1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Paradigma bitti...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Paradigma bitti...

A+A-

Paradigma, kısaca herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallara ve uygulamalar bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Ciddi bir paradigmanın içinde yaşayıp da onun değerlerini reddetmeniz, kolay değildir. Farklı ideolojilere sahip olup, ayni paradigma içinde bulunmak, olasıdır .

Hiç bir paradigma, sonsuza kadar yaşamaz. Her tarihsel dönem, insanların zihniyetinde yazılı ve yazılı olmayan kuralları ile bir düşünce biçimi geliştirir. İnsanlar, o düşünce doğrultusunda davranışlarına ortak bir eksen bina ederler ve o şekilde davranırlar. Sonra gün gelir, değişen koşullar, yaşamın koşullarını başkalaştırır. Paradigma ölür. Oysa eski koşullara göre şekillenmiş insan zihninde, paradigma bir süre daha yaşamaya devam eder. Ta ki yeni yaşamın gerçeği, balyoz gibi tepelerine insin. İnsanlar, yıllar içinde oluşturdukları düşünce biçiminin “artık” yanlış olduğunu fark edince, kendilerini güvenlik içinde hissetmezler, gelecek kaygısından paniğe düşerler.

Bizim egemen paradigmamızın ölümü, ta bankalar krizinde başladı, Annan Planı günlerinden gelişti. Ve sanıldı ki “statüko” Denktaş ile UBP’dir. Ne var ki toplumda, egemen olan bir paradigmaya paralel olarak, bir de Alternatif Paradigma vardır. O toplum düzenine karşı olanların, kendi alt paradigmaları! Kendi “karşıtlıkları”nın onlarda yarattığı bir düşünce ve davranışlar bütünü. Bizim adına ister “sol” diyelim, ister “alternatif” paradigmamız da sağlığını yitirmiştir! Toplumda olduğu gibi sol içinde de ünlü deyiş ile “yönetenler eskisi gibi yönetemediği gibi, yönetilenler de eskiden olduğu gibi yönetilmeyi istememektedirler.” Ortalama insan, düşüncelerini yaşadığı deneyimlerle kendi tecrübesinden üretir. Oysa sol hareketler, ilericilik iddialarına uygun olarak, kendi konumlarının üstüne çıkıp, durumu kuşbakışı irdeleyip, dünya bilgi birikiminin süzgecinden geçirdiği yerel koşulları yorumlayarak, her gün yeni düşünceler, politikalar, ideoloji üretemezse, bunu her gün yeniden yapamazsa, zaten sol olmaktan çıkar, başka bir şey olur.

Yeni sağ paradigmayı, orta sınıflar bu oluşmakta olan yeni koşullar içinde deneyip yanılma yoluyla oluşturacaklardır. Hayatın içinde…

Yeni sol paradigma ise yaratılmaya muhtaçtır, çünkü yaşadığımız düzen sol bir yaşam biçimi değildir ki kendiliğinden oluşsun! Öte yandan, sağ bir paradigma ile de solcu olunamıyor… Bence sol cenahta, asıl şimdi konuşulması, tartışılması ve üretilmesi gereken budur… Solda yapılması gereken, yeni politikalar, yeni bir ideoloji ve giderek yeni bir alternatif paradigma üretmektir. Marx’tan başlayarak, Lenin’den, sosyal demokrat önderlerden, Troçki’den, Gramsci’den geçip, Althusser’de biten bir dizi teorik argüman gösterebilirim.  Frankfurt Okulu’na dalıp, Eleştirel Teori’nin kıvrımlarına dalabilirim… Ama nereye gidersem gideyim, okur bilmelidir ki iş, “solcu olmak, sol teori sahibi olmak ve bunu her gün yeniden üretmekten geçer”… İster Marx’ın Alman İdeolojisi’ne bakınız, ister Lenin’in Ne Yapmalı’sına… Keyfiniz isterse Yapısalcıları, beğenmezseniz Gramsci’yi okuyunuz… Eleştirel Teori’ye dalınız yahut… Hepsinin de dediği, “sol olmak, teori üretmek ve yeniden üretmektir”! Çünkü hayat, kendini her gün yeniden üretmektedir.

Yoksa Mevlâna’ya dönüp, onun ünlü deyişini mi anmak lâzım:

“Şimdi yeni şeyler söyleme zamanıdır…”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum