1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Paradigma üretenlerle terliksi hayvanlar...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Paradigma üretenlerle terliksi hayvanlar...

A+A-

Ali Tekman ve Kör Necmi’ye maruzatımdır!

E.H. Carr’dı galiba… Bir büyük tarihçi, “Tarih yazmak için, tarihçi kendi ilişkilerinden sıyrılıp, meseleye yukarıdan bakabilmelidir” der… Benzer bir tanımlamayı, entelektüel olabilmek için de sanırım Niyazi Berkes’ten okudum… Aslında, “ adam” olabilmek, “lider” olabilmek için de aynı reçete geçerlidir. Sıradan insanlar, mevcut koşulları iyi tahlil edip, onlara uyum sağlamakla yaşam sürdürürler… Ama topluma liderlik ettiğini, edeceğini iddia edenler, var olana yukarıdan bakıp, o koşulları belirleyenlerdir!

Rauf Denktaş’ın, siyasete atıldığı koşullara bakın! Nüfusun %18’i, tarımsal üretimin %12’sini, imalâtın %6’sını, ihracatın %0.22’sini üreten, elektriğin %6’sını tüketen, gelir vergisinin de ancak %3.5’unu ödeyebilen bir topluluk adına siyasete kalkışan bir adam, eğer “Napalım gardaş? Durum budur… Hong Kong’dan, Jamaika’ya kadar dünyayı idare eden devletle mi uğraşacağız, bu halimizle?” deseydi, ne olurdu? Diyenler de vardı ve hiç de az değillerdi… Hayır! İstediğimiz kadar “beğenmeyelim”, o bunu yapmadı! Bundan başka herşeyi yaptı… Önce “algı”yı değiştirdi! “İngiliz’i de kırmayalım” diyen zamanın aydınlarını, aştı! “Bizden bir şey olmaz” lâfına inanmış olan halkın aklını değiştirdi, “İstersek olur” dedirtti… Sonra da gitti Türkiye’yi ikna edip, gün geldi o şartları da değiştirdi! Okula aç ve yalınayak giden bitli çocuklar “gerçeği”nden; bugün BMW’yi beğenmeyip Porsche arayan, Uzak Doğu’ya “criuse” seferi ile tatil yapmayı “hak” zanneden memurlara, öyle geldik! Şartları değiştirdi…

1955’lerden daha da mı kötü, bugünkü şartlar?

Sıradan insanı, şartlar belirler… Ama topluma liderlik etmeye kalkan, şartları kendi belirler…

Bir kısım siyasetçi, mevcut şartlara teslim olup, yaşadığı süre içinde kendini önemli sayarak, ölür gider! Geriye ondan bir nefes bile kalmaz! Bir kısmı ise şartlara meydan okur, ya o yolda telef olur veya o şartları değiştirir… Önemsiz adamlardır bunlar! Yunus Emre zamanında padişah kimdi? Hatırlayanınız var mı? Bırakın veziri meziri…

Birinciler, ikincilerin kurduğu sistem içinde debelenmekle gün geçirirler… Her sıkıştıklarında, ilk defa ötekilerin söylediği lâfları terennüm eder, onların adına bayramlar düzenlerler, sallan yuvarlan yaşarlar… Gün gele o ikincilerin kurduğu sistem artık zamana uymadığında, söyleyecek lâfları yoktur! Beklerler… Yeni birileri, yeni birşeyler söyler, kavgasını verir, yeni düzen kurulur. Bu “şartlar böyle abi” ciler, hoplar, orada da bir makamcık edinir! Tarihte toplu iğnenin ucu kadar bir değer temsil edemeden, göçer gider… Ne halt ettiğini kimse anlamaz sanarak, gövdelerini sürüklemeye yaşamak der!

On yıldan beridir, “paradigma yıkıldı” denildiği zaman; herkesten çok önce “evet” diyenler,“ Yeni bir paradigma oluşturmalıyız” denildiğinde de “evet” demek üzere, en çok bağıranlar ama, “Hade” denildiğinde, “Napalım gardaş da Türkiye vermezse maaşları bile ödeyemeyik” diye yalan söyleyerek, elçiliğe, Ankara’ya, Türkiye’de yaşayan yazarlara; Brüksel’e, AB’ye, Amerikan elçiliğine koşanlar, gene bunlardır!

En büyük sıkıntımız, budur… Paradigmayı üretenler ve ona teslim olup, onun içinde debelenenler arasındadır bizim problemimiz… Çünkü “şartlar”, “oyunun kuralı” adına ne derseniz deyin, var olana teslim olan, başkasını düşünemeyenlerin söyleyecek lâfı yoktur! Yenisi ortaya çıkınca, terliksi hayvan gibi her şekle girebilen bir miktar tek hücreli, gene ortaya atılacaktır, hiç şüpheniz olmasın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.