1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Osmanov’un ölümü sorgulanıyor
Osmanov’un ölümü sorgulanıyor

Osmanov’un ölümü sorgulanıyor

Mehmet Vechi’nin intihar ederek hayatını kaybetmesinin ardından, geçtiğimiz gün benzer bir olayın Mağusa Polis Müdürlüğü’nde gerçekleşmesi, polisin güvenlik önlemlerinin yine ciddi şekilde sorgulanmasına neden oldu

A+A-

Ahmet Vamık

Kazakistan uyruklu 22 yaşındaki zanlı Imran Osmanov’un geçtiğimiz gün “Soygun” suçundan dolayı tutuklu bulunduğu Mağusa Polis Müdürlüğü hücrelerinde hayatını kaybetmesi akıllarda soru işaretleri bıraktı. Polis Basın Subaylığı tarafından yapılan otopsi sonucu Osmanov’un ölüm nedeninin asılma olduğu açıklanırken, konuyla ilgili olarak ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.

Detay Gazetesi’ne konuyla ilgili olarak açıklama yapan ülkemiz avukatlarından Boysan Boyra, Barış Mamalı ve Şefik Aşçıoğulları’nın ortak görüşü ise, polis gözetimi altında tutuklu bulunan bir kişinin her türlü can ve mal güvenliğinin polisin güvencesi altında olduğu, polisin yeteri kadar şeffaf olmadığı ve yaşanan bu üzücü olayın polisi zan altında bıraktığı yönünde bulunuyor.

Güvenlik önlemi açısından polis hücrelerinin 24 saat kamera sistemiyle gözetim altında tutulabileceğini de belirten avukatlar, istenmeyen olayların yaşanmaması ve yaşanabilecek olayların önüne geçebilmek için her türlü önlemin alınabileceğine dikkat çektiler. Avukatlar ayrıca, polisi zan altında bırakacak olayların önüne geçmek için polis sorgularının da kamera aracığıyla görsel ve işitsel olarak kayıt altına alınması gerektiğini ifade ettiler.

AVUKAT BARIŞ MAMALI, “AİLENİN CİDDİ ŞÜPHELERİ VAR”

Hayatını kaybeden Imran Osmanov’un ailesinin olayın takipçisi olması için kendisine başvurduğunu belirten Avukat Barış Mamalı “Polis karakollarında yaşanan dramlar bir türlü bitmek bilmemektedir. Son yaşanan tutukluluk altındaki ölüm olayı ile tutuklama, gözaltına alma, sorgu ve soruşturma sisteminin köhneliği bir kez daha kendini göstermiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde tutuklama anından itibaren kişilere zorunlu avukat tayini yapılmakta, yakınlarına derhal haber verilmektedir. Ayrıca karakollara donatılan kameralar ile de burada yaşananlar kayıt altına alınmaktadır. Tüm bunlar doğal bir denetim sağlamakta, özellikle gözaltına alınan kişilerin hukuki güvenlikleri ve vücut bütünlüğüne yönelik emniyeti de ister istemez tesis etmektedir. Ülkemizde ise halen bunlar yapılmamaktadır. O yüzden tutukluluk hallerinde zanlıların karakolda ne ile karşılaştıkları, onlara nasıl davranıldığı konusunda hiçbir şeffaflık yoktur. Bu genç çocuğu kimse geri getiremez. Ortada bir kasıt mı var, yoksa ihmal mi kesin olarak bilmiyoruz ama kesin olan tek şey var o da yine polis gözetiminde kuşkularla dolu yeni bir ölümün gerçekleşmiş olduğudur. Maktulün ablası dün ofisime geldi ve bana yetki vererek, bu ölüm olayının takipçisi olmamı istedi. Kardeşinin kesinlikle intihar edecek bir yapıda olmadığını, bunun altında mutlaka başka şeyler olduğu hususunda çok ciddi şüpheleri olduğunu, her açıdan bu yaşananların takipçisi olacaklarını beyan etti. Abla Irada Osmanov, çok acı bir şekilde kardeşinin öldüğünü internetten öğrendi. Polisin ne kardeşini tutukladığında, ne de öldüğünde kendisine ve ailesine hiç haber vermediklerini, karakola gittiğinde ise hiç kimsenin kendisiyle konuşmadığını, izahat vermediğini, bunun üzerine sinir krizi geçirip bağırmaya başladığını bana anlattı. Abla Osmanov, ortaya atılan kardeşinin “namaz kılma” olayını da inandırıcı bulmadı. Çünkü kardeşinin yıllardır namaz kılmadığını, sadece bazı zamanlar annesinin ısrarı üzerine ve onu üzmemek adına Cuma namazına gittiğini, o yüzden sabahın köründe sırf namaz kılmak istemesinin inandırıcı olmadığını da aktardı. Ortada en hafif tabirle de olsa ihmal nedeniyle bir ölüme sebebiyet verme vardır. Bu açıdan aile ilgili tüm polisler hakkında şikayetçidir ve suçlu olan herkesin yargılanmasını istemektedir. Bu konuda gerekli şikayet başvurusunu bugün 11.30’da Başsavcılık makamına sunacağız. İnsanlık ve insan hayatının önemi adına ısrarla bu ölüm olayının aydınlanması için uğraşacağız. Polis Örgütü’nün yeniden yapılanması, sivilleşmesi, denetlenebilir hale gelmesi ve hepsinden önemlisi şeffaflaşması adına bunu yapmalıyız” açıklamasında bulundu.

