1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Panikos'un kitabı
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Panikos'un kitabı

A+A-

Yeşilırmak Çilek Festivali’nde, Rum Yazar Panikos Neokleos’un iki kitabına rastgeldim. Hemen alıp okudum… Özellikle 74 savaşındaki Rum cephesinde olanları, askerlerin ağzından ropörtajlarla anlattığı “Kıbrıs’ta 1974’te Göz Ardı Edilenler” çok ilgimi çekti. Çünkü biz de karşı tarafta idik…

1974’ten bu yana, Kıbrıslı Türk olsun, Kıbrıslı Rum olsun, bizim kuşaktan birkaç kişinin bir araya geldiği hemen her ortamda, savaş anıları anlatılır. Türkiye’de her muhabbette düz askerlik anılarının anlatılmasına bakılırsa, savaş anıları, hayda hayda konuşulur; bunda şaşılacak bir şey yok! Kapılar açıldığında, Rumlar arasında da ayni muhabbetin devam ettiğini görmek, beni şaşırtmamıştı. O denli büyük bir travmanın unutulması, elbette mümkün değil… Bana absürd gelen ne oldu biliyor musunuz?

Bir gece, Mihalis Papapetru, Elli Mozora, Kostas Themoslekteu gibi dostlarla, Lefkoşa’nın güneyinde, bir kaldırımda çilingir sofrasını kurmuş, Ağustos sıcağında soğuk zivaniya içiyorduk. Karşıdan bir motosikletli gelip, büyük tezahürat arasında masaya oturdu. Benim yanıma… Türk olduğumu öğrenir öğrenmez, sordu:

“ 1974 savaşında Kıbrıs’ta mıydın?”

“ Evet” yanıtımdan sonra, ikinci soru: “ Savaşa katıldın mı?” Olumlu yanıtım, soruların devamına neden oldu: “Bize ateş ettin mi?” Yâni bir savaşa katılmışsın, “ateş etmedim” desen kim inanır? Buna da olumlu yanıt verince, masa arkadaşım bir “pahıl çağırdı”!

“ Kâ’vvoleeee… Bilseydim ki karşımda savaşanlar, bu patriodi gibi arkadaşlardır, hiç o kadar korkar mıydım?”

Masayı bir kahkaha tufanı sardı… En çok da ben güldüm…

“ Biz de korkuyorduk be patriodi” dedim ama mümkünü yok, inanmadı… Allahtan o Lefkoşa Ledra Caddesinde, ben ise Lefke’de savaşmıştık! Karşılıklı değildik yâni… Ama Türkler’den ibaret bir içki sofrasında nasıl savaş anıları konuşulursa, o gece o masada da savaş hikâyeleri, zivaniyanın mezesi oldu… Cephenin iki yanından hikâyeler… Traji komik olaylar…

En çok güldüğüm, Ledra Caddesi’nin dibindeki sabahçı kahvesini çalıştıran ihtiyarın, ateş başlayınca, dükkândan fırlayıp, eline geçen ilk bisiklete atladığı gibi, sıvışması! İhtiyar ömründe ilk defa bisiklet biniyormuş ve Elefteria Meydanına ulaşınca, kendinin bisiklet binmeyi bilmediğini hatırlayıp, paldır küldür yere yuvarlanmış!

Panikos’un kitabını okuyunca ilk izlenimim, dudaklarımdan dökülen, “Ulan Türkiye gelmese imiş, biz savaşmayı da beceremiyecekmişiz…” oldu… Tamam… Biz, amatör bir milis kuvveti idik ama gene bir emir-komuta zincirimiz vardı… Anlı şanlı Etniki Furra, meğer bizden beş betermiş… Millet askere çağrılmış ama “sendebaş deli gönlüm” , herkes kafasına göre takılmış.

Okunmalı…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.