1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Özersay: "Kıbrıs adasının önemi arttı”
Özersay: "Kıbrıs adasının önemi arttı”

Özersay: "Kıbrıs adasının önemi arttı”

ABD’nin Kıbrıs Rum kesimine silah ambargosunu kaldırarak, silah satışını serbest bırakması, Rum yönetiminin silahlanma faaliyetlerini yeniden gündeme getirdi.

A+A-

Züleyha Karaman

Kıbrıs Rum yönetimi, içinde olduğu ağır ekonomik krize rağmen savunma bütçesini hiç kısmadığı gibi, silahlanmayı artırarak sürdürüyor.

Kıbrıs müzakerelerinde sıkça garantörlüğün kaldırılmasını dillendiren ve adanın askersizleştirilmesini savunan Rum yönetimi, diğer taraftan, Avrupa Birliği fonlarını da kullanarak, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) modernizasyonunu ve silah sisteminin geliştirilmesini de aksatmadan yürütüyor.

Rum yönetiminin, ABD’nin, Kıbrıs Rum kesimine silah ambargosunu kaldırma kararının ardından, yeni silah sitemleri alması bekleniyor.

ABD’nin Kıbrıs Rum yönetimine silah satışını serbest bırakan kararı onaylaması ise Kıbrıs Türk tarafında kaygıyla karşılandı.

Kararı Halkın Sesi’ne değerlendiren DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Kudret Özersay, dünyada yaşanan son gelişmelerin, Kıbrıs adasını da içerecek şekilde, dengelerin yeniden şekillenmekte olduğunu gösterdiğine işaret etti.

Bu yeni durumda Kıbrıs’taki üslerin de genel anlamda Kıbrıs adasının da öneminin arttığına vurgu yapan Özersay, “Ancak bunun illa ki bir çözümle ilişkilendirildiğini söylemek mümkün değil. Yani çözümsüzlüğü barındıran statüko uluslararası aktörlerden bazılarını çok da fazla rahatsız etmediği gibi, son günlerde iyice değere bindi! Müzakereler yoğunlaştırılmışken ve gelecek yıla çözümden bahsedilirken ABD’nin çıkıp güney Kıbrıs’a silah ambargosunu kaldıracağını söylemesi bir yandan statükonun değişmesi ile pek de ilgilenmiyor olabileceğini diğer yandansa İsrail ile yakınlaşan Güney Kıbrıs’ı desteklemek istemesini düşündürüyor” dedi.

ABD’nin Rumlara silah satışını serbest bırakan kararı, Rumların hiç aksatmadan sürdürdüğü silahlanma faaliyetlerini de yeniden gündeme taşıdı. Halkın Sesi, Rum basın kaynaklarından derlediği verilerle, Rumların son yıllardaki silahlanma faaliyetlerini mercek altına aldı.

EKONOMİK KRİZ SİLAHLAMAYI ETKİLEMEDİ

Son yıllarda yaşanan ağır ekonomik krize rağmen Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) silahlanma ve modernizasyon faaliyetlerinin seviyesini düşürmeyen Kıbrıs Rum yönetimi, aksine son yıllarda RMMO’nun daha esnek, yüksek hareket kabiliyeti ve ateş gücüne sahip bir düzeye çıkarılması için silahlanma ve yeniden organizasyon faaliyetlerine hız verdi.

Kıbrıs’ta çözüm müzakereleri devam ederken ve Rum siyasetçilerin ağız birliği etmişçesine Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin, Kıbrıs sorununun çözümü için bir “fırsat penceresi” olarak sıkça dile getirildiği şu günlerde Rum yönetiminin RMMO’yu silahlandırması bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Rum yönetiminin diğer bakanlık bütçelerinden de kısıtlama yaparak, savunma harcamalarını artırmaya çalıştığı ve silahlanma gayretlerine kesintisiz devam ettiği bir ortamda, bazı çevrelerin bütün bu gerçekleri göz ardı ederek, Türkiye Cumhuriyeti tarafından hibe olarak karşılanan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın (GKK) bütçesinin kamusal alanlarda kullanılmasını önermesi ve hatta GKK’nın kaldırılmasını talep etmesi de ayrıca düşündürücü.

