınıp, 8.Ordu’ya verilmiş! Agop  anılarında, esir düşünce götürüldüğü Mısır’daki kampta, toplam 45 Ermeni subay bulunduğunu yazıyor! Ya esir düşmeyenler kaç kişi?

Çanakkale’de 57. Alay doktoru iken ölen Yüzbaşı Dimitriyadis’i bilirdim… Çanakkale Şehitliği’nde yatıyor! Urumoğlu!  Ölmeden, emir erine vasiyet etmiş: “ Gâvur mavur diye, beni ayrı gömmeyin ha!” 2010’da birine battı, mezar taşını kaldırdılar… Peki, Çanakkale’de savaşıp, 1964’te  anılarını yayınlayan Kayseri’li Yedek Subay, Sokrat İncesu’yu ne yapalım?

Doksan yıldır, birileri hepimizle çok fena halde dalgasını geçiyor! İstediğini görüyor, istemediğini, görmüyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.