1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Özyiğit: “Kendi kurumlarımızı kendimiz yöneteceğiz”
Özyiğit: “Kendi kurumlarımızı kendimiz yöneteceğiz”

Özyiğit: “Kendi kurumlarımızı kendimiz yöneteceğiz”

Toplumcu Demokrasi Partisi’nin (TDP) pazar günü yapılacak 5’inci Olağan Kurultayı’nda Genel Başkanlık için yeniden aday olan Cemal Özyiğit, bugün düzenlediği basın toplantısıyla vizyonunu açıkladı.

A+A-

Kıbrıs Türk Sanayi Odası’nda yer alan basın toplantısında , Özyiğit’e destek veren LTB Başkanı Mehmet Harmancı, TDP Milletvekilleri Hüseyin Angolemli ve Zeki Çeler, TDP Lefkoşa İlçe Başkanı Özmen Birinci, Güzelyurt İlçe Başkanı Kamil Gilanlıoğulları, TDP Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi Koordinatörü İsmet Cabacaba ve diğer bazı parti yetkilileri ile partililer de hazır bulundu.

Özyiğit basın toplantısında, adaylık vizyonu yanında, gündemdeki su konusu ve Kıbrıs sorunuyla ilgili değerlendirme de yaptı.

“AB’YE DAHİL OLMA ARİFESİNDE İHTİYACIMIZ OLAN  ESKİ ALIŞKANLIKLARIMIZDAN KURTULUP …”

Cemal Özyiğit, Kıbrıs sorununun olası bir çözümünün ve Kıbrıslı Türklerin kurumsal olarak Avrupa Birliği’ne dahil olmasının arifesinde ihtiyaç olanın hep birlikte eski alışkanlıklardan kurtulup, daha üretken, daha özgür, daha demokratik, çoğulcu, katılımcı ve kendi ayakları üzerinde bir toplumsal yapıya doğru adım atmak olduğuna işaret ederek,  Avrupa Birliği’nin rekabetçi yapısında var olabilmenin en önemli gerekliliğinin de bu olduğunu söyledi. Özyiğit şöyle devam etti:

“Toplumu dönüştürürken ve üretimi artırırken yaşadığımız toprakları ve çevremizi koruyarak, bu adanın ve güzelliklerin bizden önce olduğu gibi bizden sonraki nesillere de yuva olacağının bilinciyle, sürdürülebilir yaşam ilkelerini temel alarak hareket etmek zorundayız. Yerel kaynaklarımızın kullanımını kendimiz planlamalı ve kendimiz yönetmeliyiz. Yaşamın her alanında ürettiğimiz kadar tüketmeliyiz.”

Özyiğit, ekibiyle, bu toplumsal dayanışmanın bir parçası ve tetikleyicisi olacak bir TDP’yi yapılandırmak için iki yıldır yoğun bir çalışma sürdürdüğünü, partiyi önemli bir noktaya getirmiş olmakla birlikte, 20 Aralık’taki kurultaydan alacakları güçle, ülkeyi ve toplumu daha iyiye ve ileriye taşımak için de çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Özyiğit şunları ifade etti:

“Kaybolan toplumsal karakter ve kimliğimizi yeniden yaratmak durumundayız ve bunu milliyetçi, dışlayıcı ruhla değil, dayanışmacı ve dünyaya açık, enternasyonal bir yapı kurarak yapmak zorundayız. Bilime, sanata değer veren, üreten; açık, şeffaf; insanların özgürlüğünü ve dayanışmasını temel alan, birbirinin siyasal, sosyal ve manevi değerlerine, varlığına ve her türlü bireysel tercihine saygı duyan, gerçek anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğini yaşayan bir yapıya kavuşmak için bizler tüm gücümüzle çalışacağız.”

“NELER YAPTIK?”

Cemal Özyiğit, TDP Başkanlığı süresince yaptıkları icraatları da anlattı. 
Özyiğit, 2013 Kasım ayında devraldığı TDP yönetiminde temel hedeflerinin, partinin geleneğinden gelen sosyal demokrat düşüncenin topluma yeniden umut olacak, bununla birlikte değişen dünyaya ve siyasete uyum sağlayacak bir yapıya bürünmesi olduğunu anımsatarak,  “Bir yerel seçim, bir de cumhurbaşkanlığı seçimiyle geçen yoğun bir dönem olmasına rağmen bu ödevimizde önemli mesafe kaydettiğimizi düşünmekteyim” dedi.

Özyiğit, 2014 Yerel Seçimleri’nin Lefkoşa’da partinin adayı Mehmet Harmancı’nın seçim zaferiyle sonuçlandığı,  ada genelinde belediye meclislerindeki üye sayısını artırdığı; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise bağımsız aday Mustafa Akıncı’nın cumhurbaşkanı seçilmesi ile “toplumun kaderinin doğru ellerde şekillenmesinde öncü rol oynadıklarını” anlattı.
Seçim çalışmalarının yanısıra  ada genelinde yeni örgütler kurarak partinin örgüt sayısını artırdıklarını da ifade eden Özyiğit, çalışmalarını şöyle sıraladı:

“TDP’nin yeni siyasetinin kurumsallaşması gerekliliğine inancımız bizleri bu sürede tüzüğümüzde ve programımızda yenilikler ve geliştirmeler yapmaya itti. Bunun ilk ayağı olarak tüzüğümüzün yenilenmesi çalışmalarını başlattık ve partinin tüm üyelerini sürece katarak, önce bölge toplantıları, ardından tüzük çalıştayı ve son olarak da tüzük kurultayı ile daha şeffaf, daha katılımcı bir yapının önünü açtık.

Bu sırada parti içi çalışma komitelerini kurarak siyasetin her alanında kadrosal çalışmalar yapmaya başladık.

Yine yönetimde bulunduğumuz bu iki yıl içerisinde atmış olduğumuz en önemli adımlardan bir de uzun yıllardır partimizin katılım için çaba gösterdiği Sosyalist Enternasyonal üyeliği sürecini hızlandırıp başarıyla sonuçlandırmamız olmuştur. Böylelikle TDP artık sol enternasyonal dayanışmanın paydaşlarından biri haline gelmiş durumdadır.”

Özyiğit, TDP milletvekillerinin çalışmalarına  da değinerek, şunları aktardı:

“Bu dönemde Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna inandığımız, bazı hakları gasp eden bazılarını da geriye götüren ve toplumda Göç Yasası diye bilinen Yasa’nın yeniden değerlendirilmesi için Meclis’e önerge sunduk. 2014 Şubat ayı içerisinde Meclis Komitesi’nde görüşülmekte olan Askerlik Yasa Önerisinde var olan eksiklikleri göz önünde bulundurarak meclise öneri sunduk. Öneride, yasa önerisinde bulunmayan Vicdani Ret hakkının tanınması talebimizi meclise taşıdık.

TC-KKTC arasında imzalanan ve TC Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın KKTC’de Koordinasyon Ofisi açmasını öngören protokolün iptali için Bakanlar Kurulu aleyhine dava açtık. Partimiz, Eczacılık okuyan öğrencilerin mağdur olmasına yol açacak olan Eczacılık Mesafe Tüzüğü ile ilgili Anayasa Mahkemesine dava dosyaladı ve davanın açılmasının ardından söz konusu tüzük Bakanlar Kurulu tarafından iptal edildi.” 

“TEMEL VİZYON”  

TDP Genel Başkanı ve Başkan Adayı Cemal Özyiğit, sürdürülebilir bir yapıya ulaşmanın en önemli hamlesinin  kendi ayakları üzerinde duran sürdürülebilir bir ekonomik yapıyı tesis etmek olduğuna işaret ederek, “Ekonomimizin acilen hem sağlıklı bir zemine oturtulması, hem de Kıbrıs sorununun olası bir çözümü durumunda uluslararası rekabete hazır hale getirilmesi gerekmektedir. Farklı vadelerdeki yatırımları doğru planlayıp teşviklendirmek, hem üretim, hem hizmet sektörlerindeki standartları artırmak ve tüm bu yatırım planlamalarını yaparken ayrıcalıklı zümreler yaratmamak bizlerin temel sorumluluğudur” şeklinde konuştu.

Devletin, ekonomik yapıyı planlayıcı, düzenleyici ve denetleyici bir role kavuşturulması,  ürün ve hizmet standartlarının denetlenmesinin yanısıra, vergi kaçakçılığı ve vergi ayrıcalıklarının son bulması için ciddi adımlar atılması gerektiği görüşünü dile getiren Özyiğit, “Ekonomik planlamanın yanında, gelirin adaletli dağıtılması, toplumun farklı kesimleri arasındaki gelir dağılımı ve yaşam kalitesindeki uçurumların kabul edilebilir seviyelere çekilmesi, emeğin gerçek değerini bulması, sol bir parti olarak bizlerin en temel ekonomik yaklaşımıdır” dedi.

“EĞİTİMDE TEMEL HEDEF MUTLU VE ÜRETKEN BİREYLER YETİŞTİRMEK”

Eğitimin toplumsal planlamanın en hayati parçası olup, temel amacının üretken, mutlu, topluma ve çevreye duyarlı bireyler yetiştirmek olması gerektiği, yaşayarak öğrenmenin temel alındığı, teknolojinin doğru adapte edildiği, mesleki ihtiyaçlara göre düzenlenen eğitimin ana hedefleri olduğunu vurguladı.

Maddi durumu ne olursa olsun her çocuğun eğitimde fırsat eşitliğine ve kaliteli eğitim hakkına sahip olması gerektiğine işaret eden Özyiğit, “Devlet okullarındaki eğitim seviyesinin, özel okullarla rekabet edebilecek seviyeye çekilmesi yönündeki çalışmalara hız verilmelidir” dedi.

Tam gün eğitime planlı geçiş yönünde  siyasi kararlılığın oluşması için çalışmalar yapmaya devam edeceğini vurgulayan Özyiğit, tam gün eğitime geçişin sistemli ve planlı bir yapıda ve eğitimin tüm paydaşlarının sürece katkısıyla gerçekleşmesi gerektiği ve bu geçişin akademik, fiziksel, kadrosal, mali ve sosyal tüm altyapısının paralel olarak tesis edilmesiyle ancak mümkün olabileceğinin bilincinde olduklarını ifade etti.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE VAZGEÇİLMEZİMİZDİR”

Özyiğit, çevre konusunda ise, küresel anlamda yaşanan ekolojik sorunlar, türlerin yaşam alanlarının kirletilmesi ve daralmasını yerkürenin önündeki en büyük tehdit olarak gördüklerini belirterek, özellikle Kıbrıs gibi küçük bir coğrafyada ekolojik dengenin, tür çeşitliliğinin ve doğal kaynakların korunmasının tüm toplumsal planlamaların vazgeçilmezi olması gerektiğini söyledi. Özyiğit şunları kaydetti:

“Yatırımlar çevrenin sürdürülebilirliği ilkesiyle ele alınmalı, özellikle sahillerin ve yeşil alanların korunumu, taş ocakların denetimi ve doğaya yeniden kazandırılması gibi konularda somut adımlar atılmalıdır.  Bizler devletin çevre korunması ve çevre bilincinin geliştirilmesi konusunda ciddiyetle ele alıp, sivil toplumla gerekli düzenlemelerin ve uygulamaların yapılması noktasında ortaklaşacağı bir ilişkiyi öngörmekteyiz.” 

“ÇALIŞANLARIN HUZUR VE GÜVENLİĞİ”

“TDP, sol bir parti olarak üretimden ve emekten yana tavrını ileriki dönemde de devam ettirecektir” diyen Özyiğit, kamuda ve özelde çalışanların çalışma şartlarının iyileştirilmesi, emekçilerin  sağlıklı ve güvenli şartlarda huzur içinde ve emeğinin karşılığını alarak çalışma yaşamlarına devam etmeleri yönündeki  kararlılığını sürdüreceğini söyledi.

Özyiğit, “Kamu ve özel sektör çalışma şartları ve sosyal hakların eşitlenmesi konusunda daha ileri adımlar atılması gerekmektedir. Bu anlamda özel sektördeki paydaşlarla biraraya gelerek özelde sendikalaşmayı hayata geçirmek bizlerin olmazsa olmazıdır” şeklinde konuştu.