3 AŞAMADA MODERN RMMO

Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde tüm samimi gayretini ortaya koyarken, Rum yönetimi daha çok, RMMO’yu üç aşamada yeniden yapılandırma planıyla meşgul oluyor. Bu projenin ilk ayağını yeni teşkilat yapısı, ikinci ayağını “silahlanma programı” ve yeni teknolojilerin değerlendirmesi, üçüncü ayağını ise profesyonel askerliğe geçiş süreci oluşturuyor.

DİĞERLERİNDEN KESİLDİ, SAVUNMA BAKANLIĞI BÜTÇESİ ARTIRILDI

RMMO’nun güçlendirilmesine yönelik nelerin yapıldığı veya yapılacağını görmek için Rum yönetim Savuna Bakanlığı’nın son yıllardaki bütçesine bakmak yeterli. Savunma Bakanlığı’nın 2014 ve 2015 yılarında ortalama 319 milyon Euro olan bütçesi, 2016’ için yaklaşık 320 milyon Euro olarak belirlendi.

Rum yönetiminin, yaşanan ekonomik krize rağmen geçmiş yıllarda olduğu gibi savunma harcamalarında bir kısıntıya gitmediği,  aksine bu yıl bütçe miktarının kısmen olsa da arttığı açık bir şekilde görülüyor.

Rum Savunma Bakanı Fokaidis, Rum basınına yansıyan açıklamasında, profesyonel askerlik yapısının hayata geçirilmesi için ek bütçeye ihtiyaç duyulduğunu ve RMMO’nun yeniden yapılanmasının onaylanması halinde bütçenin önümüzdeki yıllarda daha yüksek seviyelere çekilmesinin şart olduğunu söylemişti.

RMMO’nun modernizasyonu çerçevesinde silah ve teçhizat alımı için 2014 ve 2015 yıllarında ortalama 70 milyon Euro civarında kaynak ayrıldı. Rum yönetimi diğer bakanlıkların bütçesinden yaptığı kesintileri RMMO’nun güçlenmesi için sarf etti.

Silahlanma için ekonomik krizi takmayan Rum tarafı ne pahasına olursa olsun silahlanmaya devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Bunun yanına geçen yıl AB DIŞ Sınırlar Fonu’ndan gemi alımı için Rum yönetimine 12 milyon Euro kaynak tahsis edildi. Bu durumda Rum yönetimi Savunma Bakanlığı bütçesine, görünenden daha büyük bir kaynak ayırmakta, bunun bir kısmı da AB fonlarından karşılamaya çalışılıyor.

RMMO’nun son yıllardaki silahlanma faaliyetlerine bakıldığında, Rum yönetimi Akdeniz’deki yasadışı göçün önlenmesi ve sözde Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) korunması gerekçesiyle arama-kurtarma faaliyetleri adı altında AB fonlarından da yararlanarak, özelikle hava ve deniz birliklerini geliştirmeye gayret gösteriyor. Bu kapsamda Rum Tarım Bakanlığına ait Ammohostos “Mağusa” isimli gemi 2014 yılında Deniz Birlik Komutanlığı’na devredildi. İsrail’den alınması düşünülen, ancak kaynak yetersizliği nedeniyle iptal edilen 2 adet açık deniz gemi alımının AB fonlarından sağlanan kaynakla alınması da tekrar gündeme getirildi.

SAVAŞ GEMİLERİ, İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI

Rum yönetiminin Umman Sultanlığı ile 2013 yılında yaptığı anlaşma gereği bu ülkeden bir geminin hibe edilmesi çalışması halen devam ediyor.

Ayrıca ABD’den iki açık karakol gemisinin Rum yönetimine hibe yoluyla verileceği belirtiliyor. Ayrıca görünürde, Larnaka’da bulunan Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi’ne, arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılmak üzere AB’den sağlanan fonlar vasıtasıyla, insansız hava aracı, devriye botu, mobil ve sabit gözetleme cihazları, termal kamera, mobil radar, uydu takip sistemleri vb araç ve cihazlar alınmakta, gerçekte ise, alınan bu teçhizatla RMMO’ya yeni yetenekler kazandırılıyor. Bütün bu çalışmalarla birlikte RMMO’nun elinde bulunan tank ve zırhlı araçların modernizasyon çalışmaları da halen devam ediyor.

Rum Yönetimi Adalet ve Kamu Düzeni Bakan Ioannis Nikolau, AB ödeneklerini kullanarak RMMO’ya büyük boyutta gemiler satın alacaklarını ve bağımsız bir sahil güvenlik birimi ve donanma kurulmasına yönelik bir çalışma yürüttüklerini açıklamıştı. Savuna Bakanı Hristoforos Fokaidis, “Aziz Mihalil yortusu nedeniyle Andreas Papandreu Askeri havaalanında düzenlenen törende yaptığı konuşmada ise, hava ve deniz kuvvetlerinin güçlendirilmesi için yoğun çaba harcadıklarını ifade ederek, hava kuvvetlerini güçlendirme sözü vermiş bu amaçla sessiz ve sistematik bir şekilde çalıştıklarını söylemişti.

TOROS İPTAL EDİLDİ, RMMO, ÇOK SAYIDA ÜLKEYLE 35 TATBİKAT YAPTI

KKTC, Rum-Yunan ikilisinin ortaklaşa düzenlediği Nikiforos tatbikatına karşı Türkiye ile ortak icra ettiği Toros Tatbikatını, 2015 yılında da müzakere sürecinde yapıcı tutumunun bir göstergesi olarak düzenlememe karar aldı.

Ancak RMMO tarafından yıllık ortalama 3-4 büyük, 30-35 orta ve küçük çaplı tatbikat icra ediliyor.

Bunun yanında son 3 yıl içinde Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi tarafından 32’si uluslararası olmak üzere toplam 40 tatbikat düzenlendi.

2015 yılı içinde yapılan tatbikatlara bakıldığında, Rum yönetiminin, İsrail, ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, Mısır, İtalya, Belçika, Hollanda, Avusturya, Kanada, Yunanistan ve Ürdün ile 25 uluslararası tatbikat icra ettiği görülüyor. Özellikle 5-10 Kasım 2015 tarihleri arasında İsrail ile ortak yapılan Onisilos-Gedeon 2015 isimli tatbikata İsrail’den 26 savaş uçağının katılması dikkatleri çekti. RMMO bu tatbikatların yanı sıra eğitim, atış ve seferberlik faaliyetlerini  de herhangi bir kısıtlama ve azaltmaya gitmeden sürdürüyor.

90 BİN RUM MİLİS HAZIR

RMMO, yedek personel olarak adlandırılan milis kuvvetlerinin sayısını da azaltmadı. Halen 80-90 bin civarında milis gücü bulunuyor.

Ayrıca, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın başta Akıncılar koridoru olmak üzere, hudut hattı boyunca mayın tarlalarının kaldırılmasını teklif etmesine rağmen, Rum yönetimi, anti-tank mayınlarının kaldırılmamasındaki ısrarcı tutumunu hala sürdürüyor.

ABD’DEN SİLAH TALEBİ, 9 ÜLKEYLE ASKERİ ANLAŞMA

Rum yönetimi bir yandan Kıbrıs sorunun çözümü için KKTC ile müzakereleri sürdürürken, diğer yandan Yunanistan, İsrail, Rusya, Çin, Mısır, Avusturya, Polonya, Lüksemburg ve Ermenistan ile yeni askeri işbirliği anlaşmaları  imzaladı. ABD’den silah ambargosunun kaldırmasını talep etti, ki ABD ambargoyu önceki gün kaldırdı.

Rum yönetimi, kendisini sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin meşru hükümeti olarak, “egemenliklerinin” sadece tüm Kıbrıs adasında değil, adanın kara suları ve hava sahasında da geçerli olduğu iddiasıyla, sözde insancıl amaçları öne sürerek ve arama kurtarma faaliyetlerini de kullanarak, RMMO’nun modernizasyonuna ve silahlanma faaliyetlerine devam ediyor.

