1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Özgürgün: “Böyle şartlarda bir anlaşma yaparsak Kıbrıs’ta çatışma çıkar”
Özgürgün: “Böyle şartlarda bir anlaşma yaparsak Kıbrıs’ta çatışma çıkar”

Özgürgün: “Böyle şartlarda bir anlaşma yaparsak Kıbrıs’ta çatışma çıkar”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Ada TV ‘de Ada Raporu Programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

A+A-

Özgürgün, Kurultayın ardından UBP’nin durumunu, liderler görüşmesini, hükümet ortağıyla yaşadıklarını ve su krizini değerlendirdi. Özgürgün, partide çalkantı yaşanmadığını, daha da gençleştiğini vurguladı. Hükümette olmanın zorluklarının olduğunu söyleyen Özgürgün, partisel çıkarları düşünmediklerini ve her zaman halkın yanında olduklarını kaydetti. 

Hükümetin devamı isteniyorsa mekanizmanın daha iyi çalışması gerektiğini vurgulayan Özgürgün, ”39 Milletvekiliyle ve nerdeyse %75 tabana sahip bir hükümet her şeyi yapabilir. Suyun bu şekle gelmesi bile bizim ayıbımız” dedi. Türkiye’nin Kıbrıs Politikasına da değinen Özgürgün , “Türkiye bizden elini çekerse gidişat daha kötüye gider” dedi . 

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün yaptığı açıklamalardan öne çıkan detaylar şöyle: 

“PARTİ GENÇLEŞTİ” 

“Üye yapımıza baktığımız zaman çok büyük bir değişim oldu. Dağılıma baktığımız zaman 3’te 1’i 35 yaşının altında olan gençlerden 3’te 1’i kadınlardan 3’te 1’i de genel olarak bunların dışında olan genel seçmenlerden oluşuyor. Bugün UBP’de Genel Başkan dahil bütün kurulların seçiminde söz sahibi olan 3’te 1 25 yaşının altında gençler var,3’te 1 kadınlar var dediğim gibi daha genel seçmen yapısı var bunların dışında kalan seçmenler” 

“HALKIN YARARINA YAPILMASI GEREKEN İŞLERİ ÖNE ALDIK” 

“Tabi ki hükümet olmanın zorlukları var. Özellikle UBP gibi KKTC’ni kuran , Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle var olunacağını düşünen ,devleti her zaman en önde tutan bir parti olarak mutlaka .. Biz çok ciddi bir sorumlulukla bakıyoruz hükümet işine . Ülkesel çıkar ve KKTC’nin içinde bulunduğu sorunlarıyla değerlendirdiğinde UBP elini taşın altına koyma gereğini hissetti. Partisel çıkarı da bir kenara attı. UBP olarak partisel meseleleri geride bıraktık. Halkın yararına yapılması gereken işleri öne aldık.” 

“HÜKÜMETİN DEVAMI İSTENİYORSA MEKANİZMANIN DAHA İYİ ÇALIŞMASI GEREKİYOR” 

“Hükümetin devamı isteniyorsa mekanizmanın daha iyi çalışması gerekir. Benim genel başkan olarak hükümet dışında olmam dolayısıyla da konu bana gelene kadar bitmiş oluyor. Sayın Talat ve ben hükümette olsaydık belki de hiç böyle bir şey yaşanmazdı. Bizim partiyi yönetme gibi bir çok işimiz var.” 

“39 MİLLETVEKİLİYLE NEREDEYSE YÜZDE 75 TABANA SAHİP BİR HÜKÜMET HER ŞEYİ YAPABİLİR” 

“39 Milletvekiliyle ve nerdeyse %75 tabana sahip bir Hükümet, halkın çıkarlarını düşünerek koalisyon kurdu. İki partiyi partisel çıkarlardan önce ülke ve halk çıkarlarını düşünerek bu koalisyonu kurdu dedirtmek lazım. Bizim bakışımız bu.. Ortağımızın da bu anlamda düşündüğünü düşünüyorum öyle olması lazım . Biz hep iyi tarafından düşünüyoruz dolayısıyla reform yasalarını geçirebilir bunun içerisinde belediyelerle ilgili olan kamuoyunla ilgili olan, kamu hizmetiyle ilgili olan,üniversitelerle ilgili olan daha bir çok alanda.” 