AVUKAT BOYSAN BOYRA, “POLİS ŞEFFAF DEĞİL”

Konuyla ilgili olarak görüşüne başvurduğumuz Avukat Boysan Boyra, “Bana göre bu ölüm olayında polis sorumludur. Öncelikle polisin bu intihar olayının gerçekleşmemesi için gereken tüm önlemleri alıp almadığı soruşturulmalıdır. Eğer gereken tüm önlemler alındıysa ve buna rağmen bu intihar olayı gerçekleşiyorsa polis bu olayın sorumluluğunu üstlenmelidir. İhtimaller üzerine konuşmamız gerekirse, geçmişte polis sorgusu esnasında darp olaylarının gerçekleştiği, tutuklu bulunan kişilere hakaret ve tehdit içerikli söylemlerin yapıldığı birçok kez ortaya çıkmıştır. Bu intihar olayının öncesinde de şahısın ne zaman sorgulandığı, darp veya sözlü şiddete maruz kalıp kalmadığını bilemeyiz. Hücrede görevli polis memuru bir an olsun gözetimini bırakmamalıdır. Polisin bu konularda şeffaf olması gereklidir. Fakat geçmişte de yaşanan hiçbir olayda polisimiz şeffaf olmamıştır. Toplumu aydınlatıcı hiçbir açıklama yapılmıyor. Bu ölüm şüpheli bir ölümdür. Otopsi raporu ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır. Bu yaşanan ölümün arkasında soru işareti bırakmaması için polis ayrıntılı bir şekilde kamuoyunu aydınlatmalıdır yoksa polis teşkilatı için bu olay bir kara leke olacak. Bu olay basit bir intihar olayı olarak adlandırılıp dosyası rafa kaldırılmamalıdır” dedi.

GEÇMİŞTE DEVLET MAHKEME TARAFINDAN MAHKUM EDİLDİ

2007 yılında Lefkoşa Merkezi Cezaevinde tutuklu bulunan 34 yaşındaki Davut Yavuz’un tutuklu bulunduğu hücrede kendini yakarak hayatını kaybetmesinin ardından ailesi tarafından açılan dava sonucu geçtiğimiz yıl mahkemenin cezaevi görevlilerinin ihmali bulunduğuna karar verdiğini ve İçişleri Bakanlığı’nı tazminat ödemeye mahkum ettiğini hatırlatan Boysan Boyra, bu davanın yaşanan bu üzücü olayda emsal niteliği taşıdığını ifade etti.

ŞEFİK AŞÇIOĞULLARI, “POLİSİN SORUMLULUKLARINI KUSURSUZ OLARAK YERİNE GETİRİP GETİRİLMEDİĞİ SORGULANMALIDIR”

“Polisin gözetimi altında tutuklu bulunan bir kimsenin bu şekilde intihar etmesi kafada birçok soru işareti yaratır. Bu konuda yasal düzenlemelerde vardır. Poliste gözaltında bulunan birisinin can güvenliği polisin güvencesi altındadır. Bu yaşanan olay her türlü istismara açık bir olaydır. Polisin tutukladığı kişiyi doktor kontrolünden geçirip geçirmediği, doktor kontrolünden geçirildiyse sadece fiziksel muayenemi yoksa ruhsal olarak ta muayene edilip edilmediği açıklanmalıdır. Psikolojik rahatsızlığı bulunan bir kimsenin gerekli muayene yapılmadan hücreye konulması halinde kendi kendine zarar vermeyeceğini garanti edemeyiz. Polisin esas yükümlülüğü yargı süreci yaşanırken, polis hücresinde tutuklu bulunan kişinin can güvenliği sağlamak ve hayati ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kişiyi hürriyetini bağlayıcı şekilde tutsak etmek polisin ikinci görevidir. Polisin bu olayda kusursuz sorumluluğu vardır. Bu olay basit bir intihar vakası değildir. Polis kamuoyunu bu olayla ilgili olarak açık bir şekilde aydınlatmadığı takdirde bu olaya kesin intihardır diyemeyiz. Örneğin trafik kazalarında can kaybı yaşanan olaylarda zanlıların can güvenliği açısından tutuklu bulunması gerektiğini bizde savunmaktayız ama demek ki polis nezarethanelerinde de can güvenliği yok. Tutuklanan kişi mutlaka sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak ta mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmelidir. Burada sorgulanması gereken bu kişi gerekli sağlık kontrolünden geçirildi mi? Talihsiz bir olay yaşandı ve bu olay kafalarda soru işareti yaratmaktadır. Eğer ki kusursuz sorumluluktan bahsediyorsak, polisin kusursuz olarak sorumluluklarını yerine getirip getirmediği açıklanmalıdır” dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.