Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Oyun…

A+A-

Bir tıkırtı duydum.

Baktım gecenin derinliklerine…

Su içinden gelen bir koşma sesiydi.

Durdum.

Birileri bu tarafa geliyor, dedim…

Sessizce bekledim.

Koşma sesleri yaklaştı.

Tedirgin oldum.

Ağacın altına saklandım.

Yaklaştı…

Biraz daha geldi.

Kalbim çarptı.

Tedirgin oldum.

Görünmeyen tehlike her zaman tedirgin eder…

Korku filmleri geldi aklıma.

Hep gece, hep karanlıkta geçer macera.

Tam film bitecek, güneşi doğurturlar.

Etraf aydınlanır.

Korku biter, sen rahatlarsın.

Bilinmezlerle mücadele zordur bu yüzden.

Bilinmezlere en yakın örnek günümüzün modası IŞİD.

İstanbul karıştı sırf IŞİD kafa kesiyor, bölgeyi işgal ediyor diye.

Müdahale gerekir, diyorlar.

Ki insanlar öldürülmesin.

Çıbanbaşı büyümeden kopartıp atmalıymışız…

Oysa çıbanbaşı dedikleri IŞİD o coğrafyada yaşayan sefil insanlardı.

Sefil insanlar silahı, parayı, toplantı yapacakları bölgeyi nasıl yarattılar, diye sormalı önce.

Tehlikeyi sezersen tehlike gelmeden savarsın.

Ebola virüsü bir tehlike…

Geleceği yer belli.

Kıbrıs gibi ada ülkesine ya gemiyle ya uçakla gelebilir.

Havadan damlacık şeklinde asılıp, leylekler gibi binlerce kilometre gidemez ya…

Uçaklarda, gemilerde işi sağlam tutarsan, ülkeye ne Ebola, ne kolera, ne de bugüne kadar başarılı olduğumuz kuduz gelir.

Kuduz diğer ülkelerde yaygın bulunur.

Bazen bir mahalleye afiş asarlar…

Geçerken denk geldiğim çok oldu İstanbul’un bazı semtlerinde.

Fakat bizde yok öyle şeyler.

Köpeklerimiz temiz…

Şimdilik elbet.

Çünkü kevgire dönmüş limanlarda kuduz köpek bile geçer de ruhumuz sezmeyebilir.

Bu durumda kendini güvende sanan güneydeki ahbaplarımızın da uykuları kaçacaktır.

Her neyse…

Ses iyice yaklaşınca karaltılar da belirginleşmeye başladı.

Baktım üç adet köpek dere içinde oynaya oynaya bana doğru geliyorlar.

Ne yapmalıyım, diye düşündüm.

Ya kuduzlarsa…

Oturup beklemek de canımı sıktı.

En nihayet baskın basanındır dedim fırladım.

Bağırdım.

Üçü de dere yatağından çıktılar…

Bana bakmadan ters istikamete kaçtılar.

Onlar da görmedikleri tehlikeden kaçmışlardı…

Eroğlu yine bildik cümleyi kendi keşfetmiş gibi söyledi…

 “Bu oyun tek başına oynanmaz…”

Görünmeyen tehlike bu…

Yıllarca umutla baktığımız görüşmeler meğer bir oyunmuş.

Bu oyun nasıl bir oyun?

Gecenin karanlığında göremediğimiz mi yoksa göz göre göre üstümüze doğru gelen tehlikeli bir oyun mu?

Hangisi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.