SAYIN TALAT, PARLAMENTO’NUN DA DIŞINDA 

“Haziran ayına kadar siyasi partiler, seçim ve halk oylaması gibi konuların süratle geçirilmesi gerekir. Şuanda bütçeydi derken su konusu çok ciddi bir konu. Bunlardan dolayı çok pek bir şey yapılmadı ama bunların bir çoğu siyasi partiler,seçim ve halk oylaması temelde daha geniş bir katılımı ve seçimi gündeme getirecek. Bunları süratle Haziran’a kadar iyi bir çalışmayla geçirebilir hükümet. Anlık istişareler oluyor mesela çok kolay çözülebilecek ama genel başkan grup başkanı olarak orda olmadığı için belki orda bile sıkıntı yaşanıyor olabilir.Benim hükümetin dışında olmam var. Sayın Talat’ın hem hükümetin hem meclisin dışında olması var .Öyle bir sıkıntı var. “ 

“EKONOMİNİN NEFES ALMASI GEREKİYOR” 

“Su konusunun aşılmasıyla ,mali protokolün imzalanmasıyla birlikte ardından mali piyasalara ekonomiye de bir çeki düzen verilmesi gerekiyor . Nefes alınması gerekiyor. Dolayısıyla hem yasal alt yapısal hem ekonomik ve mali anlamda hükümetin önünü de açabileceği sıkıntı yaratmayacak bir yol var bunun süratle yapılması lazım . Çünkü süratle yapılmazsa bu bizim niyetimiz yani hükümete girme niyetimiz ortadan kalkar.” 

“HÜKÜMETE ORTAK OLMA NİYETİMİZ SORGULANIR” 

“Hükümete bir şey kapma amacıyla girmedik. Sonuçta uyarı kelimesi biraz tehdit noktasına gidebilir. Bu işlerin yapılmaması durumunda bizim hükümete ortak olma niyetimiz sorgulanır Bireysel veya zümresel küçük küçük işlerden hükümet bozma noktasında olmayız mümkün değil. Bizim meselemiz genel hükümet protokolü yapılacak olan işler bu işlerle gecikme aksama bunların genel olarak önemli konulara adım atılmaması.” 

“SUYUN BU ŞEKLE GELMESİ BİLE BİZİM AYIBIMIZ” 

“Su meselesi diyorlar gülüyorum ben. Çünkü su diye bir meseleyi Türkiye çözmüş. Yani 1,5 milyar lira yatırım yaparak suyu çözmüş. Adanın güneyinde Rum komşularımız var,Türkiye’ye teşekkür edecek biri varsa bizden önce onlar olacak yakında bu susuzlukta. 3 ay yağmur yağan diğer 9 ay ay yağmayan bir adada yaşıyoruz . Bu kriz değil.. Bu bence geciktirilmiş. Belki 20 sene sonra ki nesiller geriye dönüp baktığında bize neydi yaptıkları diyip gülebilirler. Ümit ediyorum proje imzalandıktan sonra ihale aşaması ihale teklif şartname hazırlanması ,ihalenin açılması sonuna kadar sonuçlanır diye düşünüyorum.” 

EKONOMİK PROTOKOL 

“Ekonomik ve mali protokol bunlar su anlaşmasının arkasından imzalanacak diye düşünüyoruz. Eminim ki bu protokolle birlikte hükümet akıllıca davranacaktır. UBP başkanı hükümetin dışındadır. Biz 5 bakanımızı görevlendirdik ben bunları takip ediyorum. Bizim niyetimiz benim dışarıda kalmam bile bunun bir göstergesidir . Ben de takip ediyorum gerekli uyarıları yapıyorum.” 

ÖZELLEŞTİRME 

Türkiye’de de limanlar özelleştirildi ,Rum tarafına troykanın dayatmalarının %90 ‘ı özelleştirmelerle ilgili özellikle bunda limanlar var. Dolayısıyla bunlar korkutmamalı ..Doğru yapmak içinde tecrübe lazım ,yapanlardan faydalanmak lazım bunun için en kolayı tabiî ki Türkiye.. Ercan konusunda bir çok siyasi tartışmayı da gündeme getirdi sonuçta olmaması gereken bazı şeyler de oldu .Yani bir Ombudsman raporuyla olay daha değişik başka bir boyut oldu özelleştirme dışında.. Özelleştirmenin korkulacak bir şey olmadığını, bunun bugünkü dünya ekonomik gerçekliliğiyle örtüştüğü ama doğru yerde yapılması içinde doğru çalışmalar olması gerektiği noktasında düşünüyoruz .” 

OMBUDSMAN 

“Dolayısıyla her özelleştirme kötüdür anlamında almadan ama tabiî ki yaşamın son dönemlerindeki sıkıntılar Ombudsman ‘da zirveye çıktı sanki o da hep onu getirdi . Onu biraz biz hem tabiî ki raporun ortaya çıkış şekli basına yansıtılış şekli bir devlet adamlığı duruşundan biraz farklı oldu . 