“KAMU DÜZENİ VE TEMİZ SİYASET”

Kamuda “torpil mekanizmaları”,  “plansızlık” ve “verim düşüklüğüne” dikkat çeken Özyiğit,  “ Bizler geleneğimizin bize verdiği sorumlulukla, kamu kadrolarıyla siyasetin arasındaki yozlaşma üzerine kurulmuş bağları koparmak için üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

Devletin denetçilik görevinin, siyasetin bazı sermaye kesimleriyle iç içe girmesiyle yerine getirilmediğini savunan Özyiğit, şunlar ifade etti:

“TDP bundan sonraki süreçte de, üyelerinin ve gönüllülerinin oluşturduğu öz kaynaklar ile yoluna devam edecek, siyasetini etkileyecek herhangi bir kirli ilişki içine girmeyecektir.

Devlet yönetmek ciddi bir iştir ve ister muhalefette ister iktidarda siyaset her yurttaşa eşit mesafede durma gerekliliğini getirir. Bizler hiçbir vatandaşımız arasında fark gözetmeden insanların sorunlarını dinleyecek, onların sesleri olacak ve sorunlarının çözümü noktasında var gücümüzle çalışacağız. TDP son dönemlerde tüm kesimlerin takdirini alan temiz siyasetine ve yenilikçi anlayışına kararlılıkla devam edecektir. “

“KENDİ KURUMLARIMIZI KENDİMİZ YÖNETECEĞİZ”

Özyiğit, seçimi kazanması halinde, Toplumcu Demokrasi Partisi’nin, önümüzdeki dönemde de Kıbrıslı Türklerin kendi kurumlarını kendinin yöneteceği, kaderlerini kendinin belirleyeceği bir yapı için çalışacağını;  Kıb-Tek’in özelleştirilmesinin net bir biçimde karşısında olacağını ve  Türkiye’den gelen suyun öz kaynaklarla  yönetilmesinden geri adım atmayacağını söyledi. Özyiğit şöyle devam etti:

“Suyun yönetimine gerçek anlamda sahip olmanın ilk ve en önemli adımı suyun bedelini ödemekten geçmektedir. Su, protokol gereği Geçitköy Barajı’nda alternatif su kaynaklarının fiyatları da baz alınarak belirlenen ücretten satın alınacaktır. Türkiye’den gelen suyun, diğer su kaynakları ile birlikte birleştirilmesiyle belediyelerin deposuna kadar merkezi yönetim tarafından dağıtımı yapılacak ve ücreti belediyelerden tahsil edilecektir. Belediyeler ise aynen bugün olduğu gibi suyu işleteceklerdir. Verimliliği artırmak, kayıpları azaltmak için gerekli yatırımlar belediyelerin oluşturduğu BESKİ gibi ortak ve yerel işletmeler tarafından yapılacaktır. 
Su konusunda bu yönde bir mekanizmayı kabul eden her yapıyla kayıtsız şartsız birlikte yürüyeceğimizi ve hükümetin de bu tutumda olması durumunda her türlü desteği vermekten kaçınmayacağımızı net bir şekilde yeniden vurgularız.”

“TDP ÇÖZÜMÜN SÜRÜKLEYİCİSİ OLACAKTIR”

Kıbrıs konusuna da değinen Özyiğit, Mustafa Akıncı’nın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte adada adil ve kalıcı bir barış için umutların yeniden yeşerdiğine işaret ederek  “Bu olumlu hava ile yaratılan tarihi fırsat bir kez daha heba edilmemelidir. Burada bizlere düşen görev, süreci sahiplenmek, barış ateşini yeniden yükseltmektir. Bu süreçte bu kez toplum içinde kamplaşmalara düşmeden, ortak aklın oluşturacağı bir toplumsal tavrı yaratmaktır” dedi.

Partisinin, iki toplumun da içselleştirerek kabul edeceği bir çözüme ulaşana dek, bu sürecin her zaman olduğu gibi sürükleyicisi olmakta kararlı olduğunu söyleyen Özyiğit, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çözüm perspektifimiz 11 Şubat Belgesi’nde de belirtildiği gibi iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, tek egemenlik, tek vatandaşlık ve uluslararası tek kimliği içeren federal bir çözümdür.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı müzakere masasında bu parametreler çerçevesinde adil ve dengeli bir çözümü ararken Kıbrıs Türk Halkı’nın hak ve çıkarlarını koruma noktasında da kararlı bir tutum sergilemektedir ve bizler de bu sürece sonuna kadar destek olmaya devam edeceğiz. TDP iki toplumun da içselleştirerek kabul edeceği bir çözüme ulaşana dek, bu sürecin her zaman olduğu gibi sürükleyicisi olmakta kararlıdır.” 

MART’TA REFERANDUM…

Basının sorularını da yanıtlayan Özyiğit, Mart ayında referanduma gidilebileceği yönündeki haberlere atfen, bunun mümkün  olup olmadığı ve toplumun buna hazır olup olmadığı şeklindeki bir soruya karşılık, çalışmaların bu yönde devam ettiğini ifade ederek Cumhurbaşkanının planın ocak sonuna ortaya çıkabileceği yönündeki sözlerine dikkat çekerek, müzakerelerin olumlu seyretmeye devam etmesi ve planın da ortaya çıkması halinde referandumun kaçınılmaz olacağını ifade etti.

“Dolayısıyla biraz daha sabır” diyen Özyiğit, önümüzde kısa bir dönem kaldığını, Cumhurbaşkanı ve ekibinin  yoğun, kararlı bir müzakere süreci geçirdiğini anlattı.

“BEKLENTİMİZ REFERANDUMUN RUM TARAFINDAKİ SEÇİMLERDEN ÖNCE YAPILMASI”

Özyiğit, kendi beklentilerinin de Rum tarafındaki seçimlerden önce bu referandumun yapılması olduğuna işaret ederek, aksi halde seçimlerin öne çıkması durumunda ister istemez referandum ve olası bir çözümün de ötelenebileceğini ve zaman kaybı olacağını  kaydetti.

Halkın yeterince bilgilendirildiğine inanıp inanmadığı sorusuna ise Özyiğit, müzakere tutanaklarının düzenli olarak Mecliste  gönderildiğini, milletvekillerinin de cumhurbaşkanlığında düzenli olarak bilgilendirme toplantılarına katıldığını belirterek, eksik olanın Cumhurbaşkanlığı sözcüsünün düzenli olarak basınla bir araya gelmemesi olduğunu, bunu kendilerinin ilettiğini söyledi.

Özyiğit, bu olmadığı zaman Rum tarafındaki  manipülasyon politikasıyla bir şeyler öne çıkarılınca KKTC’de de bazı “güdümlü veya süreci berhava etmek isteyen” basının da konuları başka yöne çekerek olumlu atmosferi bozmaya çalıştığını anlattı.

ANGOLEMLİ

TDP Milletvekili Hüseyin Angolemli de söz alarak, zaman zaman Meclis’te yapılan kapalı oturumlardan birinde aynı soruyu Cumhurbaşkanı’na da sorduklarını ve  “En sona geldiğimizde ortaya çıkacak olan o metni halkımızın iyice hazmetmesi, okuması, öğrenmesi için yeterli bir zaman aralığını vereceğim“ dediğini aktardı.  
Milletvekili olarak kendisinin her konuda bilgiye ulaşabilmekten memnun olduğunu da ifade etti.

ÇELER

TDP Milletvekili Zeki Çeler de, milletvekili olarak kendilerinin her cuma bilgilendirildiklerini, halkın  bilgilendirilmesi gereken hususlarda da zamanı geldiğinde Cumhurbaşkanlığı’ndan yeterli açıklamanın yapıldığına inandığını belirtti.

Planın ocakta çıkması durumunda konunun anlaşılması için en az 2 aylık sürenin yeterli olacağına inanç belirten Çeler, “Kimsenin birilerinden bir şey gizlediği yoktur. Bunu açıkça söyleyebilirim. Sadece toplumların belli başlı noktalarda hazır olduklarına inandıkları zaman bu açıklamalar yapılmaktadır” diye konuştu.

HARMANCI

LTB Başkanı Mehmet Harmancı da , ilk kez bu denli tarafların üzerinde uzlaştıkları şekilde bir ilerleme sağlandığına işaret ederek,  iki liderin de yürüttükleri temponun takdir edilmesi gerektiğini söyledi ve Cumhurbaşkanı’nın,  gereken yerde toplumun aydınlanması için gereken mesafeyi sağlayacağına olan inancını dile getirdi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.