Bu faaliyetlerinde özellikle AB fonlarını da kullanmaya gayret gösteren Rum yönetimi, silahlanma faaliyetlerine AB’yi de alet ediyor. Kıbrıs’ta çözüm isteyen AB ülkeleri de bu gerçeği görmezden geliyor. Ortak tatbikatlara ve yapılan askeri anlaşmalara bakıldığında, Rum yönetimi, “düşmanımın düşmanı dostumdur” düşüncesinden hareket ederek, Türkiye ve KKTC ile ilişkileri iyi olmayan Yunanistan, İsrail, Mısır ve Ermenistan gibi ülkelerle birlikte hareket ederek, KKTCve Türkiye’yi uluslararası platformlarda güç duruma düşürmek için her türlü fırsatı değerlendiriyor.

ÖZERSAY: “BİRİLERİ İÇİN STATÜKONUN DEĞERİ ARTTI”

ABD’nin Kıbrıs Rum tarafına uyguladığı silah ambargosunu kaldırmasını Halkın Sesi’ne değerlendiren DAÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Kudret Özersay, “Dünyada yaşanan son gelişmeler, Kıbrıs adasını da içerecek şekilde dengelerin yeniden şekillenmekte olduğunu gösteriyor. Bu yeni durumda Kıbrıs’taki üslerin de genel anlamda Kıbrıs adasının da önemi arttı” dedi.

Bunun illa ki bir çözümle ilişkilendirildiğini söylememin mümkün olmadığını ifade eden Özersay, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yani çözümsüzlüğü barındıran statüko uluslararası aktörlerden bazılarını çok da fazla rahatsız etmediği gibi, son günlerde iyice değere bindi! Müzakereler yoğunlaştırılmışken ve gelecek yıla çözümden bahsedilirken, ABD’nin çıkıp Güney Kıbrıs’a silah ambargosunu kaldıracağını söylemesi bir yandan statükonun değişmesi ile pek de ilgilenmiyor olabileceğini diğer yandansa İsrail ile yakınlaşan Güney Kıbrıs’ı desteklemek istemesini düşündürüyor.

Bazı uluslararası aktörler için mevcut statüko, gerek sağladığı göreceli istikrar gerekse kullanımı mümkün olan askeri üsler nedeniyle bu dönemde daha bir değerlendi diye düşünüyorum. Değişen dünya dengeleri neticesinde buralardan adeta bir fay hattı geçiyor. Soğuk savaş ertesinde önce Gürcistan daha sonra da Ukrayna ve daha başka bölgelerde dünyada sarsılan dengeleri yeniden yerine oturtmaya çalışan Rusya Federasyonu’nun Suriye’ye girmesi, yani nüfuzunu güneye  yayması genel anlamda Batı, özelde de ABD açısından Kıbrıs’ı daha değerli bir konuma soktu. Ancak bu değer artışı, çözümü zorunlu kılan bir durumdan ziyade mevcut statükodaki değer artışı şeklinde karşımıza çıkıyor. ABD’nin silah ambargosunu kaldırmasını bu temelde değerlendiriyorum.

Geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı’nın yakında gerçekleşecek ziyareti konusunda yapılan resmi açıklamada yer alan ifadeler son derece önemlidir. Satır aralarını dikkatle okursak orada şu söyleniyor. Sayın Kerry’nin asıl ziyaret amacı ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ile ikili ilişkiler (yani ABD-Güney Kıbrıs ilişkileri) ve bölgesel stratejik gelişmeleri ele almaktır. Bir de bu iki hususun dışında, adeta ‘gelmişken’ ‘iki lider ile’ Kıbrıs müzakere sürecini teşvik etmek. Evet ifadeler bu şekilde. Şimdi olağan olarak askersizleştirme içerecek olan bir çözümü taraflar müzakere ederken, müzakereler yoğunlaştırılmışken ve gelecek yıla çözümden bahsederken ABD’nin çıkıp silah ambargosunu kaldıracağını söylemesi bir yandan statükonun değişmesi ile pek de ilgilenmiyor olabileceğini diğer yandansa İsrail ile yakınlaşan Güney Kıbrıs’ı desteklemek istemesini düşündürüyor.” 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.