Sayıştay ve Ombudsman seçilmiş kişiler adına denetim yapıyor ve onlar aracılığıyla meclisin bütünü adına denetim gerçekleştiriyor. Ondan Ombudsman ve Sayıştay var mecliste ve bunlar Meclis tarafından da seçiliyor. Raporu Meclis’e verip ,Meclis’in takdirini beklemek gerekir. Meclis’in yapması gerekirken Ombudsman öyle bir şey şekilde ortaya çıktı ki yargıladı ,soruşturdu, bitirdi. Ciddi bir şekilde yanlış oldu. “ 

“BÖYLE ŞARTLARDA BİR ANLAŞMA YAPARSAK KIBRIS’TA ÇATIŞMA ÇIKAR..” 

“Cumhurbaşkanı ve heyeti bana göre çok pasif.. Güney’in yaptığı bütün açıklamalar rencide edici yerleşmiş birleşmiş parametrelerine aykırı bütün açıklamalar Kıbrıs halkını azınlık görüyor. Cumhurbaşkanı ve heyeti de Güney Kıbrıs’tan yapılan açıklamalara cevap vermelidir. Kıbrıs konusu müzakere, bir al-ver konusudur aslında. Bana göre yönetim ve güç paylaşmadır . 

Cevap vermezseniz temsil ettiğiniz kitlede ezilir. Anastasiadis diyor ki ; éKıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olacaktır, tamamen BM parametresine aykırı. Dönüşümlü başkanlığı asla kabul etmeyiz, BM parametresine aykırı. İki kurucu devlet olamaz BM parametresine aykırı.’ Peki BM parametresine aykırı bir şeyi çok rahat bir şekilde söyleyebilen Güney’e bizim verebilecek hiç mi cevabımız yok. Böyle şartlarda bir anlaşma yaparsak Kıbrıs’ta çatışma çıkar.. Bu çatışmanın sorumlusu da o anlaşmayı yapanlar olur. Bütün Kuzey Kıbrıs’taki toprakları tartışmaya açacaksın üzerine ev olsun ya da olmasın arazileri hepsini kategorileştireceksin sonra dönüp çözümün ertesi günü Kuzey Kıbrıs’ta ekonomi nasıl olacak diyeceksin. Bunun cevabını Sayın Akıncı verecek . S 

ayın Akıncı önünü göremiyor. Örneğin, birisi diyecek ki, ‘evimi kiraya vermek istiyorum.’ Öbürü diyecek ki, ‘dur bir dakika mülkiyet kuruldu ben bunu kiralarsam yarın kiraya veririm sen bunu aldın bu mal nedir Türk malı mıdır? Rum malı mıdır?’ Ne kiralayabileceksin ne ekip biçebileceksin .Ektin biçtin diyelim yarın öbür gün birisi geldi el koydu ürünüme o zaman ne olacak, o da belli değil. Bu işin doğrusu global takastır. Tazminat ve çok sınırlı ihale . Bunu yapmadığınız takdirde yarın Kuzey Kıbrıs’ta hiçbir ekonomik gelişmeden bahsedemezsiniz. 

Türkiye’nin 65-70 bin öğrencisi burada, otellere gelip konaklayanlar belli otel yatırımı var burada peki anlaşmanın ertesi günü bu ne olacak ? Yunanistan gelip istediği gibi dolaşacak AB üyesi olduğu için. Peki Türkiye ne olacak ?” 

TÜRKİYE ELİNİ ÇEKERSE GİDİŞAT KÖTÜ OLUR 

“Türkiye’nin buraya yıllarca vermiş olduğu alt yapı hizmetleri var. Bunları bu zamana kadar karşılıksız vermiş .Bunun üzerine Türkiye Kıbrıs Politikası özellikle son zamanlarda Kıbrıs’taki Türkler karar versin biz uyarız şeklinde gitti. 

Türkiye bu kadar verici bir noktada ,her şeyimize destek olan ana vatanımıza bu kadar çatlak bir ses Çünkü buradaki bir kişinin sesi orda genel duyulur .Genel duyulunca ada orada kırgınlıklara yol açar. Çünkü ben oradaki üst düzey yöneticilerle yakın temastayım .Türkiye elini çekerse gidiş hat kötü olur. Şu anki koşullarla ben bir referandumun tamam olduğunu düşünmüyorum.. 

Biz UBP olarak gerek Kıbrıs konusu gerek Anavatan Türkiye’ye ilişkin ,gerekse ekonomik mali ve kamusal anlamda yapılması gereken tüm halkın yararına ve geleceğini daha rahat yaşayacağı bir ortamı oluşturmak için böyle bir hükümete ortak olduk ve niyetimiz doğrulara adım atmak. Bunları yapamayacağını gördüğümüz anda, biz hiçbir şekilde ortak bulunamayacağımız yapıları sürdürmeyiz ve bunu da sonuçta dediğim gibi bunun için elini taşın altına koymayacağımızı bilinir.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.